BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN?

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
21 Ekim 2025 - 22:18
 2  82
BUGÜN DEĞİLSE NE ZAMAN?

Bazı insanlar hayatlarını bir listeye dönüştürüyor: ölmeden önce yapılacaklar, görülecek yerler, tadılacak lezzetler... Tam anlamıyla bir modern çağ destanı yazıyorlar kendilerine, ama ne hikmetse bu destan hiç tamamlanmıyor.  
Kulağa ne kadar havalı geliyor, değil mi? "Ölmeden önce 100 şey"... Sanki ölüm, biz listeyi bitirene kadar köşede beklemeye söz vermiş gibi!

Ancak sonra bir bakıyoruz ki o liste, dolabın arkasına düşmüş, bir defterin arasına sıkışmış ya da telefonun notlar kısmında, en son 2017'de güncellenmiş. 
Tozlanmış, unutulmuş... Tıpkı ömrümüz gibi.  
Hayatın ironisi de liste uzadıkça bir bakmışız ki ömür kısalmış. İkisi ters orantılı ilerliyor, adeta Aristoteles’in trajedi tanımını yaşıyoruz, ama bu sefer sahnede ne kahramanlık var ne de katarsis. Sadece tüketilmiş bir hayat ve geride kalmış koca bir liste... 

Bizim görevlerimiz faturaları ödemek, trafikle boğuşmak ve sabah kahvaltısı yapmaya fırsat bulamadan öğle yemeğine yetişmek... Öyle ya, maddi yetersizlikler, zaman kıtlığı ya da her an elimizi kolumuzu bağlayan o içten içe büyüyen korku: 
Ya başaramazsak? Ya yeterince iyi olamazsak? Ya o listedeki "dağ tırmanışı" sırasında ayağımız kayarsa? 
Sahi, bu kadar çok "ya" ile kurduğumuz bir cümlede nasıl "yaşamak" kelimesine yer açacağız?

Tarihe baktığımızda: Caesar Rubicon’u geçerken arkasında bir liste bırakmadı, "Gelmiş geçmiş en büyük imparatorlardan biri olacağım, ama önce Akdeniz’in şu meşhur kalamarını yemeyi unutmayayım" diye not da almadı.  
O, ne yaptıysa yaptı; belki de liste tutmanın zamanını öldürdüğünü çoktan anlamıştı. Ama biz, modern çağın tüketici ruhları, hayatı yaşamak yerine onu kataloglamayı tercih ediyoruz. Acı tarafı da kataloglayarak hiçbir şey yaşamıyoruz. İşte tam da 
burada Cervantes’in Don Kişot’una dönüyoruz: Hayallerimize ulaşmak için devlerle değil, yeldeğirmenleriyle savaşıyoruz. Ve daha acısı, bu savaşın sonunda şövalye bile olamıyoruz, sadece yorgun birer "modern insan" olarak kalıyoruz. 
Sonuç mu? Liste, hayatın yazılı bir fıkrası gibi elimizde kalıyor. Hayallerimiz ise bizimle beraber toprağa karışıyor. "Daha fazla yaşa, daha çok gör, daha çok hisset" mottosuyla başlayan hayatlarımız, "zaten vakit kalmadı" bahanesiyle sona eriyor. Sahi, ölmeye vaktimiz kalacak mı? Çünkü yaşamaya kalmadığı kesin...

Belki de mesele, ölmeden önce yapılacaklar listesi hazırlamakta değil; ölmeden önce yaşamayı hatırlamaktadır. Bir şeyi kutuya tik atmak için değil, sırf içimizden geldiği için yapmakta... Çünkü belki de hayat, planlandığı gibi yaşandığında değil, akışına bırakıldığında en güzel haline dönüşür. Listeleri bir kenara bırakıp, elimizde kalan anın nabzını tutmayı öğrenmemiz gerekiyor. Zira hiçbir liste, yaşanmış bir anın yerini dolduramaz. Ve belki de en büyük “ölmeden önce yapılacak şey”, nihayetinde sadece yaşamaktır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fatma Betül Öztürk Editör / Köşe Yazarı