ODA 9

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
28 Temmuz 2025 - 11:48
28 Temmuz 2025 - 11:48 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 0  709
ODA 9

ODA 9

Etrafıma ördüğüm duvarlarla kendi odalarımı oluşturmuşum. Tek tek tuğlaları dizerken asimetrik bir dizilim yapmışım. Puzzle parçaları gibi iç içe girmiş bir tablo benimkisi. Ama şu var ki; bu tablonun tam üç parçası eksik.

Kafamın içinde beynim bin parçaya bölünmüş gibiydi. Parçaları birleştiremiyordum. Yine kendimden geçmiş, yine yeni bir odaya uyanmıştım. Ama çok ilginç bu sefer kendimi daha dinç ve sağlıklı hissediyordum. Şöyle bir etrafıma bakındım. Yukarıda odamda yatıyordum. Yerimden doğrulduğumda ufak penceremden gün yeni doğmuş, ışıklarını yatağıma kadar uzatmıştı. Diğer çocukların odada olmayışına şaşırdım. Hepsi neredeydiler. Demir karyolamdan aşağıya indim. Ayağa kalkabiliyordum. Nedense buna sevinmiş ve içimi huzur kaplamıştı. Yaramda acımıyordu. Sanki yalan gibiydi. Kirli pijamamı kaldırıp bakmak istedim. Bi dakka! Ama ameliyat yaramın yerinde hiçbir iz yoktu. Defalarca kontrol ettim.  Nasıl yani, ne bu şimdi? Benim gördüklerim ve yaşadıklarım neydi? Şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım neredeyse. Sorularımın cevabını almak için kapıya yöneldim. Kapıyı açtım. Hayret kilitli değildi. Ama bu ne? Kapı duvarla örülmüştü. Hızla geri çekildim. Ayağım tökezledi ve yere düştüm.  Birkaç saniye kendime gelemedim. Önümde örülmüş duvara bakakalmıştım. Şaşkınlığım geçince hızla ayağa kalktım. Uyandığımdan beri garip şeyler görüyordum. Neler olmuştu böyle? Önümdeki duvara vurmaya başladım. O kadar sertti ki elim acımıştı. Bağırdım, çağırdım. Ama sesimi kimse duymamıştı. Sonra bir şeyin farkına vardım. O da içinde bulunduğum odaydı. Oda hareket ediyordu. Taşlar tıpkı yapboz gıbı yer değiştiriyordu. Sanki büyük bir deprem oluyordu . Oda adeta şekil değiştiriyordu. Yurtta kalan öğrencilere ait karyolalar birer tabuta döndü. Kendi karyolam yerinde duruyordu. Suzi’nin karyolası yerinde de bir tabut vardı. Çok korkmuştum. Odanın hareketi birkaç dakika sonra durdu. Sanki bir mezarlığın ortasındaydım. Ben de onun ortasında korkuluk gibi kalmıştım. Kaskatı olan bedenim çözülmeye başlamıştı. Gördüklerim bir rüyadan ibaret olabilir miydi? Kendimi çimdikledim. Canım acımıştı. Can havliyle sıçradım. Buradan hemen çıkmalıydım. Etrafım tabutlarla doluydu. Hemen yanı başımdakine çarpmıştım. Hafifçe kapağı açıldı. Gözüm içine kaydı. İçinde ölü bir beden vardı . Korka korka kapağı biraz daha açtım. Yüzü ayrı bir bezle kapatılmış, bedenleri kirli paçavralarla sarılmış ceset, beni iyiden iyiye korkutmuştu. Son bir cesaretle merakımı da yenemediğimden yüzündeki bezi kaldırdım. Birden çığlık attım . Bu aynı odada kaldığım Katerina’dan başkası değildi. Vücudundaki eski bezlerin altından yer yer kan lekeleri oluşmuştu. O bezleri çekip alınca bedenlerdeki kesik ve dikili yaralarla karşılaştım. Sonra diğer tabutlara döndüm. Hepsini tek tek açtım. Sara, Amy,Laura, Scarlett ve diğerleri. Hepsi tabutlarda, hepsinin cesetlerinde dikilmiş yara izleri vardı. En son kalan tabutu da son bir hamle ile açtım. Bu Suzy’di. Demek ki aşağıda gördüğüm şeyler doğruydu. Ameliyat masasına yatırdıkları Suzy ‘den başkası değildi. Gözlerim dışarı fırlayacakmış gibi olmuştu. Kendi kendime ;

