İçindeki Başlangıç serisi - II (Gerçek yolculuk içe doğrudur.)

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
5 Ağustos 2026 - 20:18
5 Ağustos 2026 - 20:18 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 2  131
İçindeki Başlangıç serisi - II (Gerçek yolculuk içe doğrudur.)

     Fikir İzleri okurları için büyük bir keyifle kaleme aldığım initium intum'un bakış açısıyla  "İçindeki Başlangıç" serisindeki yolculuğumuza her çarşamba birlikte devam ediyoruz. Her yazı, yayımlanacağı güne kadar defalarca dönüp baktığım, yeniden düşündüğüm ve satır satır üzerinde çalıştığım bir yolculuğun ürünü. Yazıyı son kez gözden geçirip yayımlanmak üzere gönderdiğim o an hissettiğim heyecanı, umarım siz de okurken paylaşabiliyorsunuzdur. İlk yazımızda, hayatın görünmeyen bağlarından ve hiçbir karşılaşmanın bütünüyle rastlantı olmadığından söz etmiştik. O yazı, dışarıda işleyen görünmez düzeni anlamaya yönelik ilk adımımızdı. Elbette anlatacak çok şey, paylaşmayı bekleyen pek çok düşünce var. Fakat her düşüncenin kendi zamanı olduğuna inanıyorum; bu yüzden sözü daha fazla uzatmadan, serimizin ikinci durağına geçelim. Bu hafta, belki de bütün yolculukların özünü içinde taşıyan şu cümle üzerinde birlikte düşüneceğiz:

Gerçek yolculuk içe doğrudur.

Fiziksel yolculuk yalnızca ruhsal dönüşümün bir yansımasıdır.

İnsan, hayatı boyunca binlerce kilometre yol alabilir. Şehirler değiştirebilir, ülkeler gezebilir, dağların zirvesine çıkabilir, okyanusları aşabilir. Fakat bütün bu yolların sonunda hâlâ kendisinden kaçıyorsa, aslında hiç yol almamıştır. Çünkü en uzun mesafe, iki şehir arasındaki değil; insanın kendi zihniyle kalbi arasındaki mesafedir.

Modern dünya bize sürekli hareket etmeyi öğretiyor. Sürekli bir hız...Sürekli bir yetişme hali... Ve sürekli bir şeylere geç kalmışlık hissi...

Yeni yerlere gitmeyi, yeni Tolga'lar ,yeni Esra'lar yani kısaca yeni insanlar tanımayı ve yeni hedefler belirlemeyi... Oysa çoğu zaman değiştirmeye çalıştığımız şey dünya değil, dünyaya açılan pencerelerimizin ardındaki saklı dünyalarımız değil midir ? Aynı manzaraya bakan iki insanın bambaşka şeyler görmesi bundan değildir de nedendir? Değişen dağlar değildir; değişen, dağlara bakan bilinçtir.

Belki de bu yüzden bazı yolculuklar eve döndüğümüzde başlar. Bavullar boşalır, fotoğraflar albümlere kaldırılır, kalabalıklar sessizliğe karışır. Fakat içimizde cevap bekleyen sorular hâlâ yerindedir. İnsan, dünyanın öbür ucuna gidip kendi gölgesini de yanında taşıdığını işte o zaman fark eder. Hiç başınıza gelmedi mi? Aylarca gitmeyi hayal ettiğiniz bir yere ulaştığınız hâlde beklediğiniz huzuru bulamadığınızı... Ya da sıradan bir akşam, evinizin penceresinden dışarı bakarken yıllardır aradığınız bir gerçeğin sessizce kalbinize dokunduğu... Çünkü hakikat bazen binlerce kilometrenin sonunda değil, tek bir fark edişin içinde kanat çırpan bir kuşun kanatları altında saklıdır.

Kadim öğretiler insanı daima aynı kapıya yönlendirmiştir. Tapınakların duvarlarına, filozofların sözlerine ve bilgelerin sessizliğine farklı cümlelerle yazılan hakikat aslında hep birdir: Kendini tanımadan dünyayı tanıyamazsın. Dışarıda gördüğün her şey, içeride taşıdığın dünyanın bir yansımasıdır. İçinde korku varsa dünya tehditkâr görünür; içinde huzur varsa aynı dünya bir öğretmene dönüşür. Belki de gerçek cesaret, bilinmeyen ülkelere gitmek değildir. Gerçek cesaret, yıllardır susturduğun sesle yüzleşebilmektir. Kendinden kaçmayı bırakıp kendi hakikatinle aynı masaya oturabilmektir. Kimsenin alkışlamadığı, kimsenin görmediği o iç yolculuğa çıkabilmektir. Çünkü insanın en büyük keşfi yeni kıtalar bulması değil, kendi ruhunun henüz adım atmadığı odalarını aydınlatmasıdır.

İşte bu yüzden gerçek yolculuk içe doğrudur. Attığımız her adım, karşılaştığımız her insan ve yaşadığımız her deneyim aslında bize dünyayı değil, kendimizi anlatır. Yol, dışarıda uzanıyor gibi görünür fakat bütün yolların ulaştığı tek bir merkez vardır: İnsan, en sonunda hep kendisine varır ve kendine yaklaştıkça dünyanın neden hep aynı işaretleri karşısına çıkardığını anlamaya başlar...

ismail Yüksel

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

ismail YÜKSEL 28 Eylül 2024 tarihinde Hermes Yayınları'ndan yayımlanan '' initium intum'' adlı inisiyatik, alegorik ve felsefi romanın yazarıyım. Farklı mahlaslarla kaleme aldığım yazılar ve içinde yer aldığım ortak çalışmalar da mevcut.