ALMANYA TRENİ 24.CÜ BÖLÜM - ALMANYA TRENİNE DOĞRU

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce işçi… Ellerinde tahta bavullar… Kimisinin sırtında çuval… Kimisinin kolunda annesinin ördüğü yün battaniye… Kimisinin cebinde yalnızca birkaç lira… Ve hepsinin yüreğinde aynı umut…

19 Ağustos 2026 - 08:58
19 Ağustos 2026 - 08:58 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 2  39
ALMANYA TRENİ 24.CÜ BÖLÜM - ALMANYA TRENİNE DOĞRU

24.CÜ BÖLÜM

ALMANYA TRENİNE DOĞRU

Memduh, ertesi sabah erkenden yeniden İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun önündeydi.

Bahçe, önceki günlere göre daha sakindi.

Artık burada bekleyenler, sağlık muayenesini geçen ve Almanya’ya gitmeye hak kazanan işçilerdi.

Görevli memur isimleri tek tek okuyarak herkesi büyük salona aldı.

Masaların üzerinde düzenli şekilde hazırlanmış dosyalar duruyordu.

Her işçiye sırayla bir zarf uzatılıyordu.

Memduh’un adı okundu.

Öne çıktı.

Görevli memur, kahverengi zarfı uzatırken ciddi bir ses tonuyla konuştu.

“Bu evrakları gözünüz gibi koruyun.”

“Bunlar sizin çalışma belgelerinizdir.”

“Kaybetmeniz hâlinde Almanya’da büyük sıkıntı yaşarsınız.”

Memduh zarfı iki eliyle aldı.

Sanki içinde sadece birkaç kâğıt değil…

Şakire’nin umutları…

Gülfem’in geleceği…

Firuze’nin rızkı vardı.

Görevli konuşmasına devam etti.

“Yarın sabah erkenden İstanbul Sirkeci Garı’nda hazır bulunacaksınız.”

“Hiç kimse geç kalmayacak.”

“Tren hareket ettikten sonra bekleme yapılmayacaktır.”

Salondaki herkes sessizce birbirine baktı.

Demek ki…

Yolculuk gerçekten başlıyordu.

İşlemler tamamlandıktan sonra görevliler küçük yol azığı paketleri dağıttılar.

Bir somun ekmek…

Bir parça beyaz peynir…

Birkaç zeytin…

Bir de küçük konserve kutusu…

Memduh paketi eline aldı.

Şakire’nin bohçasını düşündü.

“Kim bilir şimdi çocuklarla ne yapıyordur…”

Diye iç geçirdi.

Ertesi sabah…

İstanbul…

Sirkeci Garı…

Daha gün tam ağarmadan garın önü insan seline dönmüştü.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce işçi…

Ellerinde tahta bavullar…

Kimisinin sırtında çuval…

Kimisinin kolunda annesinin ördüğü yün battaniye…

Kimisinin cebinde yalnızca birkaç lira…

Ve hepsinin yüreğinde aynı umut…

“Gidip çalışacağız.”

“Biraz para biriktireceğiz.”

“Sonra geri döneceğiz…”

Kimse bunun yıllar sürecek bir gurbet olacağını henüz bilmiyordu.

Garın içinde ağlayan analar vardı.

Sessizce dua eden babalar…

Kocalarının elini bırakmak istemeyen genç kadınlar…

Babalarının boynuna sarılan küçük çocuklar…

İnsanlar birbirine sarılıyor…

Helallik alıyor…

Gözyaşlarını gizlemeye çalışıyordu.

Memduh ise yalnızdı.

Onu uğurlayacak kimsesi yoktu.

Köy çok uzaktaydı.

Ama cebindeki küçük Kur’an-ı Kerim sanki Şakire’nin eli olmuştu.

Onu avuçlarının arasına aldı.

Sessizce öptü.

Cebine koydu.

“Allah’ım…

Beni aileme mahcup etme…”

Bir süre sonra kara trenin düdüğü bütün garı inletti.

Kalın bacasından siyah dumanlar yükseliyordu.

Görevliler yüksek sesle bağırmaya başladılar.

“Almanya kafilesi!”

“Vagonlara geçiniz!”

Kalabalık ağır ağır hareket etti.

Tahta bavullar rayların yanında ses çıkarıyordu.

Vagonların kapıları ardına kadar açıktı.

İçerisi kısa sürede doldu.

Ne doğru dürüst oturacak yer vardı…

Ne de uzanacak…

Kimisi bavulunun üzerine oturdu.

Kimisi ayakta kaldı.

Kimisi daha ilk dakikada cam kenarını kaptığı için seviniyordu.

Tren hareket ettiğinde gar boyunca yüzlerce el havaya kalktı.

Mendiller sallandı.

Dualar edildi.

İç çekişler yükseldi.

Kara tren ağır ağır perondan ayrılırken…

Geride kalanlar sessizce küçülüyor…

Öndeki bilinmezlik ise her geçen dakika biraz daha büyüyordu.

Memduh pencereye yaslandı.

İstanbul yavaş yavaş geride kalıyordu.

Önünde üç gün sürecek uzun bir yol vardı.

Ve o yolun sonunda…

Adını bile doğru telaffuz edemediği bir ülke…

Almanya…

Devam edecek…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.