KARATAHTA AĞITI

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
7 Mayıs 2026 - 11:06
7 Mayıs 2026 - 11:06 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 10  62
KARATAHTA AĞITI

Sabahın ayazında bir buse kondu alna,

"Üşüme sakın" dedi annesi, hırkasını iliklerken.

Dünyanın tüm kötülüğü sanki kapının dışında,

Bir beslenme çantasına sığmıştı koca bir evren.

Anne arkasından baktı, dualar serpti yola,

Birazdan mutfağa geçip akşama un eleyecek,

"En sevdiği köfteyi yapayım" dedi kendi kendine,

Oğlum okuldan dönünce gözlerinin içi gülecek.

Oysa okulun soğuk koridorlarında bir gölge büyür,

Kalbi sevgisizliğin kırağısında donmuş bir çocuk.

Ruhu zımparalanmış, çığlığı içine gömülür,

Sırtında nefretin yükü, omuzları bükük.

Evde hor görülmüş, sokakta itilmiş bir feryat,

Okulun kapısından daldı, elinde ölümün soğuk demiri.

Biriktirdiği ne varsa; o sızı, o fırlatılmış hayat,

Kusarken öfkesini, durduramadı kimse o zehri.

Tebeşir tozuna karıştı ansızın taze kan kokusu,

Geometrinin cetvelleri kırıldı, sustu hayatın korosu.

Öğretmen, masasında yarım kalmış bir çayla,

Geleceği anlatıyordu, aydınlık yarınları...

Sınıfa dolan o dehşet, o ruhu sökülmüş yayla,

Sildi bir saniyede bütün o pembe anıları.

Öperek bırakılan o alınlar şimdi yerde,

Saçları dağılmış, defterleri kana belenmiş.

O sevgi dolu yuvalara çekildi siyah perde,

Kuzular, kurtların sofrasında can vermiş.

Mutfaktaki tencere kaynıyor, buharı camda buğu,

Anne saatine bakıyor; "Neredeyse gelir bizimki."

Bilmiyor ki kapıdaki sirenlerin o korkunç uğultusu,

Onun cennetini ateşe veren cehennemin sesi sanki.

Okulun önü mahşer, annelerin feryadı arşa çıktı,

Hırkalar paramparça, umutlar yerle yeksan.

O sabahki öpücüğün izini mermiler yıktı,

Geriye kalan bir ceset torbası, bir de yarım kalan lisan.

Bir tarafta sevgisizliğin delirdiği o karanlık kuyu,

Bir tarafta evladını bekleyen o kutsal emek...

Sınıflar mezar oldu, sınıflar ebedi bir uyku,

Sofrada soğudu artık o en sevilen yemek.

Çocuklar sustu bugün, kalemler yarıda kaldı,

Karatahtaya yazıldı en ağır, en kanlı yazı:

"Bir çocuk sevilmedi diye, binlerce can yandı,

Gömüldü toprağa baharların en körpe kızı ve azı."

Tuğba Akın

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Tuğba Akın Yazarlık benim için bir hevesle başlamadı. Daha küçük yaşlarda sevgiyi, öfkeyi, nefreti, merakı günlüğüme dökerdim. Yağmur yağdığında cama vuran su yansımaları en güzel yağmur şiirlerini yazdırırdı, bana. Bu arada yazarlık atölyesi falanda bilmem, hiç gitmedim ya da gerek duymadım. Kendimi yazar olmak için belki de hiç yarım hissetmedim. Bilmiyorum. Bugüne kadar yazamayacağım bir konu olmadı, bir yazı beni asla eksik hissettirmedi. Tabi ki zaman zaman bende yoruldum. Birçok siteye yıllarca makale, söz, deneme ve şiir yazdım. Katkıda bulunduğum sitelerden geri dönüşleri büyük bir heyecanla bekledim. Onların övgüleri, herhangi olumsuz bir geri dönüşün olmaması belki de beni kitap yazmaya kadar sürükledi. Yazma azmime azim kattı. Yazmayan bilemez bu bir heves değil büyük bir tutku. Eğer duyguları kaleme dökmeye başlamışsan bir daha asla yazmadan duramazsın. Biliyorum kolay değil "YAZAR" olmak. Uzun ve makaşetli bir yol ve ben bu yolda yürümeyi hiçbir şeye değişmem...