BİR ADAM GİTTİ, BİR DEVRİN PERDESİ KAPANDI

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bugün 16 Eylül… Takvimler bundan tam 10 yıl önceye dönüyor. Bir sonbahar günü, Türk sinemasının unutulmaz yüzlerinden biri aramızdan ayrıldı. Tarık Akan…

16 Eylül 2026 - 13:30
16 Eylül 2026 - 13:30 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 0  6
BİR ADAM GİTTİ, BİR DEVRİN PERDESİ KAPANDI

BUGÜN 16 EYLÜL…

Takvimler bundan tam 10 yıl önceye dönüyor.

Bir sonbahar günü, Türk sinemasının unutulmaz yüzlerinden biri aramızdan ayrıldı.

Tarık Akan…

Sadece bir oyuncu değildi o.

Bir kuşağın gençliğiydi.

Bir kuşağın aşkıydı.

Bir kuşağın hayalleriydi.

Bazen güldüren, bazen düşündüren, bazen de insanın yüreğine dokunan bir hikâyeydi.

Ve bugün, vefatının 10. yılında onu yeniden anarken insanın aklına tek bir soru geliyor:

Bazı insanlar neden aramızdan ayrıldıktan yıllar sonra bile eksilmiyor?

Çünkü bazı isimler yalnızca yaşadıkları döneme değil, insanların hafızasına ait oluyor.

Tarık Akan da öyleydi.

YEŞİLÇAM'IN YAKIŞIKLI JÖNÜNDEN BİR HALKIN HİKÂYESİNE…

Onu ilk tanıyanların hafızasında genç, yakışıklı ve gülümseyen bir Tarık Akan vardır.

Yeşilçam'ın romantik filmlerinde gönülleri fetheden, beyazperdede milyonların sevgisini kazanan o genç adam…

Ama Tarık Akan'ın hikâyesi burada bitmedi.

Tam tersine…

Asıl büyük yolculuğu bundan sonra başladı.

Zaman içerisinde yalnızca filmlerdeki karakterlerini değil, sinemaya bakışını da değiştirdi.

Toplumun gerçeklerini anlatan filmlerde rol aldı.

İşçiyi oynadı.

Emekçiyi oynadı.

Ezilen insanı oynadı.

Babasını, kardeşini, eşini, çaresiz insanı oynadı.

Ve oynadığı her karakterde Türkiye'nin başka bir yüzünü gösterdi.

Çünkü Tarık Akan sadece rol yapmadı; insan hikâyelerine hayat verdi.

BİR YÜZÜ DEĞİL, BİR DURUŞU VARDI

Sanatçı olmak kolaydır belki…

Ama sanatçı olarak kalabilmek kolay değildir.

Şöhret insanı değiştirebilir.

Alkış insanın ayaklarını yerden kesebilir.

Ama Tarık Akan, yıllar içerisinde kazandığı şöhretin gölgesinde kaybolmak yerine kendisini yeniden inşa etmeyi tercih etti.

Onu yalnızca filmleriyle değil, duruşuyla da hatırlıyoruz.

Çünkü onun hayatında sinema yalnızca bir meslek değildi.

Bir anlatma biçimiydi.

Bir bakıştı.

Bir tavırdı.

Bir vicdan meselesiydi.

TARIK AKAN'IN EN BÜYÜK ROLÜ, TARIK AKAN OLMAKTI

Bugün geriye dönüp baktığımızda onlarca film, yüzlerce sahne ve unutulmaz karakter görüyoruz.

Ama bütün bunların üzerinde başka bir şey var:

İz.

İnsan hayattan ayrıldığında geride ne bırakır?

Mal mı?

Mülk mü?

Şöhret mi?

Bazen hiçbirinin anlamı kalmaz.

Asıl mesele, insanların seni nasıl hatırladığıdır.

Tarık Akan bugün aramızda değil.

Ama adı hâlâ konuşuluyor.

Filmleri hâlâ izleniyor.

Fotoğrafları hâlâ paylaşılıyor.

Sözleri hâlâ hatırlanıyor.

Ve genç kuşaklar onun filmlerini izlemeye devam ediyor.

Demek ki bazı insanlar gerçekten gitmiyor.

Sadece görünmez oluyor.

10 YIL GEÇTİ AMA EKSİKLİĞİ HÂLÂ HİSSEDİLİYOR

10 yıl…

Dile kolay.

Bir insanın ardından geçen 10 yıl, aslında zamanın ne kadar hızlı aktığını da gösteriyor.

Ama bazı acılar takvim yapraklarıyla eskimiyor.

Çünkü mesele yalnızca bir sanatçının ölümü değil.

