UMUTSUZ YARINLAR

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Geriye sadece rüzgârın içinden geçtiği hüzünlü bir beton iskelet kaldı.

19 Ağustos 2026 - 08:08
19 Ağustos 2026 - 08:08 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 0  47
UMUTSUZ YARINLAR

Sinan Bey, otuz beş yıllık devlet memurluğunun ardından masasının üzerindeki evrak yığınını son kez kenara ittiğinde, zihninde sadece tek bir resim vardı. Memleketi olan o yeşil köy, yamaca kurulacak ahşap verandalı ev ve bahçesindeki ıhlamur ağacı. Emeklilik ikramiyesinin kuruşu kuruşuna hesabı yapılmış, arsası alınmış, temeli atılmıştı. Geriye bir tek hayalindeki evi yapmak kalmıştı.

Yaz ortasında yükselen inşaat, emeklilik günlerinin habercisiydi. Sinan Bey, her hafta sonu şehirden köye koşuyor, tuğlaları eliyle sayıyor, harcın kokusunu içine çekiyordu. Duvarlar yükseldikçe, içindeki o bitmek bilmeyen yorgunluğun yerini tatlı bir heyecan alıyordu. Özenle seçtiği pencere pervazlarını yerine taktığında artık onun için sadece dış dünyayı değil emekliliğe açılan bir pencere olacaktı. Çatının kiremitlerini hiç acele etmeden tek tek elleriyle yerleştirdi. Dile kolay, otuz beş yıllık memuriyet hayatı boyunca hep bunun hayalini kurmuştu.

Aradan geçen üç yılın ardından nihayet evi tamamlamayı başardı. Geriye yalnızca , küçük bir yerinde organik tarım yapacağı, kalanında ise torunlarının koşup oynayacağı bahçeyi düzenlemek kalmıştı. Bahçe çitlerini özenle yerleştirirken başındaki hafif sızı amansız bir ağrıya dönüştü. Önceleri sıcağa ve yorgunluğa bağladı fakat bir sabah, elindeki çekiç yere düşüp parmakları uyuştuğunda gerçeğin gölgesi üzerine çöktü.

Hastanede konulan teşhis, yükselen o duvarlar kadar sertti. Beyninde hızla büyüyen bir tümör. Sinan Bey, özenle hazırladığı bahçesinde ıhlamur ağacının gölgesinde serinleyemeden, beyaz ve soğuk bir yoğun bakım odasının tavanına dikti gözlerini. Günler gecelere, cihazların ritmik sesleri köydeki kuş cıvıltılarının hayaline karıştı. O hayalini kurduğu emeklilik günleri, o odanın steril duvarları arasında yavaşça eridi.

Aylar süren savaşta bedeni yenik düştü. Sinan Bey, emeklilik dilekçesinin kokusu henüz üzerindeyken, hayalini kurduğu o köye omuzlar üzerinde döndü. Cenazesi, yarım kalan o evin hemen ilerisindeki mezarlığa defnedildi.

Şimdi o köyün yamacında, bahçesi yarım kalmış, çitleri tamamlanmayan, ağaç fidanları serpilmeyen öksüz bir bina duruyor. Sinan Bey'in ömrü, en büyük hayalini tamamlamaya yetmemişti. Geriye sadece rüzgârın içinden geçtiği hüzünlü bir beton iskelet kaldı.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow