zeplin

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

zeplinden dünyaya bakış

26 Nisan 2026 - 11:16
26 Nisan 2026 - 11:16 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 7  55
zeplin
zeplin

                                                    ZEPLİNLE HAFİFLEYEN DÜNYA 

Bir zeplindeyim. Rüzgâr saçlarımı savuruyor. Hava ne güzel… Tam da Boğaz’ın üzerindeyim şimdi. Güneş batmak üzere; pembe ve mor ışıklar bir ressamın paletinden dökülmüş gibi kaplamış her yeri. 

Uzaktan bakınca her şey ne kadar kusursuz görünüyor. İnsanlardan uzaklaştıkça görüntü berraklaşıyor sanki; hayatın içindeki uğultu sustukça, anlam kendini daha net fısıldıyor. Çekişmeler, kavgalar, huzursuzluklar, acılar, savaşlar… Hayatın kakofonisi kulağımdan çekilince, ona uzaktan bakmak iyi geliyor. 

Şu trafik bile hoş görünüyor gözüme. 

Ormanın üzerine doğru ilerliyorum. Şehir ışıkları yok burada. Dolunay, ağaçların üzerine ince bir örtü gibi serilmiş. Biraz daha alçalsam dallara değecek gibiyim. Kuşlar yuvalarına çekilmiş; gece, doğayı yavaşça içine katlıyor. Çam ağaçlarının kokusu yükseliyor, sanki geçmişten bir anı gibi dokunuyor bana. 

Orman bitiyor. Şimdi upuzun yolların üzerindeyim. Yılan gibi kıvrılan yollar… Arabalar ışıklı karıncalar gibi akıyor karanlığın içinde. 

Bir yolcu otobüsü dikkatimi çekiyor. Alçalıyorum. Cam kenarında oturan bir genç kız başını cama yaslamış. Kim bilir… belki birini, belki de artık olmayan bir ihtimali düşünüyordur. Bir anne bebeğini emziriyor; hayat, kendi sessiz mucizesini sürdürüyor. Genç bir delikanlı kitabının sayfasını çeviriyor, sanki dünyayı biraz daha anlamaya yaklaşır gibi.Sadece cam kenarındakileri görebiliyorum. 

Aaa… Otobüsün arkasından giden arabaya bak. Üstü açık kırmızı bir araba; içindeki kızlar bağıra çağıra şarkı söylüyor. Sesleri bana kadar gelmiyor ama neşeleri göğe yükseliyor. Gençlik ne güzel şey. 

Şu bol ışıklı yerde biraz soluklanayım. Hımm… bir dinlenme tesisi. Masaların birinde oturan bir çift dikkatimi çekiyor. Yaş almışlar epey. Belki çocuklarına gidiyorlar, belki de sadece birbirlerine. Çaylarını yudumlayıp konuşuyorlar; yılların içinden süzülmüş bir sakinlik var aralarında. 

Hemen yan masada bir adam, elinde sigara, uzaklara dalmış. Dumanı, içindeki düşünceler gibi ağır ağır yükseliyor. İçini çektiğini buradan bile görebiliyorum. 

Arabalarına doğru yürüyen bir aile… Küçük bir çocuk annesinin elinden kurtulmaya çalışıyor, avazı çıktığı kadar ağlıyor. Ah kuzum… kelimeleri yok daha, derdi büyük. 

Sonra birden beni fark ediyor. Nasıl olur? Hani görünmezdim ben? 

El sallıyorum ona. Ağlaması duruyor. Gözleri şaşkınlıkla parlıyor, sonra gülüyor ve o da el sallıyor. Dünya bir anlığına sadece o gülüş kadar sadeleşiyor. 

Biraz daha ilerliyorum. Issız yolların üzerindeyim artık. Bir dağın tepesindeyim şimdi. Arada bir kurt uluması duyuluyor; gece kendi dilinde konuşuyor. Dolunay, ormanın derinliklerini saklıyor, her şeyi olduğu kadar gizliyor da. Elimi uzatsam yıldızlara değecek gibiyim. 

Devam etsem mi? Evet… en iyisi devam etmek. 

Sabaha kadar neler görürüm kim bilir? Hayata böyle uzaktan şahit olmak güzelmiş. Hem içinde hem dışında… Bir rüyanın içindeymiş gibi ama uyanık. 

Herkesin duygusu ne kadar tanıdık… Acı, sevinç, öfke. Doğanın dengesi, güzelliği… Gün batımının vedası, dolunayın ihtişamı… Hepsi aynı hikâyenin farklı cümleleri gibi. 

Hadi bakalım sevgili zeplin… Götür beni biraz daha uzaklara. Sabaha kadar şahit olacağımız daha çok hayat, daha çok insan var. 

 

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Nilgün Erdem Nilgün Erdem Özgeçmiş 1969 yılında Keşan’da doğdum. Ortaokul ve lise eğitimimi Bursa’da tamamladım. İş hayatıma Bursa’da özel bir inşaat şirketinde ön muhasebe görevinde başladım, ardından İstanbul’da ECA Holding’de satış temsilcisi olarak çalıştım. Emekli olduktan sonra yazıya yöneldim. 2021 yılında katıldığım bir yazı atölyesinde yaklaşık üç yıl boyunca yazma serüvenimi geliştirdim. Bu süreçte yazı, hayalini kurduğum bir tutkuya dönüştü. Kitap okumaya olan sevgim, yazma deneyimimle birleşince kendi hikâyelerimi kurmaya başladım. Kitap: Yansımalar (Kolektif kitap, İkinci Adam Yayınları, 12 kadın yazar ile birlikte, 2023) Dergiler ve Seçkiler: Eşitlendik mi (Mahal Dergi, 2024) Eylül’müş (Myrina Yayınları, “Fıstıklı Helva” seçkisi, 2024) Proformis (Panzehir Dergi, 2025) Şahmaran’ın Gözyaşları (Bilakis Dergi, basılı sayı, 2025) Gün Gün Eksilmek (Bilakis Dergi, basılı sayı, 2025) O gece, Tren, Kadın (İshak Edebiyat, 2025) Üsküdar Vapuru ( Öykümen Edebiyat Dergisi, Ocak 2026) Mühürlü Sessizliğin Ezgisi ( Edebi Dergi, Nisan 2026) Melek Olmama Gerek Yoktu ( Çiğ Dergisi, Nisan 2026) Şu anda mücevher tasarımcısı bir kadının Kongo’da başlayıp Foça’ya uzanan hikâyesini konu alan ilk romanım üzerinde çalışıyorum. Bunun yanı sıra öykü yazmaya devam ediyorum.