Sivas Kangal’dan Yağmurlar Yağarken Eserine Uzanan Bir Şiir ve Vefa Mizanpajı: Oğuzhan Yabancı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda bu hafta; Sivas’ın Kangal ilçesinden yetişip 2006 yılında yazdığı "Yıkıl Be Dünya" şiiriyle hayallerine ilk kapıyı açan, yıllar süren adanmışlığın ardından "Yağmurlar Yağarken" kitabıyla hayalini gerçeğe dönüştüren Değerli Şair ve Yazar Oğuzhan Yabancı ile kalbi bir hasbıhal gerçekleştirdik.

12 Ağustos 2026 - 09:15
12 Ağustos 2026 - 09:15 ⏱ 16 dk Okuma Süresi
 0  65
Sivas Kangal’dan Yağmurlar Yağarken Eserine Uzanan Bir Şiir ve Vefa Mizanpajı: Oğuzhan Yabancı
OğuzhanYabancı

Bencil ve aceleci çağın, insanı kuraklığa ve duygusal sığlığa mahkûm ettiği o hoyrat gürültünün ortasında; bir Temmuz yağmurında bilerek ve isteyerek sırılsıklam olup ruhunu mısralara döken kavi ruhlar vardır.

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda bu hafta; Sivas’ın Kangal ilçesinden yetişip 2006 yılında yazdığı "Yıkıl Be Dünya" şiiriyle hayallerine ilk kapıyı açan, yıllar süren adanmışlığın ardından "Yağmurlar Yağarken" kitabıyla hayalini gerçeğe dönüştüren Değerli Şair ve Yazar Oğuzhan Yabancı ile kalbi bir hasbıhal gerçekleştirdik.

Antolojilerden ikinci şiir kitabının müjdesine uzanan bu bereketli serüvende, "İnsan hayallerinden vazgeçmediği sürece yoluna mutlaka ışık düşer" düsturunu rehber edinen konuğumuzun o adaletli ömür terazisini Satır Arası farkıyla aralıyoruz.

Oğuzhan Bey, Satır Arası’na, bu hasbi gönül masamıza safalar getirdiniz. Sizi sadece mısralar dizen bir şair değil; yağmurun rahmetini ruhuna ilham eylemiş, Sivas Kangal’ın o mert toprağından beslenen hakiki bir kelâm ve şiir zanaatkârı olarak ağırlamak bizim tezgâhımız için büyük bir şereftir.

Röportajımıza sizi, o ilk yağmur damlasıyla şekillenen sâfi dünyanızı tanıyarak başlayalım: Oğuzhan Yabancı kimdir? Bir okur sizin mısralarınıza ve "Yağmurlar Yağarken" dünyanıza adım attığında, sînesinde insana, aşka ve umuda dair hangi şifalı ayna ile yüzleşmelidir?

Öncelikle hepinize gönülden selam olsun. Yağmurun dünyasına, şiirin sesine ve yüreğin en derin köşelerine uzanan bu yolculuğa hoş geldiniz.

Ben Oğuzhan Yabancı. 01.01.1985 tarihinde Sivas’ın Kangal ilçesinde dünyaya geldim. Kendimi bildim bileli kelimelerle dost, şiirle yol arkadaşlığı yaptım. Asıl mesleğim şairlik; ömrümü yağmura, sevdaya ve şiire adadım.

İlk Meyve: Gönül Hikâyesi ve Hasret Türküsü
“Yağmurlar Yağarken”, bu uzun yolculuğun ilk meyvesidir. Bu eser yalnızca bir şiir kitabı değil; bir gönül hikâyesi, bir özlem türküsü ve yarım kalmış sevdaların sessiz çığlığıdır.

Kitabın kapağındaki fotoğrafla başlayan bu yolculuk, ilk sayfasından son satırına kadar gerçek sevenlerin yarım kalmış hikâyelerini, kavuşamayanların hasretini, gerçekleşmeyen hayalleri ve insanın yüreğinde ömür boyu taşıdığı derin izleri anlatmaktadır. Bazen bir vedanın hüznünü, bazen de bitirmeye kıyılamayan bir sevdanın sessizliğini dizelere emanet ettim.

Bu sayfalarda okuyacağınız şiirlerin birçoğu, hayatın içinden süzülüp gelen duyguların, yaşanmışlıkların ve gönlümde bıraktığı izlerin yansımasıdır. Dileğim; her mısranın başka bir yüreğe dokunması, kendi hikâyesini arayan her okurun bu satırlarda kendinden bir parça bulmasıdır.

