Kavramlar Üzerinde Oynanan Oyunlar!..

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Devrim

13 Nisan 2025 - 21:35
13 Nisan 2025 - 21:35 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 1  803
Kavramlar Üzerinde Oynanan Oyunlar!..

Devrim iki türlüdür:1.si haksızlığa karşı yapılır, ikincisi ise Hakk'a ve hakikâte karşı yapılır.(Neûzubillah!)

1.devrim İslâmî ve insanî çizgi'de aşırıya kaçmadan,hakkı hak bilip ona yaklaşmak,bâtılı ise bâtıl bilip uzaklaşmak adına atılan ve sınırları belirlenmiş adımlardır.(Bu adımlar,Kur-an'da ayetler'le sabittir.)

Bu devrim türü'nde haksız yere cana kıymak,can yakmak, başkası'nın malına,nâmusuna el uzatmak yoktur!Cazip ve makûl olan devrim budur,akla ve vicdana da uygundur.

2.si ise Dinî mubin-i İslam'ı ve onun kutsallarını yok etmek,bu dine mâl olmuş değerleri hiçe sayarak müslümanlar'ın o değerlerden uzaklaşmalarını sağlayarak:Allah(cc)'ın varlığı ve eşsiz bir ilâh olduğunu,peygâmberlerini,kitaplarını vs yok sayma'nın insanı daha mutlu ve huzurlu hâle getireceğini savunan ve bu bâtıl ve küfre hizmet eden düşünceyi ön plânda tutan Ateizm, Deizm,Satanizm, Modernizm,Metaryalizm,Darwinizm,Siyonizm gibi akımlar'ın baş çektiği anlayışlardır.

Bu akımlara hergün ismi ve filli tamamen akla ve mantığa aykırı olanlar da ekleniyor,malesef.

Örneğin;kedi kesip kanını içmek gibi...

Dini bayramlar'da kesilen hayvanlar için 'çağdışılık' diyen bu gruplar,baş örtüsü,sakal bırakmak,cüppe giyip sarık takmak,hatta namaz kılmayı bile 'yobazlık' olarak nitelendirecek gayr-ı vicdanî ve ahlâkî değerlendirme ve bir takım eylemler'den de geri durmuyor.

Oysa 21.yüzyıl gösteriyor ki;ne baş'taki örtü ne de bırakılan sakal ve başa sarılan sarık gelişmeye, başarılı olmaya,din'e diyanet'e,vatana,millete,devlete,ana baba'ya faydalı olma'nın;asker,polis,öğretmen,hâkim,bilim adamı,astronot,politikacı,gazeteci,doktor vb meslekler'in önünde engel teşkil etmiyor,bilâkis;değerlerine bağlı yaşayan bireyler'in güzel ahlâklı,eğitimli, gelişim ve teknoloji'ye açık,ilim ve irfân sahibi birer insan olmalarına vesile oluyor ve bu yönde onları motive ederek destekliyor!

Tübitak,Teknofest gibi daha sayamadığım birçok ulusal ve uluslararası yarışmalar'da bu yobaz! diye topluma lanse edilen mütedeyyin insanlar, farklı platformlar'da birincilik elde ediyor, göğsümüzü kabartan madalyalar,kupalar kazanıyor.

Ve bu güzellikleri,gururu bize yaşatan insanlara tarih boyunca saldırdıkları gibi aynı çizgi'de saldırılarına devam ediyorlar!

Ya mahalle baskısı adı verilen fiiller'le,çirkin ithâm ve uygulamalar'la gerek sosyal hayat'ta gerek sosyal medya platformları'nda inançları'ndan ve inandıkları gibi yaşamaktan alıkoyuluyorlar ya da canlarına ve mallarına kastediliyor ve bunu yapanlar da kendini "çağdaş ve modern olarak"tanımlıyor!

"İzm"ile biten ve tek ilâh inancına karşı geliştirilen bu akımlara karşı tek ilâh anlayışını benimseyen:Allah'ın emrettiği şekilde yaşamaya gayret eden insanlara tarih boyunca saldırdıkları gibi bugün de saldırmaya ve yıldırma politikası yürütmeye devam ediyorlar!

Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Hak ile bâtıl savaşı'nın kıyamete kadar süreceğini biliyoruz ve imtihan gereği herşeyin dört dörtlük olmasını da beklemiyoruz,ancak elimiz'deki imkânlar'la,edindiğimiz ilim, irfân ve ahlâkî çizgi'de bu dünya ve ahiretimizi tehlikeye düşürecek düşünce ve teşebbüsleri geri püskürtmek,kendi nefis ve neslimiz'le birlikte tüm inananları korumak ve uyuyanları uyandırmak hem fitrî hem insanî hem de vicdanî bir sorumluluktur.

Binaenâleyh,bu anlayışla haksız ithâm ve uygulamalara karşı duruyor,hangi alan'da icraatimiz olursa olsun bu çizgi'de yürümeye; Herşeyden önce iman etmiş bir Müslüman olarak görevimizi ifâ etmeye çalışıyoruz.

Tabi bunu yaparken'de o haksız uygulama ve vicdani ve ahlâkî olmayan eleştirilere maruz kalabiliyoruz.

Ama şu da unutulmamalıdır ki;bu hazımsızlık ve eleştiriler bizi daha çok güçlendiriyor,ne kadar doğru bir yol çizdiğimizi ve inancımızı biraz daha pekiştirerek kararlılıkla yolumuza devam etmemize ivme kazandırıyor.

Hz.Peygâmber(sav):"Bir zulüm, haksızlık gördüğünüzde onu ya elinizle ya dilinizle engellemeye çalışın,bunu da yapamazsanız,kalben buğzedin,(yani gönlünüz'ün buna razı olmadığını gösterin.) buyurur.

Aynı şekilde;

Hz.Ali(r.anh):"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."buyuruyor.

Müslüman mahallesi'nde salyangoz satmaya çalışan sapık ve sapkın alımlar'la bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da akıl ve vicdanımız'ın rehberliği'nde mücadele ve mücahede etmeye devam edeceğiz.

Çocuklarımızı ve gençlerimizi bu kirli,çirkin, mesnetsiz, gayr-ı vicdanî ve ahlâkî akım ve düşüncelerden uzak tutmaya vesile olacak adımlar atmaya,farklı platformlar'da bu gaye ve gayretlerimize yönelik bir takım çalışmalar yürütmeye eskiye nazaran daha bilinçli ve kuvvetli bir şekilde devam edeceğiz!

Devrim dediğimiz inşâ ve ihyâ etme işidir,yakmak,yıkmak,parçalamak,bölmek gibi şeylere hizmet eden devrim ise din başta olmak üzere tüm kutsalları,mukeddasatı ve mâneviyatı yok etmek için meydana gelen bir düşüncedir.

İsimleri farklı ideolojilere hizmet etmek adına ya aileleri tarafından verilen ya da sonradan isimlerini bu amaca hizmet etmek için değiştiren ve kullanan bu insan-cık-lar'ın İslam'a ve müslüman kimliğine verdiği zararı hiçkimse veremezdi!

Ey kendini devrimci sanan kâfir,müşrik, münâfık ve fâsık!

Ben senin taptığın sahte ilâhlara ve ideolojilere tapmadım,tapmam da!

Sen de benim taptığım ilâhıma tapıcı değilsin(Kur'an,Kâfirun suresi).

(Lâ ilahe illallah,ALLAH'tan başka ilâh ve mabûd yoktur.) diyerek haykırdığım Allah'ım vardır,O(cc) ezelî ve ebedîdir.Nice firavunu yok etmiştir.

Ben asr'ın firavunları'nın ve saçma sapan akımlar'ın değil;kendisine düşman olan ve savaş açan firavunları ve akımları yerleyeksân eden Allah'ın kuluyum.Elbetteki,dinimi, imanımı,mukâddesatımı herşeyden üstün tutacak ve ona göre yaşamaya gayret edeceğim.

Neden şaşırıyorsunki bu hâlimize?

Ben Müslümanım Elhamdülillah!

Ve son olarak;

Peygamberim'in(sav):"Onlar,lâ ilahe illallah"deyinceye kadar onlar'la savaşmak'la emrolundum."buyurduğu bir dava'nın savunucusu ve neferiyim!

 Abdulaziz ADAKAN 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."