Çanakkale’nin "On Beşlik" Şehitleri

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Çanakkale Zaferi, Çanakkale Şavaşı

18 Mart 2026 - 20:26
18 Mart 2026 - 20:26 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 20  98
Çanakkale’nin "On Beşlik" Şehitleri

Tarih, genellikle generallerin stratejilerini, harita üzerindeki okları ve kazanılan toprakların metrekaresini yazar. Ancak Gelibolu’nun o barut kokulu sırtlarında, tarih kitaplarının sayfalarına sığmayacak kadar büyük, kağıdı yakacak kadar sıcak hikayeler gizlidir. Bugün size, vatan sevgisinin biyolojik acıyı nasıl alt ettiğini, bir “tetik”  ile bir “parmak” arasındaki o korkunç ama asil gerçek hayat hikayesini anlatacağım.

“Komutanım, Tüfek Basmıyor! ”

Seddülbahir’de gökyüzü, mermiden bir yorgan gibi çökmüştü Mehmetçiğin üzerine. Toz, duman ve kan birbirine karışmıştı. Siperlerin içinde, henüz bıyığı terlememiş bir delikanlı, elindeki tüfeği hırsla çekiştiriyor, mekanizmaya yükleniyordu. Gözlerinde yaş değil, görevini yapamamış olmanın verdiği o saf kahır ve hüzün vardı.

Yanındaki komutanına seslendi sesi titreyerek:

 “Komutanım! Yetiş... Tüfeğim bozuldu, tetik basmıyor!”

Komutan, barut karası içindeki askerin eline baktı. Gördüğü şey, bir tüfek arızası değildi. Gördüğü, insanlık onurunun en üst mertebesiydi. Tüfek sağlamdı; pırıl pırıl mekanizmasıyla emre amadeydi. Bozuk olan, eksik olan tüfek değil, o tetiği çekecek olan “parmaktı”. Bir şarapnel parçası, gencin parmağını bir tüy gibi koparıp götürmüştü de, vatan derdine düşen çocuk kendi canının eksildiğini fark etmemişti bile.

Komutanın boğazı düğümlendi, sesi bir yumru gibi oturdu göğsüne:

“Tüfek sağlam oğlum... Senin parmağın kopmuş!”

O an sustu her şey. Deniz sustu, mermiler havada asılı kaldı. Bir insanın, vatanını savunma azmiyle kendi bedenini unutması; işte “Çanakkale’yi Geçilmez” kılan o tılsımlı delilik buydu.

Hey On Beşli On Beşli Oyun Havası Değil, On Beşlik Şehitlere Yakılan Ağıdı

Biz bugün o meşhur ezgiyi duyduğumuzda ellerimizi havaya kaldırıp oynuyoruz ya; “Hey Onbeşli Onbeşli...” diye. Oysa o ritmin altında, 1315 doğumlu çocukların, yani henüz 15-16 yaşındaki fidanların ana kucağından kopup ölüme gidişinin hıçkırığı vardır.

Tokat yollarında taşlananlar değil, vatanın her karış toprağını kanıyla sulayanlardır onlar.

 Düğüne gider gibi cepheye koşan, annesinin başına yaktığı kınayı “Vatana kurban olsun” diye taşıyanlardır.

Dünya üzerinde hiçbir ordu, evladının parmağı koptuğunda “tüfeğim bozuldu” diye ağladığı bir milletle baş edemez. Çünkü o parmak sadece et ve kemikten ibaret değildir; o parmak, bir milletin namusuna uzanan ellere çekilen son settir.

Bugün o topraklarda rüzgar estiğinde, hala o çocukların fısıltısını duyar gibi oluruz. Onlar, bize sadece bir toprak parçası değil, bir “Vatan” bir “asalet” unutulmaz bir “destan” ebedi bir “kahramanlık” bıraktılar. Acıyı hissetmeyecek kadar büyük bir dava adamlığını miras bıraktılar.

Eğer bugün bu satırları özgürce okuyabiliyorsak, “tüfeğim bozuldu”  diye feryat eden o parmaksız kahramanların ve on beşlik fidanların ödediği bedel sayesindedir. Onların tetiğe basamayan parmakları, bugün bizim kalem tutan ellerimiz, yarınları kuran irademizdir.

18 Mart Çanakkale Zaferi Kutlu Olsun! 

Şehitlerimizi saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyorum. 

Gözlerimizden düşen her damla yaş, onların ruhuna bir gül suyu olsun. Ruhları şad mekanları Cennet olsun...

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Esma YILMAZ Türkçü yazar Esma YILMAZ, 8 Mart 1986 Konya doğumludur ve bir kızı vardır. Kutup YILDIZI Mahlas İsmini kullanmaktadır. Çanakkale 1915 şiir antoloji kitabının ve 40 Naat antoloji kitabının yazarlarından biridir. Yazar, 27 Temmuz 2024 yılında Mavi Kuş Medya Edebiyat Ödülleri Gala etkinliğinde, Köşe Yazarı Dalında; EN İYİ KÖŞE YAZARI ödülüne layık görülmüş; Ödülünü, Usta Yazar Üstat Bestami Yazgan’ın elinden almıştır. Yazarımız Fikir İzleri'nde Köşe Yazarlığı yapmaya devam etmektedir. Yazarımız; Şiir kitabı, Kişisel Gelişim kitabı ve Polisiye Romanı yazmaya devam etmektedir. Yazarımız hayvansever olup sokaktaki patili dostlarımızı beslemektedir. Hobileri; Kitap okumak, doğada yürüyüş yapmak, müzik dinlemek, tarihi yerleri gezmek, sokak canlılarını beslemek.