MERDİVENLİ SOKAK

Gözüne gelen güneş ışığından korunmak için, elini perde yaptı. Uzunca bir süre bakakaldı aşağıya doğru… Hala orada mıydı çocukluğu?

Kasım 19, 2025 - 10:41
Kasım 21, 2025 - 14:59
 0  117
MERDİVENLİ SOKAK

                                                                       MERDİVENLİ SOKAK

      Gözüne gelen güneş ışığından korunmak için, elini perde yaptı. Uzunca bir süre bakakaldı aşağıya doğru… Hala orada mıydı çocukluğu?

      Sokağın tam başında duruyordu. Sonsuzluğa uzanan merdivenlerin başında, merdivenlerin nerede bittiği çocukluğundan beri sır olarak kalan, bu sokağın tam başında…

      Sessiz ve çekimser bir adım attı geçmişin tozlu yoluna, ağır ağır inerken bir ses böldü zihnindeki bahçeli evlerin görüntülerini. Arkadaşım!     ‘’Nereden geliyorsun böyle’’?

    Ben-       ‘’Şeey, biraz yaş aldım.’’

    Çocuk-    ‘’Yeni gözlüklerim nasıl?’’

    Ben-        ‘’Harika görünüyorsun, güle güle kullan.’’

  Çocuk-  ‘’Biliyor musun büyüyünce artık bu gözlüklere ihtiyacım olmayacakmış, yani o zaman etrafımdakileri nasıl göreceğim? Anlamadım doğrusu.''

     Ben-      ‘’O zaman gel benimle arkadaşım, bizim merdivenli sokağa bu çocuk gözlerle bakalım…

      Kolkola döndük yüzümüzü o tatlı rüzgara, ‘’ne görüyorsun oyunu’’ nu oynamaya başladık, kalbimizin çocuk ritimleri eşliğinde. Önce bir kuş havalandı komşu teyzemizin elma ağacının dalından. Belki de bu evde bir postacı amcanın yaşadığını hiç unutmayacaktık, sokağımızın tek telefonunu olan bu evi unutamazdık.

     Hemen yanındaki evde yine çok sevdiğim bir arkadaşımız otururdu, en ufak bir sevinç yaşadığımda kendimi bahçe duvarından sarkarak, o çıkana kadar adını bıkmadan çağırdığım arkadaşım, onunla paylaşmadıkça anlam bulmayan anılarımın ortağı. Annesinin dışarı çıkmasına izin vermediği durumlarda,  terliğinin tekini sakladığım gerçek arkadaşım.

      Bahçe duvarının ortak olduğu, bilmem kaç milyon kez kapıdan değil de, bu duvardan atlayıp evine gittiğim arkadaşım ise; kankimdi, birlikte yer, birlikte okula gider, birlikte gezerdik…Hayatın anlamını 5 yaşından 18 yaşına kadar, dünyayı birlikte keşfetmeye ant içmiş ikili.

      Bizim ev hemen karşıda, mahallenin en büyük bahçesi bizde. Demek isterdim ki, çocukluğumun en uçsuz bucaksız özgür bahçesi! ,bunu söylemeyi çok isterdim ama biz sadece 10 metrekarelik beton duvarların arasındaki alanda top oynayabilen özgür çocuklar olabiliyorduk. En güzel ve renkli bir bahçeye sahip olmak demek ,bahçedeki o çiçeklere zarar vermemekti elbette ki.

     Bizim sokağın menekşelerinden biri de;  yan tarafımızdaki o kalabalık ailenin kızı. Annesi çalıştığı için eli hep pişireceği sebzenin doğramasıyla meşgul olan ama aklı bizim oyunlarımızda kalan küçük anne rolündeki küçük kız. Çamur oyunumuza katılmayıp, ‘’ben artık büyüdüm, çamurla oynamıyorum sizin gibi’’ demesiyle çocuk kalbini şefkatle kucaklayan o koca yürekli kız çocuğu.

      Sokağın aşağısındaki köşede ağaç eve benzeyen bir evde yaşayan bir diğer yaşıt menekşem, seninle de, bizim bahçe ve sokaktaki dingin sohbetlerimizi unutmam mümkün değil. Sohbet dedim de aklıma geldi. Ben ve kankim, mahallenin her daim sakız çiğneyerek dantel işleyen yaşlı teyzemizin küfürlü sohbetlerine kahkahalar eşliğinde katılmanın keyfini başka nerede bulabilirdik?

    Sokağımıza sonradan katılan esmer menekşem, tanıştığımız ilk gün karnıma yumruğunu yediğim ama sonrasında yediğimizin içtiğimizin ayrı gitmediği canım arkadaşım.

       Kavgasız, hesapsız, kocaman gülüşleri olan bu çocuk kalpleri nasıl unutabilirim.

       Şimdi hepimiz farklı yerlerde, hatta başka alemlerde solan menekşeler bile olsak, hangi güç sizi çocukluğumdan koparabilir?

      Şimdi diyeceğim o ki; Bir dilek dileseydim: o masum, sonsuz zamanda kalmayı… Parlak renkleriyle zihnimizde yer eden o menekşe bahçesinde çocuk kalmak mümkün olsaydı da, harçlığımızı kaptığımız gibi terliklerimizle bakkala koşabilseydik…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow