Delilik

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bebeğini kaybetmiş bir annenin delilik ile imtihani

30 Ocak 2025 - 09:58
 0  763
Delilik

Delilik 3. Bölüm 

Soğuk mermere oturup topraktaki yabani otları yolmaya başlayan kadının gözleri yaşlıydı. Sanki bütün karanlık bulutlar tepesinde toplanmış onu zifiri karanlığında tek başına bırakmıştı. İnsan her acıya zamanla alışıyordu elbet. Her karanlığın bir aydınlığı vardı da evlat acısını nereye koyması gerektiğini bilmiyordu. Bu acı değildi ya da gözlerinden akan sıvı gözyaşı değildi. Eğer öyle olsaydı, yüreği bir saniye olsa da ferahlar; gözlerinden akan sıvı bu kadar çok yakmazdı tenini. Ölüm her zaman vardı, eninde sonunda herkesin gideceği yer aynı yerdi lâkin bu geçip giden zaman sanki her zamankinden yavaşlamış akmıyordu. İntihar etse, biliyordu direk cehenneme gider daha koklayamadığı yavrusuna kavuşmak sonsuzlukta da nasip olmayacaktı. Bu düşünce iliklerine kadar korkuttu onu. Zira tek umudu ahiretti neticede. Koklamak için bile kucağına alamadığı bebeğini düşündü. Korktu! Kokusunu unutamamaktan ölesiye korktuğu için kucağına bile alamamıştı. Üstelik yüzüne bile bakamamıştı, zira kime benziyorsa onu görmeye bir daha tahammül bile edemez, acısı katlanarak artardı. Ya kendisine benziyorsa derisini yüzmez miydi yüzünün? Bu düşünceler ile yüzünü buruşturdu. Ölüm kimseye yakışmıyor bittabi lâkin gözlerini belki birkaç saniye açmış yavrusuna nasıl yakışırdı? Geçen akşam yaşadığı halüsinasyon geldi aklına. Aklını kaçırmak üzereydi belli ki ama onun tek istediği bebeğine kavuşmaktı. “Aslında ölümü gözlerinde çok büyütüyorlar. Bu dünyanın sadece bir durak olduğunu kabullenseler o kadar da büyümeyecek mesele.” Diyen sese irkilerek döndüğünde geçen akşam TV de gördüğü genç kızla nefesini tuttu. Kız kollarını birbirine bağlamış mezar başında duran ağaca omzunu yaslamış umursamaz bir ifadeyle karşıdaki bir noktaya bakıyordu. Saniyeler sonra bakışlarını acılı kadına çevirdi. “İnsanlar ben kendimi bildim bileli zayıf yaratıklar, sence de öyle değil mi?” diyerek meraklı bir ifadeyle sorduğunda şaşkınlıkla gözleri büyümüş kalbinin hızı kulaklarında atmaya başlamıştı. “S- Sende nesin böyle?”

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Hanife Demir Merhaba! Ben Hanife , üç çocuklu bir anne, eş ve aynı zamanda geniş hayal dünyasını kaybetmeyi asla başaramamış bir polisiye yazarıyım. Çocukluğumdan beri hayal gücüm o kadar genişti ki, bazen gerçek dünyaya geri dönmekte zorlanıyordum. Neyse ki o dönemin izlerini hâlâ taşıyorum ve bu, polisiye yazarken fazlasıyla işime yarıyor. Tabii, geniş bir hayal dünyasına sahip olmak kadar, evde geniş bir sorumluluk alanına da sahibim: Üç çocuk! Çocuk yetiştirmek başlı başına bir dedektiflik işi zaten. Kayıp oyuncakların izini sürmek, kim odaya gizlice kurabiye götürdü gibi gizemleri çözmek derken kendimi doğal bir dedektif gibi hissetmeye başladım. Bu da beni polisiye yazmaya teşvik etti! Evde sürekli suç mahali var ama endişelenmeyin, en kötü suçluların ellerinde bir kutu boya ve masum gülümsemeleri oluyor. Eğitim hayatım boyunca hayal gücüm sınır tanımadı ve gerilim dolu hikayeler kafamın içinde bir yerde kendi hikâyesini yazdı. İlk başta gerçek dünyada suçları çözmek için dedektif olmayı düşünsem de, daha sonra kağıt üzerinde suç işlemeyi daha cazip buldum. Polisiye romanlarımda, karakterlerim sürekli karanlık sokaklarda, gizemli olayların peşinde koşarken ben de okuyucularıma hep en iyisini sunmaya çalışıyorum. Başarılarıma gelirsek, henüz Nobel almadım ama üç çocuğu aynı anda ilgilenip bir bölüm yazmak, bence takdir edilmesi gereken bir başarı. Her kitabımda biraz daha derinlere inerek okurlarıma, her sayfada “katil kim?” dedirtmeyi seviyorum. Boş zamanlarımda (ki gerçekten var mı, emin değilim), hayal gücümdeki sınırsız dünyalarda dolaşmayı ve yeni hikayeler yaratmayı sürdürüyorum. Polisiye yazarlık benim için sadece suçları çözmek değil, aynı zamanda okurlarımı beklenmedik sürprizlerle şaşırtmak demek. Başa dönecek olursak; İlk kitabım biraz sürpriz oldu. Sadece kafamın içinde dönüp duran olayları kağıda döktüğümde farkına vardım kalemimdeki cevheri. Sonunda amacımı ve beni ben yapan o hayali bulmuştum. İlk kitabım (Konuşan Gözler )2023 yılının Mart ayında Flora yayınlarında ücretsiz olarak basıldı. Konuşan Gözler hikâyesi olan bir roman. Yazılırken çok büyük bir yol kat etti diyebiliriz. O yüzden ben de yeri bambaşkadır. Zaten beni yazar yapan kitaptır, ötesi yok. İçindeki karakterleri de hâlâ yaşatıyorum. En son, Dark Polisiye’nin altıncı kitabında “Galata Canavarı” adlı bir öyküde yeniden yazıldı. Şimdi de Dark Kadın adlı kitapta “Sinderalla’nın kayıp ayakkabısı “ ismiyle anıldı. Her geçen gün yazdıklarım ile büyüyorum. Yazabilir miyim, merakıyla başladığım bir aşk romanı da ücretsiz onay alınca ve basılınca daha büyük beklentiler içine girdim. Şimdilerde Kâbus adlı romanımı yayınevine göndermiş onay bekliyorum. Poyabir gibi büyük bir suç örgütüne üye olduğumu da unutmamak lazım. Ama aramızda kalsın. Gelecekteki planım mı? Suç dünyası durmuyor, benim de yazacak daha çok cinayetim ve çözecek daha çok gizemim var. Eşim ve çocuklarım bu maceraya biraz şaşkın, biraz da sabırla eşlik ederken, ben kapalı bir perdenin arkasında, başka suçlarımı hikayeleştirip yazmaya devam edeceğim. Ve kim bilir, belki bir gün dünya literatürüne adımı kazıyacağım... Hayaller büyük ama imkansız değil!