Gerçek Asalet, Vedalarda Saklıdır

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

​"Gürültüyle değil, sessiz bir asaletle kapanan kapılar en çok insana yakışır." ​Sevmek ve bir yola çıkmak kadar, ayrılabilmek de hayatın olağan akışına dâhil. Peki, bir zamanlar kendi irademizle seçtiğimiz insanlarla yollarımızı ayırırken sergilediğimiz tavır ne kadar bizi yansıtıyor?

3 Ağustos 2026 - 15:35
3 Ağustos 2026 - 15:35 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  25
Gerçek Asalet, Vedalarda Saklıdır

Hayat bazen kurduğumuz en güzel hayalleri, en umulmaz virajlarda tersyüz eder. Bir zamanlar "İyi günde, kötü günde..." diye çıktığımız yollar, her zaman aynı menzile varmıyor. Yolların ayrılması, ortak hikâyenin son bulması hayatın olağan akışında var. Ancak son zamanlarda sosyal medyada sıkça karşılaştığımız bir manzara var ki; boşanmayı bir kutlamaya, bir gövde gösterisine dönüştürenler, lokma döktürenler, göbek atanlar...

​Açık söylemek gerekirse bu durum bana acı bir çelişkiden ibaret geliyor.

​Bir an için geriye dönüp bakın: O insanı kendi iradenizle seçtiniz. O kişiyle hayatı paylaşabilmek için fedakârlıklar yapıldı, hayaller kuruldu; belki en güzel yıllar, en saf duygular masaya kondu. İyi ya da kötü, bir ömür denilebilecek anlar biriktirildi. Peki, her şey bittiğinde o geçmişe yapılan bu saygısızlık niye?

​Asıl asalet, bir insanla başlarken değil, o insanla biterken sergilenen tavırda gizlidir.

​Birlikte yaşanmışlıklara, paylaşılan o mahrem ve güzel anılara sırt çevirip sokaklara dökülmek; karşıdakini değil, aslında bizzat insanın kendi geçmişini ve seçimini aşağılamasıdır. "Ondan kurtuldum!" sevinci yaşarken aslında o kişinin hayatınızda kapladığı yerin ne kadar sığ olduğunu ilan etmiş oluyorsunuz.

​Evet, ilişkilerde her zaman yük dengeli dağılmaz. Bazen bir taraf daha bencil, daha duyarsız, daha yorucu olabilir. İnsan hayal kırıklığı yaşayabilir, kırılabilir, hatta bir hınçla dolabilir. Ama bu öfkeyi bir karnavala dönüştürmek; o ilişkiye, o insana ve en önemlisi size inanan o eski "size" yapılmış en büyük haksızlıktır.

​Biriyle evlenmek hayat okulunun kaçıncı sınıfı olursa olsun; ayrılabilmek ve bunu sessiz bir olgunlukla, bir parça hüzün ama en çok da kendi karakterine yakışır bir vakarla kabullenebilmek o kadar büyük bir erdemdir ki...

​Çünkü bittiğinde geriye kalan tek şey, sizin kim olduğunuzdur. Gürültüyle değil, sessiz bir asaletle kapanan kapılar en çok insana yakışır.

Tuğba Akın

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Tuğba Akın Yazarlık benim için bir hevesle başlamadı. Daha küçük yaşlarda sevgiyi, öfkeyi, nefreti, merakı günlüğüme dökerdim. Yağmur yağdığında cama vuran su yansımaları en güzel yağmur şiirlerini yazdırırdı, bana. Bu arada yazarlık atölyesi falanda bilmem, hiç gitmedim ya da gerek duymadım. Kendimi yazar olmak için belki de hiç yarım hissetmedim. Bilmiyorum. Bugüne kadar yazamayacağım bir konu olmadı, bir yazı beni asla eksik hissettirmedi. Tabi ki zaman zaman bende yoruldum. Birçok siteye yıllarca makale, söz, deneme ve şiir yazdım. Katkıda bulunduğum sitelerden geri dönüşleri büyük bir heyecanla bekledim. Onların övgüleri, herhangi olumsuz bir geri dönüşün olmaması belki de beni kitap yazmaya kadar sürükledi. Yazma azmime azim kattı. Yazmayan bilemez bu bir heves değil büyük bir tutku. Eğer duyguları kaleme dökmeye başlamışsan bir daha asla yazmadan duramazsın. Biliyorum kolay değil "YAZAR" olmak. Uzun ve makaşetli bir yol ve ben bu yolda yürümeyi hiçbir şeye değişmem...