“Yağmurlar Yağarken”, hüznün ve umudun aynı gökyüzü altında buluştuğu bir yolculuktur. İnanıyorum ki bu yolculuk, bundan sonra kaleme alacağım yeni eserlerle de devam edecek; yağmur dinse bile şiir hiç susmayacaktır.

2006 yılının yağmurlu bir Temmuz akşamında, bilerek ve isteyerek sırılsıklam olduğunuz o gün ilk şiiriniz "Yıkıl Be Dünya" doğmuş. Islanan bir bedenden kâğıda dökülen o ilk mısraların, 19 yıl boyunca sürecek olan bir şiir sevdasına ve büyük hayallere dönüşmesindeki "sâfi demlenme" hikâyesini bize anlatır mısınız?

2006 yılının bir Temmuz akşamı… Aslında o akşam, yaklaşan kara kışın sessiz habercisiydi.

Çok sevdiğim, büyük hayaller kurduğum, bugünüm ve yarınım diye gördüğüm insanın vedasına şahit olan gözlerim; yağan yağmura aldırmadan yürürken dizlerimin bağı çözülmüş, kendimi bir kaldırım taşının üzerinde yalnızlığımla baş başa bulmuştum. O an dilime düşen birkaç mısra, farkında olmadan hayatımın yönünü değiştirecek ilk adım olmuştu.

Eve vardığımda kâğıdı ve kalemi elime aldım. O acıyı, o vedayı ve o yağmurlu akşamı unutmamak için yazdığım “Yıkıl Be Dünya” adlı ilk şiirim, yalnızca bir ayrılığın değil; içimde doğan şairin de ilk sesiydi. O şiir, gelecekte yazarlık yolunda yürüyeceğimin habercisi, kalemimin bana açtığı ilk kapı oldu.

Yenilgiden Doğan Zafer: Yağmurlar Yağarken
O gün kaybettiğimi sandığım sevda, yıllar sonra “Yağmurlar Yağarken” adlı şiir kitabımla bambaşka bir zafere dönüştü. Çünkü anladım ki bazı yenilgiler, insanı gerçek zaferine götüren en değerli yolculuklardır.

Bu kitap, kendime verdiğim sözü tutmanın, “Sen kazandın, Oğuz.” diyebilmenin ve hayatın avuçlarıma bıraktığı emeğin, sabrın ve inancın hikâyesidir.

Sevda, umudunu kaybetmemektir. Bazen beden yorulur, bazen hayaller yarım kalır; ama yürek gerçekten sevmeyi biliyorsa asla yenilmiş sayılmaz. Zafer kimi zaman yağmurla gelir, kimi zaman karla, kimi zaman da zemherinin en keskin soğuğunda… Fakat mutlaka gelir ve gerçek sevenin yüreğinde hak ettiği yeri bulur.

Hayattaki en büyük hayalinizin bir gün kendi şiir kitabınızı yayımlayıp adını "Yağmurlar Yağarken" koymak olduğunu ifade ediyorsunuz. Yıllarca durmadan yazıp kendinizi geliştirerek bu ismi bir bayrak gibi taşımanın ve nihayet o hayalinize kavuşmanın bir şairin ruhundaki o asil karşılığı nedir?

“Yağmurlar Yağarken” isimli ilk şiir kitabımın hikâyesi, yayımlanmasından yıllar önce başladı.

Karakalem Bir Resimden Hakikate Uzanan Söz
Şiirlerimi yazdığım ajandanın kapağına, kıymetli yeğenim Seda Sönmez’in beyaz bir kâğıt üzerine kara kalemle çizdiği o mütevazı resim, aslında bugün elimde tuttuğum kitabın ilk kapağıydı. O resmi her gün defalarca seyrettim; onunla konuştum, hayaller kurdum ve her defasında kendi kendime aynı sözü verdim:

“Seni bir gün mutlaka kitap hâline getireceğim.”

Yıllar sonra o sözün gerçeğe dönüşmesi, tarif edilmesi güç bir gururun, mutluluğun ve sevincin en güzel karşılığı oldu. “Yağmurlar Yağarken”, yalnızca bir kitap adı değil; hayallerime, sabrıma ve inancıma verdiğim sözün gerçekleşmiş hâlidir.

