HERKESE YETİŞİRKEN KENDİNE GEÇ KALANLAR

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kendini ihmal ederek yaşamak fedakârlık değil, yavaş yavaş tükenmektir.

28 Haziran 2026 - 12:36
 3  47
HERKESE YETİŞİRKEN KENDİNE GEÇ KALANLAR

HERKESE YETİŞİRKEN KENDİNE GEÇ KALANLAR 

Bazı insanların adı yoktur yorgunluklarında.

Sabah ilk onlar uyanır. Evin sessizliği içinde günü başlatır, herkesin ihtiyacını düşünür, herkesin eksiğini tamamlamaya çalışırlar. Birinin ilacı, diğerinin yemeği, bir başkasının derdi, bir diğerinin isteği... Gün boyunca onlarca farklı role girerler ama hiçbirinde kendileri olamazlar.

Çünkü kendilerine sıra hiç gelmez.

Hayatın içinde öyle bir noktaya gelirler ki yıllardır yapmak istedikleri şeyleri ertelediklerini fark ederler. Gitmek istedikleri yerler vardır ama gidemezler. Görmek istedikleri insanlar vardır ama görüşemezler. Bir köşeye çekilip sadece dinlenmek isterler ama vicdanları izin vermez.

Sevgiyle üstlenilen bir sorumluluk zamanla ağır bir yük haline gelmez belki ama insanın omuzlarında görünmeyen bir yorgunluk bırakır. Çünkü bakım sadece bedeni değil, ruhu da yorur.

Günler geçer.

Haftalar geçer.

Aylar geçer.

Bir bakmışsın yıllar geçmiş...

Ve sen hep aynı evin içinde, aynı sorumlulukların arasında kendini unutmuşsun.

Eskiden sevdiğin şeyleri düşünürsün bazen. Bir yürüyüşü, bir arkadaş sohbetini, dışarıda içilen bir çayı, eşinle geçirilen sakin bir akşamı... Sonra hayatın telaşı yeniden kapını çalar ve o düşünceler yine ertelenir.

En acısı da budur aslında.

Kimse kötü niyetli değildir. Kimse seni üzmek istemez. Ama herkes senin fedakârlığına alışmıştır. Sen hep yaparsın, sen hep yetişirsin, sen hep çözersin diye düşünülür. Güçlü görünmenin bedeli bazen görünmez olmaktır.

Oysa güçlü insanların da yorulduğu günler vardır.

Onların da anlaşılmaya ihtiyacı vardır.

Onların da "Bugün nasılsın?" sorusunu duymaya ihtiyaçları vardır.

Bir insanın sürekli vermesi beklenemez. Çünkü sevgi de emek de ilgi de tükenmeyen kaynaklar değildir. İnsan bazen durmalı, nefes almalı, kendini hatırlamalıdır.

Kendine ayrılan birkaç dakika bile suçluluk sebebi olmamalıdır.

Çünkü kendini ihmal ederek yaşamak fedakârlık değil, yavaş yavaş tükenmektir.

Ve insan, herkese yetişmeye çalışırken en çok kendine geç kalmamalıdır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.