ALMANYA TRENİ 14.BÖLÜM – GEÇMİŞİN GÖLGELERİNDEN HUZURA

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bağ evinin avlusunu dolduran sessizlik artık korkunun değil, huzurun sessizliğiydi.

9 Ağustos 2026 - 17:08
9 Ağustos 2026 - 17:08 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 4  45
ALMANYA TRENİ 14.BÖLÜM – GEÇMİŞİN GÖLGELERİNDEN HUZURA

ALMANYA TRENİ
14.BÖLÜM – GEÇMİŞİN GÖLGELERİNDEN HUZURA
Akşam çökmüştü. Bağ evinin avlusunda günün son ışıkları yavaş yavaş çekiliyor, asmaların arasından esen serin rüzgâr yaprakları usulca sallıyordu. Yemekten sonra Fatma Ana küçük odaya çekilmiş, Yusuf Baba avludaki sedire oturmuş tespihini çekiyordu. İçeride yanan sobanın çıtırtısı duyuluyor, iki yıllık ayrılığın ardından aynı çatı altında toplanan aile, uzun zamandır özlemini duyduğu huzuru yaşıyordu.
Memduh, kucağında iki yaşına yaklaşan Gülfem’i tutuyordu. Küçük kız, babasının asker üniformasının düğmeleriyle oynuyor, ara sıra başını kaldırıp yüzüne bakıyor, sonra yeniden omzuna yaslanıyordu. Memduh gözlerini Şakire’ye çevirdi.
“Şimdi anlat…”
“Ben yokken neler yaşandı?”
Şakire derin bir nefes aldı. Aylarca içinde sakladığı ne varsa artık anlatmanın vakti gelmişti.
“Sen askere gideli daha birkaç ay olmuştu. Gülfem daha yeni doğmuştu. Bir gün Yusuf Baba’yla birlikte bağ evindeydik. Hayvanlara bakıyor, bağı suluyor, ağaçların bakımını yapıyorduk.”
Bir an sustu.
“Hatice’nin peşine bazı gençler düşmüştü. Önce önemsemedim. Ama bağda çalışırken konuştuklarını duydum. ‘Bu gece alır gideriz.’ Diyorlardı. ‘Evde kimse olmaz.’”
Memduh’un yüzü gerildi.
“Demek doğruymuş…”
Şakire başını salladı.
“Hemen Yusuf Baba’ya söyledim. Hatice’yi kimseye fark ettirmeden bağ evinden çıkardık. Ormanın içindeki patikadan yürüyerek köydeki eve götürdük. O yıllarda köyde elektrik yoktu. Gece olunca insan önünü bile göremezdi.”
Sobadaki odunlardan biri çıtırdayarak yandı.
“Sonra Yusuf Baba’yla birlikte yeniden bağ evine döndük. Çünkü geleceklerini biliyorduk.”
“Geldiler mi?” diye sordu Memduh.
“Dört kişilerdi. Karanlıktan faydalanıp sessizce kapıya yaklaştılar. Kapıyı zorladıkları anda Yusuf Baba dışarı çıktı. Kısa ama sert bir arbede yaşandı. Karanlıkta biri bacağından yaralanınca hepsi korkup kaçtı.”
Ev yeniden sessizliğe gömüldü.
Memduh başını öne eğdi. İki yıl boyunca ailesini düşünmüş ama onların böylesine büyük bir tehlike atlattığını hiç bilmiyordu.
Yavaşça Şakire’nin yanına geldi. Ellerini avuçlarının arasına aldı.
“Sen… benim yerime ailemi korumuşsun.”
Şakire mahcup bir gülümsemeyle başını eğdi.
“Ben sadece yapmam gerekeni yaptım. O gün korkacak vaktim yoktu. Gülfem beşikte uyuyordu. Hatice bana emanetti.”
Tam o sırada Hatice içeri girdi. Ağabeyini görünce utangaçça gülümsedi.
Memduh onu yanına çağırdı.
“Korktun mu o gün?”
Hatice gözlerini yere indirdi.
“Çok korktum abi.”
“Ama Şakire ablam hiç korkmadı.”
“Eğer o olmasaydı… bugün burada olmayabilirdim.”
Memduh kardeşine sarıldı. İçinden sessizce şükretti.
O gece uzun süre uyuyamadı. Şakire’nin anlattıkları gözünün önünden gitmiyordu. Sabah olduğunda kararını vermişti.
Hatice artık korkuyla değil, huzurla yaşayacağı bir yuvaya kavuşmalıydı.
Aklına asker ocağında en yakın arkadaşı Hasan geldi. Aynı koğuşta kalmış, aynı nöbetleri tutmuş, aynı ekmeği paylaşmışlardı. Hasan dürüst, çalışkan ve sözüne güvenilen bir delikanlıydı.
Ertesi gün Yusuf Baba’yla konuştu.
“Baba… Hatice için gönlümden geçen biri var.”
“Asker arkadaşım Hasan.”
“Onun namusuna da, karakterine de kefilim.”
Yusuf Baba oğluna baktı.
“Madem sen kefilsin oğlum…”
“Biz de tanışalım.”
Kısa süre sonra Hasan ve ailesine haber gönderildi. Hasan köye geldiğinde iki aile aynı sofrada buluştu. Büyükler konuşurken Hatice utangaç gözlerle Hasan’a baktı. Hasan ise saygısını bozmadan, ağırbaşlı tavrıyla cevap veriyordu.
Hatice’nin de gönlü vardı.
Birkaç hafta sonra hayırlı bir gün belirlendi.
Gösterişli bir düğün yapılmadı.
Yaşananlardan sonra aileler sade ve huzurlu bir yuva kurulmasını istemişti.
Evde mevlit okutuldu.
Köyün kadınları ilahiler okuyor, erkekler edilen dualara hep birlikte “Âmin.” Diyordu.
Büyük bakır kazanlarda yemekler pişirildi. Komşular tek tek gelip genç çifte hayır dualarında bulundu.
Nikâh kıyıldıktan sonra imam ellerini semaya açtı.
“Allah bu yuvaya huzur, bereket ve hayırlı evlatlar nasip etsin.”
Avludaki herkes aynı anda “Âmin.” Dedi.
Hatice gözyaşlarını tutamadı. Önce ağabeyi Memduh’un, sonra Şakire’nin ellerine sarıldı.
“Siz beni yalnız bırakmadınız.”
“Allah ikinizden de razı olsun.”
Hasan da Memduh’un yanına geldi.
“Kardeşini bana emanet ettin.”
“Allah’ın izniyle onu ömrüm boyunca üzmeyeceğim.”
Memduh dostunun omzuna dokundu.
“Hasan…”
“Artık sen yalnız asker arkadaşım değil…”
“Bu ailenin bir evladısın.”
Şakire o an sessizce etrafına baktı.
İki yıl boyunca yokluk, hasret, korku ve gözyaşı yaşamışlardı.
Şimdi ise aynı sofranın etrafında dua ediyor, geleceğe umutla bakıyorlardı.
Akşam güneşi bağ evinin üzerine son ışıklarını bırakırken Memduh derin bir nefes aldı.
Kardeşi güvenli bir yuvaya kavuşmuştu.
Şakire cesaretiyle bu aileyi ayakta tutmuştu.
Kucağındaki Gülfem ise babasının omzuna başını yaslamış, huzur içinde uyuyordu.
Memduh gökyüzüne baktı.
İçinden sessizce dua etti.
“Şükürler olsun Rabbim…”
“Bu evden huzuru eksik etme.”
Bağ evinin avlusunu dolduran sessizlik artık korkunun değil, huzurun sessizliğiydi.
Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.