Bu eser; geceleri uykularımı bölen düşüncelerin, yalnızca benim bildiğim duyguların ve yıllarca içimde büyüttüğüm umutların dizelere dönüşmüş şeklidir. Her şiiri, yaşanmışlıkların, özlemlerin ve yüreğimde iz bırakan anların sessiz tanığıdır.

“Yağmurlar Yağarken”, bir azmin hikâyesidir. Bir annenin sevinç gözyaşı, bir babanın evladıyla duyduğu haklı gurur, bir şairin ise yıllar süren hayalini gerçeğe dönüştürmesinin adıdır.

Bugün bu kitabın her sayfasında yalnızca şiirler değil; emek, sabır, umut ve verilen sözlerin yerine getirilişinin izleri vardır. Eğer bu satırlar bir tek yüreğe bile dokunabiliyorsa, kurduğum hayaller amacına ulaşmış demektir.

İlk kitabınızın yayımlanma sürecinde İlahiyatçı Yazar İsmail Mutlu Beyefendi’nin kıymetli desteklerini ve katkılarını unutmuyor, vefayla anıyorsunuz. Edebiyat yolculuğunda bir şairin ustalarla, derttaşlarla ve gönül insanlarıyla yolunun kesişmesindeki o bereketli dayanışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlahiyatçı Yazar İsmail Mutlu, benim öz dayımdır. O, hayallerime açılan kapının anahtarı; karanlık bir yolda yürürken elime uzanan bir mum ışığıdır.

Gönül Rehberi ve Ustaların Yol Göstericiliği
İlk şiir kitabımın yayımlanmasına vesile olan, bundan sonra kaleme alacağım bütün eserlerin de yayıncısı olan kıymetli hocam; kendi kaleminden çıkan yüzü aşkın eser arasında benim kitaplarıma da yer vererek bana büyük bir onur yaşatmıştır.

Yılların birikimiyle edindiği hayat tecrübesini eserlerime yansıtmam için bana yol göstermiş, doğru ile yanlışı ayırt edebilmem adına elime adeta bir süzgeç uzatmıştır. Daha güçlü eserler ortaya koyabilmem için gecesini gündüzüne katmış, hiçbir fedakârlıktan kaçınmamış, bana sadece bir yayıncı değil; bir baba şefkatiyle nasihat eden gerçek bir yol gösterici olmuştur.

Onunla aynı yolda yürümek bana güven veriyor. Hocamızın kıymetli eserleri arasında kendi kitaplarımı Mutlu Yayıncılık çatısı altında görmek; benim için başarının, gururun ve onurun en güzel karşılığıdır.

Bana inandığı, güvendiği ve kalemime değer verdiği için kıymetli hocam İsmail Mutlu’ya gönülden teşekkür ediyorum.

Şiirlerimle, sözlerimle ve aldığım her nefesle; kendisini mahcup etmeden, bana açtığı bu yolda çizgimi ve duruşumu bozmadan yürümeye, kalemime sadık kalarak üretmeye devam edeceğim. Bu güvene layık olmak, benim için en büyük sorumluluk ve en büyük gururdur.

Tekil çalışmalarınızın yanı sıra Şiir Sofrası 2 ve Hezinâr Yürekler başta olmak üzere üç farklı ortak şiir antolojisinde şair dostlarınızla bir arada yer almışsınız. Başka gönüllerle aynı sofraya oturup mısraları paylaşmanın, o ortak edebiyat ikliminin şiirinize kattığı tatlar nelerdir?

Ortak Edebiyat İklimi ve Birlikte Büyüyen Mısralar
Antoloji derleme kitapları, benim için yalnızca ortak bir çalışma değil; geleceğe bıraktığım en kıymetli miraslardan biri oldu.

Yaklaşık elli şairle aynı hayalin peşinden yürüyerek, her birimize düşen beşer sayfalık bölümlere binlerce duygu, umut ve hayal sığdırdık. Böylece Şiir Sofrası, Hezinnâr Yürekler ve Kıyıya Vuran Mektuplar adlı üç değerli eseri Türk edebiyatına kazandırmanın haklı gururunu yaşadık.

Farklı şehirlerden, farklı hayat hikâyelerinden ve farklı kalemlerden çıkan dizeler; aynı duygu ikliminde buluşarak iki kapak arasında ölümsüzleşti. Amacımız yalnızca raflarda bekleyen kitaplar bırakmak değildi. Asıl gayemiz, okurların yüreğinde iz bırakacak eserler ortaya koyabilmekti.

