Sarkan Zaman

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Geceyle konuşan bir ağaç var bu karede. Sanki yeryüzüne boyun eğmiş bir bilge gibi. Dalları yere kadar sarkmış, ama bu bir ağırlığın değil, içsel bir teslimiyetin eseri. Söğüt... Adı bile yumuşak, sanki rüzgâra fısıldayarak konuşan bir varlık.

20 Mart 2025 - 20:27
20 Mart 2025 - 20:27 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 3  747
Sarkan Zaman

Sarkan Zaman

Geceyle konuşan bir ağaç var bu karede. Sanki yeryüzüne boyun eğmiş bir bilge gibi. Dalları yere kadar sarkmış, ama bu bir ağırlığın değil, içsel bir teslimiyetin eseri. Söğüt... Adı bile yumuşak, sanki rüzgâra fısıldayarak konuşan bir varlık.

Her dalı, bir dua gibi yere uzanıyor. Her yaprak, bir zamanın hatırası sanki. Belki bir çocukluk hatırası, belki de içimizden sessizce geçen bir pişmanlık. Söğüt, ağlamaz ama ağlatır. Duruşunda bir sükûnet, bir kabulleniş var. Göğe değil toprağa öykünür; çünkü bilir, yüksekten çok derinliktir insanı olgunlaştıran.

Onun gölgesi sıradan değildir; bir örtü gibidir, içsel bir mahremiyet alanı. Altına oturan, sadece serinlemez; düşünür. Kendini duyar, belki ilk defa. Söğüdün altı bir bekleme salonudur bazen: Geçmişle geleceğin tokalaştığı gri bir ara alan. Ve burada zaman biraz bükülür. Dakikalar ağırlaşır, kelimeler azalır, kalp biraz daha anlaşılır olur.

Bir taş duvarın kenarında duruyor bu söğüt. İnsan eliyle örülmüş sertliğin yanında, doğanın zarafeti. İkisi de yaşanmışlığın sembolü. Ama biri içe dönük bir bağırışsa, diğeri sessiz bir gözyaşıdır. Söğüt, bağırmaz. Sadece durur. Ama nasıl durmak! Sanki "sana hiçbir şey demiyorum, ama her şeyi anlıyorum" der gibi...

Işık vurmuş dallarına, ama o hâlâ geceye ait. Işıkla karanlık arasında kalmış bir suret gibi. Belki de insanın kendisi gibi. Kendi iç aydınlığıyla dış karanlığı arasında savrulan, ama her savruluşta daha da kendileşen bir hâl.

Bazı ağaçlar yükselmek için büyür. Söğütse eğilmek için. Ne çok şey anlatır bu hâl… Güçlü olmanın yüksek sesle bağırmak değil, bazen yere eğilmek, susmak, geri çekilmek olduğunu fısıldar bize.

Altında insanlar oturmuş, belli belirsiz. Ama ağaç tüm netliğiyle kadraja düşmüş. Belki de o insanları değil, onların dertlerini gölgeliyor. Çünkü bazı acılar yalnızca bir ağacın sabrıyla dinlenebilir. Söğüt, anlatılanı dinlemez; anlatılmayanı hisseder.

Bu yüzden her şehre bir söğüt gerekir. Konuşmadığımız, anlatamadığımız, çözülmemiş her şey için. Sessizliğimizin dili, sabrımızın gölgesi olsun diye.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ramazan Turhan Yazar | Oyuncu | İçerik Üreticisi “Gerçekten Ne İstediğini Biliyor Musun?” kitabının yazarı Instagram üzerinden kitap ve düşünce içerikleri üreticisi Okuma kültürü ve bireysel gelişim üzerine çalışmalar yapan biri Tiyatro Oyuncusu 1994 doğumluyum, evli ve 3 çocuk babasıyım. Denizli’de yaşıyorum. Radyo Televizyon Programcılığı okudum, bir dönem medya sektöründe çalıştım ama hayat beni başka yerlere de götürdü. Bazen elimde kamera vardı, bazen çekiç. Kimi zaman masa başında, kimi zaman beden gücüyle çalıştım. Ama içimde hep bir şeyler yazma isteği vardı. Yazmak bana iyi geliyor… İlk kitabımı yazdım, şimdi yeni cümlelerin peşindeyim. Burada hissettiklerimi, düşündüklerimi, içimden geçenleri paylaşmak istiyorum. Kimi zaman bir deneme, kimi zaman bir hikâye, bazen de sadece bir cümle… Okursan ne mutlu, okurken kendinden bir şey bulursan daha da güzel. Ben yazarken iyileşiyorum, belki sen de okurken rahat bir nefes alırsın. İLGİ ALANLARIM * Kitap ve edebiyat * Yazarlık ve düşünce üretimi * Kültür ve insan psikolojisi * Tiyatro ve sahne çalışmaları