DUVARA ÇARPAN SÖZLER

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yılların verdiği hayal kırıklığı, evlilikteki esaret, sahte sevgiler ve derin bir iç hesaplaşmanın sarsıcı dökümü.

27 Temmuz 2026 - 10:55
27 Temmuz 2026 - 10:55 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 1  34
DUVARA ÇARPAN SÖZLER

Aklımda taşıdığım onca yükle birlikte, bir duvara konuşuyordum sanki. Söyleyebileceğim tüm kelimeler dudaklarımdan dökülmeden omuzlarıma çarpıyordu. Karşımda soğuk, taş bir duvar vardı; ne kadar konuşsam, ne kadar anlatsam da sözlerim hep aynı keskin soğukluğa çarpıp bana geri dönüyordu.

​Evliliğimiz, iki kişilik mutlu bir yuva hayaliyle başlamıştı. Elli yaşından sonra, hayatımın en olgun döneminde artık huzur bulacağıma inanıyordum. Oysa ev; herkesin yaşayıp hayatını bana göre programladığı, hizmet ettiğim, "aman ayıp olmasın" diye sustuğum, kabullenemediğim bir esarete dönüştü. Eşim, rutin sorumluluklarını yerine getirdiğinde bile minnet beklerdi. Daima bir onaylanmaya ve teşekküre muhtaç gibiydi. Oysa kendi ihtiyaçlarım için en ufak bir talebim dahi tartışmaya, ilişkinin sonuyla ilgili ağır tehditlere kadar giden bir fırtınaya dönüşüyordu. Kendimi; fırtınalı bir denizde kürek çeken ancak bir türlü karaya ulaşamayan bir denizci gibi hissediyordum.

​Bu evde yaşananların asıl sorumlusu oydu. Her şeyden habersiz, bilerek hiçbir şey anlamayan bencil bir çocuk gibiydi. Karşılaştığı tüm sorunlara sessiz kalıyor, ailesinin bana uyguladığı baskıya göz yumuyordu. Sanki yaşananlar onun değil, benim tek başıma yüzleşmem gereken bir problemdi. Bana karşı söylenen çirkin sözler ve iftiralar karşısında susuyordu. Hatta bir gün o aile tarafından evden kovulduğumda bu durumu inkâr ederek, "Beni kovmadılar ki, seni kovdular" dedi. Sanki evden kovulan karısı değil de bir hizmetçi, bir yabancıydı. Otomobilde, cebinde tomar tomar paralarla gezerken beni düşünmek, refahımı önemsemek aklının ucundan bile geçmiyordu. Her ay dilenci gibi para bekliyordum. Her ay, bir kukla gibi onun insafına kalıyordum. Paramı gönderirken güya bir lütufta bulunuyor; sanki bana bir iyilik yapıyor, yardımda bulunuyordu. Beni her defasında rencide ediyor, bu durumu acı bir güç gösterisine çeviriyordu.

​"Tozpembe bir dünyada" yaşıyordu. Sevgi sözleri diline pelesenk olmuştu. Yaptığı her yıkıcı eylemin üzerine aşkla örülü sahte bir kalkan çekiyordu. Bense onun pembe dünyasında görünmez bir figüran olmuştum. Çözüm aramaktan vazgeçmiştim; sözlerimin bir fayda getirmeyeceğini kabullenmiş, içimdeki fırtınayı durdurmaya çalışmaktan yorulmuştum.

​Bir zamanlar bu ev, içine sinen o mutluluk kokusuyla doluydu. Her bir eşya, her bir köşe kurduğum hayallerin eseriydi. Ama o, elinde tuttuğu yıkım kadehiyle geldi ve yuvayı bir anda yasa boğdu. O kadehin içindeki aşk değil, vicdansızlığın soğuk zehriydi. Aşkın asıl balını başkalarına, bana ise bal tadındaki o zehri sundu. Bilmiyor ki evin duvarları bile süzülen gözyaşlarımla ıslandı. O bahçenin toprağına sevgisini değil, kendi karanlık gölgesini serpti. Rutin sorumluluklarını yerine getirdiğinde bile minnet beklerdi. Bana zehir ettiği hayatı, şimdi bir başkasına gül bahçesi mi yapacak? Yalan aşkıyla önce inşa ettiği, sonra elleriyle yıktığı yuvamızı, benden sonrakine saray diye mi sunacak? Duygularımın mimarı olan o, yokluğuyla yoluna devam mı eder sanır? Bir başka gül bahçesinde, kuruyan güllerimi yeniden yeşertebilir mi dersiniz? Onunla kurduğum o hayal şehri, şimdi enkazı bile görünmeyen bir virane... Oysa ben her tuğlasına sevgimi katmıştım. Ne kadar uğraşsa da o bahçe asla yeşermez. Sarayları saray olsa da bilsin ki içinde hayallerimin hayaleti dolaşır.

​Yeminler, kum üzerine yazılmıştı. Söylendiği anlarda bile rüzgârın onları sildiğini biliyordum. Tüm o güzel sözler, ona ait olmayan bir hayatın dekoruydu. Gerçek; soğuk ve basitti: İçinde vefa olmayan bir evde yaşıyorduk. Birbirine ait olmayan iki gölgeydik. Sözlerin enkazı üzerinde duruyorduk. Onu o pişmanlık ateşinde yanarken görme arzum, artık o boşluğa verdiğim son yeminimdi.

​"Sahte bir sevdanın sarayında oturanlar, hakikatin enkazında yalnız kalmaya mahkûmdur."

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

İlkim MK Mısralarda huzur, hikâyelerde hakikat arayan; kalemini vicdanın ve özlemin emrine vermiş bir yazar. Geçmişin izlerini geleceğin satırlarına taşıma gayretinde bir edebiyatsever.