İÇİNDEKİ BAŞLANGIÇ SERİSİ - VII (Başlangıç ve son aynı noktada birleşir. )

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bazen aradığımız şey, gittiğimiz yerde değil, kendimizdedir. Bu yazı, insanın kendine dönüşünü; kayıplar, karşılaşmalar ve yeni başlangıçlar üzerinden ele alıyor. “İçindeki Başlangıç” serisinin son durağında, her sonun yeni bir başlangıca dönüşebileceğini hatırlatıyor.

9 Eylül 2026 - 20:34
9 Eylül 2026 - 20:34 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 1  64
İÇİNDEKİ BAŞLANGIÇ SERİSİ - VII  (Başlangıç ve son aynı noktada birleşir. )

Fikir İzleri okurları için kaleme aldığım “İçindeki Başlangıç” serisindeki yolculuğumuzun son durağına geldik.

Haftalar boyunca birlikte bazı soruların peşinden gittik. Hiçbir şeyin bütünüyle rastlantı olmayabileceğini düşündük. Gerçek yolculuğun dışarıya değil, insanın kendi içine doğru olduğunu konuştuk. Bilgi ile bilgeliğin aynı şey olmadığını, sembollerin sessiz bir dil oluşturabileceğini ve insanın bazen en büyük labirenti kendi içinde taşıdığını gördük. Sonra özgürlüğe baktık; bizi bağlayan zincirlerin her zaman dışarıda olmadığını, bazılarının zihnimizde kurduğumuz kabullerden oluştuğunu fark etmeye çalıştık.

Şimdi bütün yolların başladığı ve bittiği yere dönüyoruz.

Başlangıç ve son aynı noktada birleşir.

Yolculuk sonunda insan aslında hep aradığı yere, yani kendisine ulaşır.

İnsan hayatı boyunca bir şeyleri arar.

Bir cevap.

Bir insan.

Bir şehir.

Bir başarı.

Bir anlam.

Bir gün bütün bunlara ulaşınca eksik olan parçanın tamamlanacağını düşünür. Uzaklara gider, yeni yollar dener, yeni kapılar açar. Bir şeyleri geride bırakır, bir şeylerin peşinden koşar. Bazen kaybolur, bazen yeniden başlar. Fakat yol uzadıkça garip bir şey fark etmeye başlar:

Aradığı şey, gittiği yerde değildir.

Çünkü insan nereye giderse gitsin, kendisini de yanında götürür. Aynı korkularla başka şehirlere taşınır. Aynı yaralarla yeni insanlarla tanışır. Aynı sorularla başka kapıların önünde durur. Ve bazen yıllar sonra dönüp baktığında, aslında bütün o yolların onu başka bir yere değil, kendisine yaklaştırdığını fark eder.

Belki hayatın en büyük yanılgısı, yolculuğun bizi kendimizden uzaklaştırdığını sanmamızdır. Oysa bazı yollar insanı kendisine geri getirir. Bazı kayıplar, neyi gerçekten aradığımızı gösterir. Bazı karşılaşmalar, içimizde unuttuğumuz bir tarafı uyandırır. Bazı ayrılıklar, başkasına değil, kendimize ne kadar uzak olduğumuzu gösterir. Ve bazı başlangıçlar, aslında çok daha önce başlamış bir yolculuğun devamıdır.

Bir çocuk düşünün.

Dünyayı anlamak için sorular soruyor. Her şey onun için yenidir. Bir taşın neden orada olduğunu, gökyüzünün nereye kadar uzandığını, insanların neden birbirinden farklı olduğunu merak ediyor. Sonra büyüyor. Cevaplar çoğalıyor, sorular azalıyor. Kendisine öğretilenleri gerçek kabul etmeye başlıyor.

Ta ki bir gün...

Bir şey olur.

Bir kayıp, bir karşılaşma, bir sessizlik, bir kitap, bir yolculuk ya da yalnızca gecenin bir saatinde gelen tek bir düşünce...

