MODERN KÖYLÜ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
6 Kasım 2025 - 23:45
 2  107
MODERN KÖYLÜ


Bir zamanlar “network” kurmak için kahve zincirlerinde sıraya girenler, şimdi “bağ kurmak” için köy yollarına düşüyor.  
Günümüzde popülerleşen gönüllü çiftçilik platformları sayesinde, şehirde sabah 9 akşam 6 klavyeye gömülen insanlar artık başka bir toprağa kök salmaya çalışıyor: Gerçek olanına. 
Betonların arasında "çalışmak için yaşayanlar" şimdi WWOOF ile "yaşamak için çalışmayı" deneyimliyor. 

Günümüzde şehir insanı, sabah 07.00’de kalkar. Önce bir telefonunu kontrol eder sonra da kahvesini içerken bilgisayarını açar. Birileriyle “zoom” yapar. Gözlerini kısarak ekranın karşısında gün doğumuna değil, PowerPoint’e bakar. Akşam olur, “Bugün de verimliydim.” der, çünkü Excel’de iki hücreyi birleştirmiştir, ondan beklenenleri yapmıştır.
Oysa köyde biri sabah 07.00’de kalkar, kahvesini içmeden tavuklara yem verir, su taşır, toprağı kontrol eder. Gözlerini kısarak gökyüzüne bakar. Akşam olur, “Bugün de verimliydim.” der, çünkü domatesler kızarmaya başlamıştır...

İki hayat da “iş”tir aslında; sadece birinde toprak verimlidir, diğerinde insan.

Son zamanlarda WWOOF adlı bir oluşum çıktı karşımıza — World Wide Opportunities on Organic Farms. Türkçesiyle: “İstersen gel, biraz salatalık topla, biraz da hayata dokun.” Modern çağın en sempatik gönüllü programlarından biri. İnsanlara dünyanın herhangi bir köşesinde bir çiftliğe gidip hem yardım etme hem de doğayı deneyimleme imkânı sunuyor. Bunun için herhangi bir ücret istemiyor. Çiftliklere giden gönüllüler; sabah tavuklara yem vererek, öğlen gözleme açmaya yardım ederek ve gün sonunda topladığı yeşilliklerden salata yaparak "emeğiyle" ödüyor orada olmanın bedelini.
Geçen hafta  “sabah toplantısında” Excel tablolarını açanlar, şimdi horoz sesiyle uyanıp kümeste yumurta topluyor. Evet, yumurta. Doğrudan tavuktan, QR kodsuz, katkısız. 

Ama dürüst olalım, köy romantizminin de filtresiz hali biraz zor. O “dinginlik” dediğimiz şey, bazen horozun sabah beşte bağırmasıyla bölünür. Elde çapa, sırtta ağrı; doğa ana güzel ama acımasız bir öğretmendir. Şehirdeki “deadline” köyde “ekin zamanına” dönüşür. 
Şehirde klimayla ısı ayarlamak varken, köyde tek ayarlayabildiğin şey ateşin harıdır. Şehirde sabah kahveni kapsül kahve makinesiyle yaparsın; köyde o kahveyi içmeden önce odun kesmen gerekir.

İki dünyanın da kendine has yorgunluğu ve çelişkileri vardır. Şehirde insan betona sıkışıyor, köyde bazen yalnızlığa. İşte "Gönüllü Çiftçiliğin" de asıl güzelliği burada yatıyor bence: Kaçmak değil, bir çeşit kendini denemek. Modernliğin ritmini yavaşlatarak köyün sabrını "tadımlık" yaşamak. Çünkü her insanın biraz şehir tozuna, biraz da toprak kokusuna ihtiyacı vardır.

Sonuçta hepimiz aynı yerden geldik: topraktan. Kimi hâlâ o gerçeği hatırlamak için ayakkabılarını çıkarıp çıplak ayakla basıyor toprağa, kimi o hissi unuttuğu için spor salonunda “grounding yoga” yapıyor.
Biri terini güneşin altında döküyor, diğeri ofiste klimanın altında. Ama günün sonunda herkes kendi toprağında bir şeyler ekip biçiyor.

Hepimizin bildiği ama unuttuğu üzere: Toprak kirletmez. Belki biraz çamur yapar, ama asla yalan söylemez.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Fatma Betül Öztürk Editör / Köşe Yazarı