YAZMAK: KONUŞMADAN VE DUYULMADAN ANLATMAK

Mart 28, 2026 - 02:58
Nisan 10, 2026 - 20:36
 1  20
YAZMAK: KONUŞMADAN VE DUYULMADAN ANLATMAK

Edebiyat, kulağa hitap etmesinden dolayı işitsel sanatlardan olsa da bana göre işitsel olduğu kadar da görseldir. Çünkü tiyatroyu yazarak canlı izleten, masalları zihnimizde canlandırarak sinemaya dönüştüren sanattır. En güzel yanı, anlatmak istediğini konuşup dinletmek değil okutup iç veya dış sesten dinletmektir.

Kelimelerin sesi olmakta değil sesin kalemi olmak mesele. Konuşmaya mecali olmayanların, konuşarak anlatmaktan usananların ya da konuşulmanın kulaklara dahi ulaşmadığını düşünenlerin; kelimelerin gücünü seslerde değil kalemden çıkan harf görselinin kalıcığına inanarak, insanların okuduğu kendi seslerinden kalplerine ulaşacağını bilmektir edebiyat. Üstelik okunmadıkça muhatap olmuyorsun ve olunmuyorsun.

Özellikle belirtmek isterim ki, biz konuşmacı, sunucu ya da kürsüde insanlara  anlatmak zorunda olduğumuz alanda değiliz. Edebiyat yapmak, okuma ve konuşma üzerine dinlenilmesi gerek olsa bile sadece yazdığımız eseri konuşarak kısa bilgiler veya eserimize dair sorulara cevaplar veririz. Eserde anlatılanı anlamak, yazarı veya anlatmak istediğini anlamak için öncelikle sadece kulağımıza hitap eden okumak ve konuşmak üzerine edebiyatı varsayalım, o halde yazı olmadan neyi okuyup, konuşacağız ve neyi anlatacağız?

İşte bu yüzden konuşarak değil yazarak anlatmayı seviyorum. Konuşunca dinlemiyorlar ya da anlamıyorlar ama yazınca okumadıkları sürece benim duygu ve düşüncelerime ulaşamıyor, ne anlattığımı bilmiyorlar. Bilmeleri için de dinlemelerinden önce okumaları gerekir. Yazdığımı, yazarak anlattığım için konuşarak anlatma zorunluluğum yok. Yazmak yoksa edebiyatın ilk evresi ve ilk bağı da olmaz. Sonra okunup iç sesten veya okutup dış sesten duyarak bağ kurar, anlamlandırır, kendilerinden parçalar buldururuz.

Ayrıca edebiyat sadece işitsel olsaydı, görme engellilerin duyarak edebiyata dahil oldukları gibi duyma engellilerin kelimeleri gözleriyle okuyup hayatı ve duyguları anlamak, kendilerini edebiyat sanatına dahil etmek olmazdı. Üstelik ellerle, gözlerle, kulaklarla tekrar tekrar okunarak eserimizle hatırlanmış ve yazdığımız için biz de hatıra kalmış oluyoruz. 

Yazmanın görsel, işitsel olduğuna değinip bu yazımda konuşmadan ve duyulmadan kalplere ulaşmayı diliyorum.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

SERÇİN ÇELİK 13 Aralık 1987 yılında Kayseri'de doğup, İstanbul'da yaşayan bir Artvinliyim. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı, İstanbul Aydın Üniversitesi Pedagojik Formasyon Eğitimi aldıktan sonra öğretmenlik yaptım. İkinci üniversitemi felsefe üzerine okumaktayım. İstanbul Havalimanı'nda farklı birimlerde çalıştım. Alfabesiz, Çağsızım, Deniz Kabuğu Yüzemez edebiyatta yer alan şiir kitaplarımdır. Yazarlar ve Şairler Dayanışma Derneği tarafından yapılan 2026 Edebiyat Ödülleri'nde Edebiyata Yükselen Kalem Ödülü'nü aldım. Hem çocuklara hem yetişkinlere yazdığım eserlerimle antolojilerde yer aldım. Çocukluğumdan beri yazmaya başlayıp şiir, deneme, aforizma, öykü gibi farklı türlerde eserlerim vardır.