Vicdanın Haykırışı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

"Vicdan, aklın sustuğu yerde ahlâkın direnişidir."

8 Haziran 2025 - 18:19
8 Haziran 2025 - 18:19 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 2  808
Vicdanın Haykırışı

Vicdanın Haykırışı ve İnsan Ruhunun Derinliklerine Yolculuk

İnsanın varoluşu, sürekli bir içsel arayışla şekillenir. Bu arayış, vicdanın haykırmasıyla

başlar. Her köşe başında yankı bulan bir çığlık, yeryüzüne duyurulmalıdır; çünkü insanlık,

vicdanın o kaybolan sesine muhtaçtır. Vicdan, insanın en derin yönüdür, ona kulak vermek

ise yalnızca bir sesin değil, bütün bir insanlık bilincinin çağrısına yanıt vermek demektir.

Kör bir karanlık sarar dünyayı, bizi çevreleyen parıltılar ise sadece bir yanılsamadır. Hırs, bizi

öylesine sarar ki, gerçek ışığı, içimizde var olan o nadir umut ışığını unuturuz. Ancak

vicdanın sesini duyduğumuzda, bu karanlık yerini aydınlığa bırakır. Zihnimizdeki gölgeler

kaybolur, ve doğru,yanlış arasındaki ince çizgi belirginleşir. Vicdan, insanın kendisini aştığı,

daha büyük bir hakikate yöneldiği bir köprüdür. Ne yazık ki, çoğu zaman bu köprüyü

görmezden geliriz.

Vicdan, bir cihadın başlangıcıdır. İnsanın özüyle yüzleşmesi, yalnızca akıl ve gönül arasında

kurulan köprüyle mümkündür. Ancak bu köprü, yalnızca ilimle aydınlanır. İlim, karanlık

düşünceleri aydınlatan bir nurdur, vicdan ise bu ışığın rehberidir. Tıpkı bir ayna gibi, vicdan

insanı sadece kendisini görmekle kalmaz, onu daha büyük bir hakikate yönlendirir. Bu

bağlamda, vicdanın haykırışı, içsel bir uyanışın, adaletin ve hakikatin peşinden gitmenin

yolculuğudur.

Fakat bu yolculuk kolay değildir. Plasebo etkisinde kalmış, sadece dışsal göstergelerle

kendini var kılmaya çalışan bir toplumda, vicdanın sesi çoğu zaman kaybolur. Birçok insan

vicdanını yalnızca kendine hizmet etmek için kullanır, ve bu da bizi yüzeysel bir yaşama iter.

Bizler, kendimizi gerçeklikten uzaklaştırarak, sadece şekillerin peşinden koşarız. Halbuki

vicdan, insanı daha derin bir anlam arayışına, ruhsal bir dönüşüme davet eder. Vicdan, içsel

bir cihaddır; ruhun karanlıklarını aydınlatmak için yapılması gereken bir savaştır.

İşte tam burada, Kur'an'ın ilk emri olan "İkra!" (Oku) ayeti devreye girer. Okumak yalnızca

harfleri birleştirmek, sözcükleri anlamak değildir. Okumak, insanın içindeki derinliklere

inmeyi, maneviyatı anlamayı ve ruhsal olarak kendisini aydınlatmayı da kapsar. "İkra!",

maddi okumanın ötesinde, insanın vicdanında bir uyanışı, derin bir bilinçlenmeyi ifade eder.

Bu, sadece dış dünyayı anlamak değil, ruhu ve vicdanı okuma sürecidir. Çünkü her harf, her

kelime, her anlam vicdanın derinliklerinde yankı bulur, ve insan, içindeki kaybolmuş hakikati

bulmak için okumaya devam eder. Bu okuma, vicdanımızın haykırışının bir başlangıcıdır.

Ancak bu okumayı yalnızca dışsal dünyada değil, içsel alemlerimizde de yapmak gerekir.

İçimizdeki ışığa doğru yönelmek, o ışığın aydınlattığı yolun peşinden gitmek, vicdanın sesini

duymanın en saf halidir.

Bu noktada, aspidistra bitkisini hatırlamak önemlidir. O, evlerin içinde sessizce büyüyen,

zamanla unutulmuş bir çiçek gibi, hayatımızda derin izler bırakır. Aspidistra, dışarıdan

bakıldığında basit ve gösterişsiz görünse de, hayatta kalmayı başaran bir bitkidir. Zorlu

koşullarda, ışığın eksikliğine rağmen yaşamaya devam eder. Tıpkı vicdan gibi, bazen

karanlıkta bile parlamayı sürdürür. Aslında aspidistra, içsel direncin, hayatta kalmanın

simgesidir. Vicdan da böyledir: Başka hiçbir şeyin görünmediği zamanlarda, içimizdeki

karanlıkla savaşarak varlığını sürdürür.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Hazal Y. Keskin Siyaset Bilimi öğrencisi Yeni Yazar, Debdebe Kültür ve sanat, Temkinli hüzünler, Feveran Edebiyat, Nostalji Dergisi gibi birçok yerde yazar olarak yer aldı✨