Ve insan yeniden sormaya başlar.

“Ben kimim?”

Belki de gerçek başlangıç tam olarak burada doğar. Çünkü insanın hayatındaki en önemli yolculuk, kendisi hakkında bildiklerini çoğaltmak değil; kendisi hakkında bildiğini sandığı şeyleri sorgulamaktır.

Bazen bütün hayatımız boyunca bir eve dönmeye çalışırız. Oysa aradığımız ev bir şehir değildir.

Bir adres değildir.

Bir insan değildir.

İnsanın kendi içinde, kendisine yabancılaşmadan durabildiği o sessiz yerdir.

Belki “eve dönüş” dediğimiz şey budur. İnsan kendisine döndüğünde geçmişini değiştirmez. Yaşadıklarını silmez. Kaybettiklerini geri getirmez. Fakat onların anlamı değişir.

Dün yaşadığın acı, bugün sana bir şey öğretmeye başlar.

Dün verdiğin yanlış karar, bugün hangi yolu seçmemek gerektiğini gösterir.

Dün rastlantı sandığın karşılaşma, bugün hayatının yönünü değiştiren bir işaret hâline gelir.

Ve bir zamanlar son sandığın şeyin, aslında yeni bir başlangıç olduğunu anlarsın.

Çünkü hayatın bize öğrettiği en büyük sır belki de şudur:

Hiçbir son gerçekten son değildir.

Bir kapı kapanır. Fakat başka bir kapının eşiğinde olduğunu henüz bilmiyorsundur.

Bir yol biter. Fakat o yolun seni nereye getirdiğini anlaman için biraz daha yürümen gerekir.

Bir insan hayatından çıkar. Fakat onun bıraktığı boşlukta kendinle ilk kez karşılaşabilirsin.

Ve bazen insan bütün hayatını bir şeyleri bulmak için harcadıktan sonra, bulduğu şeyin zaten içinde olduğunu fark eder.

İşte o an başlangıç ile son birbirine dokunur. Aradığın cevap, sorduğun ilk soruya geri döner. Gittiğin yol, başladığın yere çıkar. Kapattığın kapının ardında aslında başka bir başlangıç vardır. Ve insan, bütün yolları tükettiğinde değil; kendisinden kaçmayı bıraktığında yolculuğun gerçek anlamını kavrar.

“İçindeki Başlangıç” adını verdiğimiz bu yolculuğun asıl anlamı buydu.

Başlangıç dışarıda değildi.

Bir kitapta değildi.

Bir şehirde değildi.

Uzaklarda, geçmişte ya da gelecekte hiç değildi.

Başlangıç, insanın kendisine ilk kez gerçekten baktığı yerdeydi.

Bu yüzden belki de hayat boyunca aradığımız o gizli kapının üzerinde hiçbir isim yazmıyordu. Çünkü kapıyı açacak olan kelime dışarıdan verilmemişti. Onu insanın kendisi hatırlamalıydı.

Ve belki bütün yolculuğun sonunda geriye yalnızca tek bir soru kalır:

Bunca yolu kendimi bulmak için geldiysem, acaba en başından beri aradığım kişi kimdi?

Belki cevap, yolun sonunda değil.

Belki cevap, ilk adımın içinde saklıydı.

Çünkü bazı yolculuklar insanı bir yere götürmez; insanı kendisine geri getirir. Ve insan kendisine vardığı anda, başlangıç ile sonun aslında hiç ayrılmadığını anlar.

Belki de her son, hatırlanmaya başlayan bir başlangıçtır.

İsmail Yüksel

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

ismail YÜKSEL 28 Eylül 2024 tarihinde Hermes Yayınları'ndan yayımlanan '' initium intum'' adlı inisiyatik, alegorik ve felsefi romanın yazarıyım. Farklı mahlaslarla kaleme aldığım yazılar ve içinde yer aldığım ortak çalışmalar da mevcut.