-Hayır !hayır! bütün bunlar gerçek olamaz, diye bağırdım. Tüm gücüm ayaklarımdan aşağı boşalmış, kaybolup gitmişti. Yaklaşık bir saat kadar donuk bir heykel gibi gözlerim kapalı, hiç kıpırdamadan oturmuştum. Buradan çıkmalıyım diye bağırarak ayağa kalktım. Pencereye doğru ilerledim. Odam en üst kattaydı. Tek çıkış yolum bu pencere olmalıydı. Aşağı doğru baktım. Dr Esteban ve yanında iki adam ellerinde kutular büyük bir soğutucu kamyona biniyorlardı. Ne yaptıklarını artık çok iyi biliyordum. Puzzlımın bir parçasını bulmuştum. Yavaşça pencereyi açtım. En üst çatı katında olduğumdan çatıdan ilerleyecektim. Diğer odalardan birine ulaşırsam buradan kurtulabilirdim. Ayağımı dışarı attım. Çatı korkuluklarına tutuna tutuna ilerlemeye çalıştım. Ara sıra ayağım kayacak gibi olduysa da kendimi toplamış ve diğer yan odanın penceresine ulaşabilmiştim. Yan odanın penceresini hafifçe ittim . Hayret kolay açıldı. İçeri atladım. Hemen kapıya yöneldim. Kapı da açıktı. Çok sevinmiştim birden. Yapacağım şey adanın teknesi yola çıkmadan gizlice ona binmekti. Bu çok tehlikeliydi . Ama buradan kurtulabilmek için o tekneye binmem gerekiyordu. Burada olan olayları tüm dünyaya duyurmalıydım. Bu katilleri ifşa etmeliydim. Dr. Esteban benimle oynuyordu. Bunu neden yapıyordu. Büyük ihtimalle bana verdiği ilaçlar, bende sanrılar oluşturmuştu. Artık gerçek ile yalanı karıştırıyordum. Hangisi rüya hangisi gerçek anlayamıyordum. Ama bu sefer kendimdeydim. Buna eminim.

Kafamdaki yoğun düşüncelerle boğuşurken diğer yandan içine atladığım bu odadan çıkmak için etrafıma bakınıyordum. Kapısını açtığımda önünde uzun bir koridor vardı. Bu koridorun her iki yanında diğer çocukların kaldıkları odalar duruyordu. Şimdi düşünüyorum da bu odalar bu bina ailemden bana kalan malikâneye ne çok benziyordu. Aynı koridor aynı oda yerleri vs. Hatta koridor tavanındaki eski korkutucu resimler bile birbirine benziyordu. Loş bir ışığa sahip koridordan ilerlerken etrafta kimse var mı yok mu kontrol ediyordum. Yurt binası çok sessizdi. Bu bana anormal geliyordu. Herkes neredeydi? Yoksa tüm çocukları ortadan kaldırmışlar mıydı? Bu olamaz, mümkün değil, bu katliam olurdu. Az önce odada gördüklerim bile gerçek miydi? Bunu bile tam anlamış değildim. Kafamda hala sisler içinde belli belirsiz resimler görünüyordu. Hızla tüm gücümü kullanarak aşağı indim. Yakalanmamak için arada durup merdiven boşluğundan aşağı bakarak kimse var mı yok mu kolaçan ediyordum. Zaten topu topu 25 çocuk kalıyorduk. Yukarda gördüklerim doğruysa ki umarım benim sanrılarımdı. Çocukların hepsi büyük ihtimalle bahçede ki küçük müştemilatta hapsedilmiş olabilirdi. Birden Dr. Esteban’ın, bahçedeki müştemilattaki yangından bahsettiğini hatırladım.

-Aman Tanrım! Çocuklar eğer müştemilatta ise ve bugün o bahsedilen yangın olacaksa, Onları oradan çıkarmalıydım. Tanrım senden beklediğim o cevabı şimdi alabilir miyim?

Ne yapmalıyım?

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Meral YILDIRIM "Ayna Ayna Söyle Bana Varmı Bu dünyada Güzel Hikayeler" ve "Gizemli Vadinin Çinicileri" adlı çocuk kitapları yazarı