ISLAK İZ - Beşinci Bölüm

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
5 Mayıs 2026 - 16:58
5 Mayıs 2026 - 16:58 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 5  340
ISLAK İZ - Beşinci Bölüm

ISLAK İZ – Beşinci Bölüm

Sabah, geceyi sessizce devraldı.

Mahir gözlerini açtığında, odanın içi solgun bir aydınlığa bürünmüştü. Perdelerin arasından süzülen ışık, masanın üzerindeki deftere vuruyor; sanki yazılanları görünür kılmak ister gibi sayfaların üzerinde dolaşıyordu.

Gece yaşananlar… bir rüya değildi.

Kapının önündeki o not hâlâ cebindeydi.

Elini yavaşça cebine attı. Kâğıdı çıkardı. Kat yerleri belirginleşmişti ama üzerindeki cümle hâlâ aynı netlikteydi:

“Artık hazırsın.”

Mahir derin bir nefes aldı.

Hazır olmak… ne demekti?

Neye?

Birine mi? Geçmişe mi? Yoksa kendine mi?

Ayağa kalktı. Bu kez düşünmek için değil, hareket etmek için. İçinde uzun zamandır hissetmediği bir şey vardı: yön.

Masaya yaklaştı, defteri kapattı. Dün geceki Mahir o defterde kalmıştı. Şimdi başka bir sayfa açılıyordu ama bu kez kâğıtta değil, hayatın içinde.

Üzerini değiştirdi. Aynaya baktı.

Kendi gözlerine ilk defa bu kadar uzun baktı.

Kaçmadı.

Gözlerini kaçırmadı.

“Leyla…” diye fısıldadı.

Bu isim artık bir yara gibi değil, bir cevap gibi duruyordu içinde.

Kapıyı açtı.

Koridor sessizdi. Dün geceki o tuhaf his yoktu ama yerini daha güçlü bir şey almıştı: kesinlik.

Merdivenlerden indi. Sokağa çıktı.

Şehir uyanıyordu. İnsanlar yine koşuşturuyordu. Ama bu kez Mahir, o kalabalığın içinde kaybolan biri değildi.

O, birini bulmaya giden biriydi.

Ama aslında… Kendini tamamlamaya.

Adımlarını hızlandırdı.

Bir adres yoktu elinde.

Bir yol haritası da yoktu.

Ama bir his vardı.

Ve bazen insan, yolunu bilmeden de doğru yere yürür.

Bir süre yürüdü. Sokaklar değişti. Tanıdık olmayan mahallelere girdi. Ama içindeki o ses susmadı.

“Devam et.”

Bir köşe başında durdu.

Kalbi hızlandı.

Gözleri bir noktaya takıldı.

Eski bir apartman.

Kapısının boyası dökülmüş, camları yarı karanlık.

Ama Mahir biliyordu.

Burayı daha önce görmüştü.

Belki rüyasında… Belki bir anının kıyısında…

Ya da belki, hiç gitmediği ama hep bildiği bir yerde.

Yavaşça yaklaştı.

Kapının önünde durdu.

Elini kaldırdı.

Kapıyı çalmak için…

Ama durdu.

Çünkü bu kez fark etti:

Bu kapı, sadece bir eve açılmıyordu.

Bu kapı… Geçmişine açılıyordu.

Ve ilk kez, Mahir geçmişinden korkmuyordu.

Kapıyı çaldı.

Sessizlik.

Bir daha çaldı.

İçeriden ayak sesleri geldi.

Kalbi göğsünden çıkacak gibiydi.

Kapı yavaşça aralandı.

Ve Mahir’in gözleri…

Yıllardır aradığı cevapla karşılaştı.

Kapıyı açan kişi, sadece bir insan değildi.

Bir hatıra değildi.

Bir yüzdü…

Ama aynı zamanda, onun eksik kalan parçasıydı.

Leyla…

Hiçbir şey söylemediler.

Çünkü bazı kavuşmalar, kelimeleri gereksiz kılar.

Sadece baktılar.

Ve o bakışta, yarım kalan her şey yavaş yavaş tamamlanmaya başladı.

Ama hikâye burada da bitmiyordu.

Çünkü bazı karşılaşmalar, bir son değil…

Gerçek başlangıçtır.

Derya YAĞMUR 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Derya Yağmur Araştırma Yazarı ⭐ Editör ⭐ Şair ⭐ Muhabir Yazarı ⭐ Roman Yazarı ⭐ Köşe Yazarı ⭐ Çocuk Edebiyatı Yazarı ⭐ İç Dönüşüm ve Başarı Yazarı ⭐ Sosyal Medya ve İletişim Uzmanı