15. Bölüm & 16. Bölüm (ARDA)

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
4 Mayıs 2026 - 10:11
4 Mayıs 2026 - 10:11 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 9  55
15. Bölüm & 16. Bölüm (ARDA)

15. FIRIN

"Arda pastaneden çıktıktan sonra hayat ona hiç dinlenme vermedi..."

Arda pastanenin kepenkleri kapandığında elinde küçük bir çuval, içinde bir kaç parça eşyası ve Mustafa ustadan kalan hatıralarla sokağın ortasında öylece kalakaldı.

O gün uzun süre sahilde yürüdü. Deniz hırçındı, dalgalar iskeleye vuruyor, rüzgâr yüzünü yakıyordu. Bir bankta oturup cebindeki paraya baktı. Ustadan aldığı kazançtan birazı kalmıştı bir de arsaya yatırdığı paranın dekontu…

Kağıda uzun uzun baktı.

“Pes etmek yok.”dedi kendi kendine.

Ertesi sabah İzmir’in kalabalığına karıştı.

İşe arıyordu.

Kimi yerler yaşını küçük buldu, , kimisi tecrübeli eleman istedi.

Saatlerce yürüdü, ayaklarının altı yanıyordu.

Akşam üstü Kemeraltı’nın dar sokaklarında dolaşırken, eski bir fırının camında

“Eleman aranıyor.”yazısını gördü.

Kapıyı itti, içeri girdi.

İçerisi sıcacıktı. Yoğun bir hamur kokusu vardı.

Bir adam koca bir teknenin içinde hamur yoğuruyordu,kolları una bulanmıştı.

Başını kaldırdı.

“Buyur delikanlı?”

“İş arıyorum usta. Her işi yaparım. Temizlik, taşıma,… servis farketmez.”

Adam Arda’yı baştan aşağı süzdü.

“Gece vardiyası boş ama ağır iştir. Uyku yok, yorgunluk bol.”

Arda hiç düşünmeden cevap verdi :

“Ben alışığım.”

Adam başıyla arka tarafı işaret etti.

“Önlüğü tak, başla.”

Gece vardiyası başladığında fırının içi cehennem gibiydi.

Fırın kapakları açıldıkça yüzüne sıcak hava çarpıyor, gözleri yanıyordu.

Hamur tekneleri ağır, tepsiler doluydu.

Saat ilerledikçe zaman yavaşladı.

Gece iki…

Üç….

Dört…

Arda sabahlara kadar hamur taşıyor, tepsileri diziyor, sabah olunca da dükkanı temizliyordu.

Bir ara duvara yaslandı.

Kol kasları ağrıyor, gözleri uykusuzluktan yanıyordu.

Ustabaşı seslendi :

“Delikanlı! Uyku yok! Daha sabaha çok var! “

Arda irkildi, tekrar işe koyuldu.

Sabah ezanı okunurken dizlerinin titrediğini farketti.

Fırından çıktığında güneş doğuyordu.

Sokakta yürürken başı dönüyor, gözlerinin altı morarıyordu.

Çevresindeki insanlar işe giderken o sanki günlerdir uyumamış gibiydi.

Bir bankta oturdu, elleri hâlâ hamur kokuyor gibiydi.

“Dayanacağım.”dedi içinden.

Günler böyle geçti.

Her gece aynı sıcaklık, aynı yorgunluk, aynı uykusuzluk.

Bir gece hamur teknesini kaldırırken elleri titredi.

Tekne elinden kaydı ve hamur yere yayıldı.

Ustabaşı sertçe baktı:

“Yoruldun mu?”

Arda başını salladı :

“Yok… devam ederim.”

Ama bedeni artık söz dinlemiyordu.

Sabaha karşı yerleri silerken dizlerinin üstüne çöktü.

Bir süre öylece kaldı,nefesi hızlanmıştı.

O an anladı.

Bu işi yapmak istiyordu… ama bedeni buna izin vermiyordu.

Ertesi gün ustanın yanına gitti.

“Usta… ben galiba devam edemeyeceğim.”

Adam ona baktı:

“Gece işi herkese göre değil ama sen yine iyi dayandın.”

Arda “Teşekkür ederim usta.”diyerek ;önlüğü çıkardı.

Fırından çıktığında hava aydınlıktı.

“Her işi yapabilirim sanıyordum ama demek ki yapamayacağım işler de varmış. “diye söylendi

16. KASAP GÜNLERİ

Arda, fırından ayrıldıktan sonra sokaklarda yürüdü.

Ayakları hâlâ yorgun, kolları hâlâ hamur kokuyordu. Ama içinde bir kararlılık vardı: pes etmeyecekti.

Kısa bir süre sonra, kasabın eleman aradığını öğrendi.

Kendi kendine mırıldandı:

“Bir kasap kaldı denemediğim. Alırlarsa bir de onu denerim. Ne olacak sanki?”

İçeri girdiğinde ağır bir et kokusu onu karşıladı.

Dükkândan bıçak sesleri geliyordu, her kesik havayı titretiyordu. Soğuk taş zemin, Arda’nın ayaklarının altını kayganlaştırıyordu.

Kasap başını kaldırdı. Sert bakışları Arda’yı süzdü.

“Buyur delikanlı, ne istiyorsun?”

“Usta, iş arıyorum. Her işi yaparım. Temizlik, taşıma… fark etmez,” dedi Arda.

Kasap gözlerini kısarak baktı.

“Daha önce kasapta çalıştın mı?”

“Hayır… ama öğrenirim.”

Kasap, derin bir nefes aldı, sonra önlüğü uzattı:

“Deneyelim bakalım o zaman. Önce şu et kasalarını taşı, dolaba as bakalım.”

Arda kasaları kaldırdı, etleri dolaba astı, zemini sildi. Ama eline bulaşan yağ ve kan, her dokunuşta kaygan bir tiksinti veriyordu. Dükkânın havasızlığı, soğuk taş duvarlar, kokular ve kasabın gür sesi onu yavaş yavaş yormaya başladı.

Gece vardiyası ilerledikçe, Arda’nın kolları ağrımaya, sırtı tutulmaya, gözlerinin altındaki morluklar belirginleşmeye başladı.

Bir ara elindeki kasayı dolaba asarken elleri titredi. Et kaydı, Arda’nın kalbi hızlandı. Hamurun ve etin ağırlığı, gecenin sessizliğinde onu ezmişti.

Kasap arkasından seslendi:

“Oğlum, şunu da kıyma makinesine at!”

Arda durdu. Ellerini yıkadı, derin bir nefes aldı.

“Usta… ben yapamayacağım galiba,” dedi, sesi hafif titriyordu.

Kasap bir an sustu, sonra hafifçe gülümseyerek başını salladı:

“Herkesin işi başka, evlat. Zorlama kendini.”

Arda utangaç bir gülümseme ile önlüğünü çıkardı.

“Sağ ol ustam, hakkını helal et,” dedi.

Cebinde kalan az para ile artık evde bile kalamazdı. Sokaklar yeniden onu çağırıyordu. Her adımı, hayatın sertliğini hatırlatıyordu. Ama Arda, içten içe bir şey daha öğrenmişti:

“İstediğin her işi yapamazsın… ama her işten bir ders alabilirsin.”

Gün doğarken Arda, yorgun ama kararlı, şehrin kalabalığına karıştı.

Her dükkân, her sokak, her ağır iş ona bir şey öğretmişti.

Ve o artık biliyordu: Kendi yolunu, kendi sınırlarını bulmak zorundaydı. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.