ALMANYA TRENİ 29. CU BÖLÜM -  İLK MEKTUP

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Gökyüzü ikisinin de üzerindeydi. Biri Almanya’da… Biri Anadolu’da… Ama aynı hasretin altında yaşıyorlardı.

25 Ağustos 2026 - 18:53
25 Ağustos 2026 - 18:53 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  53
ALMANYA TRENİ 29. CU BÖLÜM -   İLK MEKTUP

ALMANYA TRENİ 29. CU BÖLÜM - 

İLK MEKTUP

Aradan birkaç hafta geçmişti.

Memduh artık fabrikanın sirenine alışmıştı.

Her sabah aynı saatte uyanıyor, Heim’in dar koridorlarından geçerek servis otobüsüne biniyor, akşam yorgun argın aynı yatağa dönüyordu.

Günler birbirine benziyordu.

Sadece akşamları, odadaki Türk işçiler memleket sohbetine başlayınca zaman biraz yavaşlıyordu.

Bir akşam Kayserili Hasan cebinden buruşturulmuş bir mektup çıkardı.

“Bugün hanımdan geldi.”

Odadakiler hemen etrafına toplandı.

Hasan mektubu yüksek sesle okumaya başladı.

Köyden haberler vardı…

Yağan yağmurlar…

Hasat…

Komşular…

Yeni doğan bir buzağı…

Hasan’ın sesi titriyordu.

Mektup bitince odada kısa bir sessizlik oldu.

Memduh başını önüne eğdi.

O ana kadar aklına gelmemişti.

Şakire ondan haber bekliyordu.

Belki her gün postacının yolunu gözlüyordu.

O gece uyuyamadı.

Sabah işe gitmeden önce cebindeki birkaç markı saydı.

Maaşını henüz yeni almıştı.

Kazandığı paranın büyük kısmını köye göndermeye karar verdi.

İzin günüydü.

Fabrikadaki Türk işçilerle birlikte kasabadaki postaneye gittiler.

Küçük binanın önünde uzun bir sıra vardı.

Yunanlar…

İtalyanlar…

İspanyollar…

Ve Türkler…

Hepsinin elinde aynı şey vardı.

Bir zarf…

Bir umut…

Bir özlem…

Sıra Memduh’a geldi.

Görevli önüne beyaz bir kâğıt uzattı.

Kalemi eline aldı.

Bir süre hiçbir şey yazamadı.

Yazmayı biliyordu ama duygularını kelimelere dökmek kolay değildi.

Derin bir nefes aldı.

Sonra yavaş yavaş yazmaya başladı.

“Canım Şakire,

Allah’a şükür ben iyiyim. Sizleri de iyi bilmek isterim. Sakın beni merak etmeyin. İşim ağır ama ekmeğim var. Çalışıyorum. Çok çalışıyorum. Burası bizim köye hiç benzemez. Her şey saatle işler. İnsanlar sessizdir. Fabrikalar çok büyüktür. İlk günler zor geçti ama alışıyorum.

Çocuklarımın gözlerinden öperim. Gülfem uslu olsun. Firuze’yi benim yerime kokla. Annemin ve babamın ellerinden öperim.

Bu mektupla birlikte biraz para gönderiyorum. İhtiyacınız olanı alın. Kendinize dikkat edin. Allah nasip ederse bir gün yine kavuşacağız.

Dualarını eksik etme.

Seni hasretle bekleyen eşin…

Memduh.”

Mektubu bitirdi.

Bir kez daha okudu.

Aslında yazmak istediği çok şey vardı.

İlk gecelerde sessizce ağladığını…

Yalnız kaldığını…

Yemeklerin tadına alışamadığını…

Her gece çocuklarını düşündüğünü…

Ama bunların hiçbirini yazmadı.

Çünkü Şakire üzülmesin istiyordu.

Zarfı kapattı.

İçine gönderdiği paranın makbuzunu koydu.

Görevliye uzattı.

Mektup, binlerce kilometrelik yolculuğuna başladı.

Aynı gün, Anadolu’nun küçük bir köyünde…

Şakire yine evin önündeki patikaya baktı.

Belki bugün postacı gelirdi.

Belki bugün Memduh’dan ilk haber gelecekti.

Rüzgâr, avludaki asmanın yapraklarını usulca sallıyordu.

Şakire elindeki işi bıraktı.

İçinden sessizce dua etti.

“Allah’ım… Onu bize sağ salim geri döndür.”

Gökyüzü ikisinin de üzerindeydi.

Biri Almanya’da…

Biri Anadolu’da…

Ama aynı hasretin altında yaşıyorlardı.

Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.