Bu yolculuk bize sadece kitaplar değil; dostluklar, umutlar, yeni başlangıçlar ve birbirinden kıymetli hatıralar kazandırdı. Her şiir, başka bir yüreğin sesi; her sayfa, başka bir hayatın aynası oldu.

Bugün bu antolojilere baktığımda, onları yalnızca basılmış eserler olarak görmüyorum. Onlar; yağmurun toprağa can verdiği gibi edebiyatın dünyasına ilham taşıyan, sevgiyle büyütülmüş, evlat kadar kıymetli emanetlerdir. Gelecek nesillere bırakılmış, kalemlerin ortak nefesiyle hayat bulan güçlü bir miras olarak yaşamaya devam edeceklerdir.

Yağmur sizin şiir dünyanızın ana omurgasını, ilham kaynağını oluşturuyor. Bencil çağın topraktan ve doğadan kopardığı insana, yağmurun o arındırıcı, yıkayıcı ve ruhu iyileştirici gücünü mısralarla fısıldamanın toplumsal şifası sizce nedir?

Rahmet, Arınma ve Toplumsal Şifa Kaynağı Yağmur
Yağmur, benim için gökten düşen sıradan bir su damlası değildir. O; kalemimi kâğıtla buluşturan, yüreğimde saklı özlemleri satırlara döken, “Umut hep var olacak.” diye fısıldayan ve yılların bana emanet ettiği en kıymetli ilhamdır.

Ben, hiç ıslanmaktan korkmayan insanların hikâyelerini yağmurlara yazdım. Çünkü yağmurun her damlasında bir dua, bir hasret, bir umut saklıdır. Yağmuru anlatmak benim için sadece bir yazma eylemi değil; ruhumu dinlendiren, kalbimi çoğaltan ayrı bir lezzet, ayrı bir huzur olmuştur.

İnanıyorum ki yağmur olmasaydı umutlar yetim kalır, sevdalar yarım bırakılır, hayaller ise başka yalnızlıkların koynunda sessizce çürüyüp giderdi.

Yağmur; sevdaya uzanan sıcak bir el, mutsuzluğun yüzüne dokunan şefkatli bir avuç, yanağımda açan içten bir tebessümdür. Kimsesiz hissettiğim günlerde üzerime merhamet gibi yağmış; beni gerçek dostlarla, kıymetli yazarlarla ve güçlü kalemlerle buluşturan ilahi bir lütuf olmuştur.

Bu yüzden yağmur benim gözümde yalnızca bulutların isyanı ya da gökten düşen bir su damlası değildir. Yağmur; kurak topraklarda açan bir çiçek, kararan gönüllerde yeniden filizlenen umut, insanın içini dirilten rahmet ve hayatın en güzel şiiridir.

İlk kitabınızın ardından hiç vakit kaybetmeden projesini tamamladığınız ve şu anda yayımlanma aşamasında olan müstakbel ikinci şiir kitabınızın heyecanını yaşıyorsunuz. Bu yeni eserde okurlarınızı bekleyen mısralar, temalar ve o yeni yağmurlar hakkında bize bir müjde verir misiniz?

Yeni Müjde: Oğuz Tufanı ve Gelecek Projeler
“Bundan sonrası Oğuz Tufanı…”

Yağmurlar Yağarken adlı ilk kitabım yayımlandığında, imzaladığım ilk kitabın ilk sayfasına şu cümleyi yazmıştım: “Bundan sonrası Oğuz Tufanı.”

O gün yazdığım bu söz, yalnızca bir cümle değil; geleceğe bıraktığım bir söz, kalemime verdiğim bir vaatti. İçindeki şiirlerin okurların yüreğinde bir Oğuz Tufanı estireceğine olan inancım, bugün gerçeğe dönüşmenin heyecanını yaşıyor. Oğuz Tufanı artık baskı aşamasında…

Yağmurlar Yağarken, değdiği gönüllerde iz bıraktı; samimi okurların yüreğinde karşılığını buldu. Aldığım güzel yorumlar, kıymetli geri dönüşler ve dost kalemlerin desteği, bana yeni eserler üretme konusunda daha büyük bir güç verdi.

Şimdi inanıyorum ki Oğuz Tufanı'ndan sonra başlayacak yeni yolculuğun adı Oğuz’un Kıyameti olacak. Altyapımız hazır, şiirlerimiz hazır, projelerimiz hazır… İkinci kitabımız okurlarıyla buluştuktan hemen sonra, yeni eserlerle yeniden yüreklere dokunmaya, türkü tadında dizeler bırakmaya devam edeceğiz.