Bir dönemin kapanması…

Bir kültürün, bir sinema anlayışının, bir oyunculuk kuşağının yavaş yavaş tarihe karışması…

Bugün Tarık Akan'ı izlerken belki de yalnızca onu değil, kendi geçmişimizi de izliyoruz.

Eski İstanbul'u…

Eski sokakları…

Eski insan ilişkilerini…

Eski aşkları…

Eski dostlukları…

Ve belki de en çok, artık geri gelmeyecek olan gençliğimizi…

Bu yüzden Tarık Akan'ın filmleri yalnızca film değildir.

Biraz da hatıramızdır.

BİR FİLM BAŞLADIĞINDA ZAMAN GERİYE AKIYOR

Bazen televizyon ekranında eski bir Tarık Akan filmi çıkar.

İnsan kumandayı eline alır.

“Biraz bakayım.” der.

Sonra film ilerledikçe yıllar geriye gider.

Bir şarkı duyulur.

Bir sahne gelir.

Tarık Akan ekranda görünür.

Ve insan bir anlığına 10 yılın geçmediğini sanır.

İşte sanatın gücü tam da burada saklıdır.

Ölümü yenmek…

Bir insanın bedenini değil ama hatırasını yaşatmak…

Tarık Akan bunu başardı.

ÇÜNKÜ BAZI USTALAR ÖLMEZ, SADECE PERDEDEN ÇEKİLİR

Bugün onun için “10 yıl oldu.” diyoruz.

Ama Tarık Akan'ın filmlerini açtığımızda 10 yıl bir anda yok oluyor.

O yine genç.

O yine gülümsüyor.

O yine seviyor.

O yine mücadele ediyor.

O yine karşımızda.

Ve biz yine onu izliyoruz.

Belki de bu yüzden gerçek sanatçıların ölümünden sonra söylenecek en doğru cümle şudur:

“Aramızdan ayrıldı ama bizden ayrılmadı.”

Tarık Akan da bizden ayrılmadı.

Çünkü onun sesi filmlerde…

Yüzü ekranlarda…

Hatırası milyonların kalbinde…

Ve bıraktığı iz hâlâ bu ülkenin sinema hafızasında.

BUGÜN SADECE BİR SANATÇIYI DEĞİL, BİR İNSANI ANIYORUZ

Tarık Akan'ı bugün yalnızca aldığı ödüllerle, oynadığı filmlerle veya canlandırdığı karakterlerle anmak eksik kalır.

Çünkü onun hikâyesi bize başka bir şeyi de hatırlatıyor:

İnsan, hayatta ne kadar parladığıyla değil, arkasında ne kadar ışık bıraktığıyla hatırlanır.

Tarık Akan'ın bıraktığı ışık hâlâ yanıyor.

Ve daha uzun yıllar yanmaya devam edecek.

Bugün onun vefatının 10. yılı…

Aradan 10 yıl geçti.

Ama bazı isimler için zamanın hiçbir hükmü yok.

Çünkü Tarık Akan artık yalnızca bir isim değil, Türk sinemasının hafızasında yaşayan bir efsane.

Rahat uyu, Büyük Usta…

Sen perdeden çekildin.

Ama hikâyen bitmedi.

Çünkü senin filmlerin oldukça…

Seni sevenler oldukça…

Ve seni yeni kuşaklara anlatan insanlar oldukça…

Tarık Akan yaşamaya devam edecek.

Vefatının 10. yılında Büyük Usta Tarık Akan'ı saygı, özlem ve rahmetle anıyorum.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ata Umut 20 Mart 1990 Ankara’da doğdum Çankaya İlköğretim Okulu’nda İlk Özel Jale Tezer Kolejin’de orta Özel Aydın Anadolu Kolejinde hazırlık ve lise öğrenimimi tamamladıktan sonra Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Bölümüne girdim, kendi isteğim ile bu bölümden ayrılarak siyaset ve kamu yönetimindeki eğitiminden sonra, Uğur Dündar’ın teşviki ile ve özellikle Müjdat Gezen’in okuluna gittikten sonra onunda desteği ile gazeteciliğe başladım. Bir süre Anons 35 TV ‘de sabah gazete manşetlerini yorumlayarak görev aldım. 11 Kasım 2016’da Radyo 1919 Fm’i kurdum. Çeşitli kişilerle, ünlü sanatçı ve siyaset adamları ile röportajlar yaptım. Doğan Haber Genel Koordinatörlüğü görevinde bulundum. Ayrıca Gençlik ve Spor Konfederasyonu, Genel Sekreteri, Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu Genel Başkan Başdanışmanı, Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkan Başdanışmanı, İç Anadolu Gençlik Federasyonu Genel Başkanı görevlerini sürdürmekteyim.