ÜNİVERSİTE MEZUNU OLMAK

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bu bir bireysel başarısızlık hikâyesi değil. Bu, görmezden gelinen bir gerçekliğin sessiz çığlığıdır. Ve duyulmayı bekliyor.

16 Nisan 2026 - 03:30
16 Nisan 2026 - 03:30 ⏱ 1 dk Okuma Süresi
 7  68

ÜNİVERSİTE MEZUNU OLMAK… VE TÜKENMEK

Bir zamanlar her şey bir hayalle başlıyordu.

Bir okul kazanmak, bir şehir değiştirmek, bir hayat kurmak…

Ailelerin gururla anlattığı, gençlerin gözlerinde ışık olan o cümle:

“Ben üniversite kazandım.”

Sonra yıllar geçiyor.

Uykusuz geceler, sınavlar, projeler, fedakârlıklar…

Ve nihayet o gün geliyor: Mezuniyet.

Kep havaya atılıyor.

Fotoğraflar çekiliyor.

Herkes birbirine aynı soruyu soruyor:

“Şimdi ne yapacaksın?”

Asıl hikâye tam da burada başlıyor.

Çünkü o kep yere düştüğünde, birçok gencin hayalleri de yavaş yavaş yere inmeye başlıyor.

İş arama süreci…

Bitmeyen başvurular…

“Size geri dönüş yapacağız” denilip asla dönülmeyen o cümleler…

Deneyim istenen ama deneyim kazanacak fırsat verilmeyen bir döngü…

Her geçen gün biraz daha eksiliyor içlerindeki umut.

Sabahları geç uyanmalar başlıyor.

Çünkü kalkmak için bir sebep kalmıyor bazen.

Günler birbirine benziyor.

Ve en kötüsü de şu: Kendini sorgulamaya başlamak.

“Ben mi yetersizim?”

“Onca yıl boşuna mı okudum?”

“Bir yerde yanlış mı yaptım?”

Oysa sorun çoğu zaman gençlerde değil.

Sorun; hayallerle gerçekler arasına sıkışmış bir sistemde.

Diplomayı bir anahtar gibi gösterip, kapıyı açmayan bir düzende.

Bir süre sonra sadece iş bulunamıyor olmuyor…

Hayat enerjisi de kayboluyor.

Eskiden hevesle konuşan o genç, artık daha az konuşuyor.

Gülüşleri kısalıyor.

Planlar erteleniyor.

Ve içten içe bir cümle büyüyor:

“Galiba olmayacak…”

İşte en tehlikeli nokta da burası.

Çünkü bir toplum, gençlerinin umudunu kaybettiği yerde sessizce çöker.

Diplomalı işsizler sadece bir istatistik değildir.

Onlar; ertelenmiş hayatlar, yarım kalmış hayaller ve görülmeyen mücadelelerdir.

Ama yine de…

Her şeye rağmen tutunmaya çalışanlar var.

Yeniden deneyenler, yeniden başlayanlar…

Küçük bir ihtimale bile sarılanlar…

Belki de bu yazının en önemli cümlesi şu olmalı:

Bu bir bireysel başarısızlık hikâyesi değil.

Bu, görmezden gelinen bir gerçekliğin sessiz çığlığıdır.

Ve duyulmayı bekliyor.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.