Benim için edebiyat, yalnızca kitap yayımlamak değil; insanların kalbinde unutulmayacak izler bırakabilmektir. Kalemimin yolculuğu, yağmurla başladı; şimdi tufana, ardından kıyamete uzanan bir edebiyat serüvenine dönüşüyor.

Şimdiden edebiyat dünyasına ve bütün şiir sevdalılarına hayırlı olmasını diliyor; bu yolculukta bana inanan, destek veren ve dizelerime gönlünü açan herkese yürekten teşekkür ediyorum.

Son olarak; "İnanıyorum ki insan, hayallerinden vazgeçmediği sürece yoluna mutlaka ışık düşer" diyen kavi bir şair olarak; Satır Arası masamızdan, sektör sınırı olmaksızın hayallerini erteleyen, yazmaktan veya adımlamaktan çekinen tüm şiir dostlarımıza ve yazar adaylarımıza bırakacağınız o nihai "Sonrası Bahar" mesajınız ne olur?

Sonrası Bahar: İnanan Yüreklere Nihai Çağrı
İnsan, Allah’ın diğer varlıklardan ayırdığı en kıymetli özelliklerden biri olan duygu ile yaratılmıştır. Duygularımız; bizi biz yapan, acıyı, sevgiyi, umudu ve merhameti anlamlandıran en büyük hazinemizdir.

Hayal kurmak, yapmak istediğiniz her şeyin ilk adımıdır; geleceğe uzanan bir yol haritasıdır. Unutmayın, imkânsız diye bir şey yoktur. Hayal, pas tutmuş bütün kapıları açan en güçlü anahtardır.

Hayallerinizi, ilhamınızı ve umutlarınızı başka baharlara ertelemeyin. Çünkü hayat hem kısa hem de acımasızdır. İçinizde filizlenen umudu büyütün; onu güzel yüreklere, geleceğe, edebiyata, insanlığa ve sizden sonra anlatılacak hayat hikâyelerine bırakacağınız en değerli mirasa dönüştürün.

Yazmak insana güç verir. Kaleminize beyniniz yön versin, yüreğiniz ruh katsın. Başkalarının düşüncelerinizin sesini kısmasına, hayallerinizin önüne duvar örmesine asla izin vermeyin.

Şiir; sadece kelimelerin yan yana gelişi değildir. Şiir, yaralı gönüllerin ilacı, suskun yüreklerin sesi ve umudun yeniden filizlenişidir. Şiir iyileştirir, şiir yaşatır, şiir insanı kendisiyle buluşturur.

İçinizdeki umut hiçbir zaman tükenmesin. Kaleminiz daima sevgi, vicdan ve hakikatin izinden yürüsün.

Şiirle kalın…

Ahmet Bilgehan Arıkan ile Satır Arası’nda; "2006'daki" bir Temmuz yağmurunda ıslanıp yazdığı mısraları 19 yıl boyunca sinesinde büyüterek "Yağmurlar Yağarken" şaheserine dönüştüren, antolojilerde gönül dostlarıyla buluşup ikinci şiir kitabının müjdesini veren Değerli Şair ve Yazar Oğuzhan Yabancı'nın o hasbi şiir mizanpajını terazimizde pürüzsüzce süzdük. Anladık ki; bir Temmuz akşamının yağmur damlasında, 19 yıl vazgeçilmeyen bir hayalin sabrında, şiirin o iyileştirici ışığında ve hayatın her çetin imtihanında niyet sâfi, emek hakiki ve teslimiyet tam olunca... Sonrası Bahar.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ahmet Bilgehan Arıkan 1980 doğumluyum, aslen Manisa Salihli’liyim. Hayatım, mütercim yazar babam Yaman Arıkan’ın 1968'de kurduğu o köklü edebiyat mutfağında, harflerin arasında şekillendi. 1999'dan beri bu köklü mirası ikinci kuşak olarak gururla sürdürüyorum. Bugün, hıza kurban edilen bu çağda kelimelerin sıhhatini ve niteliği savunarak; kitap mimarisi, yayıncılık ve usta dokunuşlu tasarımlarla yazı kültürüne hizmet etmeye devam ediyorum. Niyet sâfi, emek hakiki ve teslimiyet tam olduktan sonra; kapımız da gönlümüz de istişareye daima açıktır. Sonrası Bahar.