Mattia Ahmet Minguzzi 'den Mektup

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
6 Ağustos 2025 - 09:00
6 Ağustos 2025 - 09:00 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 0  507
Mattia Ahmet Minguzzi 'den Mektup

Anne...

Ben sana “çıkıp gelicem” demiştim.

Ama gelmedim.

Ben ne olduğunu hâlâ tam anlayamıyorum.

O gün sadece kaykay bakacaktım.

Arkadaşlarım vardı yanımda.

Sonra birileri geldi,

Bakışları değişikti,

Sesleri yoktu ama öfkeleri vardı.

Bana baktılar.

Ben hiçbir şey demedim.

Kaçmadım da...

Kaçamadım.

Bir şey saplandı karnıma anne.

Sıcaktı.

Ama ellerin gibi değildi.

Yere düştüm.

Kaldırımdaki taşlar soğuktu.

Kulağımda garip bir uğultu vardı.

Kimse bana yardım etmedi.

Korktum anne.

Çok korktum.

Seni düşündüm.

“Annem şimdi ne yapıyor?” dedim.

“Beni merak eder mi?”

“Acaba hisseder mi?”

Hissettin mi anne?

İlk defa o kadar yalnızdım.

Bir kere daha nefes alabilir miyim diye düşündüm.

Alamadım.

Sonra karardı her şey.

Ama şimdi buradayım.

Yukarıda bir yerde.

Beni göremiyorsun ama ben seni görüyorum.

Her gün ağladığını,

Fotoğrafıma bakıp dudaklarını oynattığını,

O pizzayı pişirip kimseye yedirmediğini biliyorum.

Baba sustu.

Ama ben onun sustuğu yerden bile duyuyorum kalbini.

O her gün bana bir şey anlatıyor,

Sadece gözleriyle.

Ben büyüyemedim anne.

Liseye zor başladım,

Birini sevecektim belki,

Senin çellonu çalmayı öğrenecektim.

Hiçbiri olmadı.

Ama bunların hiçbiri beni üzmüyor artık.

Tek derdim sizsiniz.

Kendinizi suçlamayın.

Ben iyiyim burada.

Ama lütfen…

Benim gibi çocuklar bir daha ölmesin.

Benim gibi anneler sabaha mezar başında uyanmasın.

Ben artık gökyüzündeyim.

Sakın “hoşça kal” deme.

Ben hep buradayım anne.

Sadece sarılamıyorum…

Hepsi bu.

— Mattia

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Emre Coşar Ben Emre. 1998 yılında Esenler’de doğdum; kalabalığın, gürültünün ve hayallerin iç içe geçtiği bir yerde büyüdüm. Üç yaşında bir kız babasıyım—hayatımın en saf, en güçlü ilhamı o. Edebiyat benim için sadece kelimelerden ibaret değil; bir duruş, bir nefes, bazen bir sığınak. Tarih ise geçmişin sesiyle bugünü anlamaya çalıştığım bir pusula. İkisini harmanlayıp yazdıkça, kendi iç yolculuğumda daha derine iniyorum. Kalemim zaman zaman öfkeli, zaman zaman umutlu; ama her zaman gerçeği arıyor. Adaleti, sevgiyi, mücadeleyi ve insanı anlatmak için yazıyorum. Sessizlerin sesi, görünmeyenlerin gölgesi olmak için. Buradaysan, demek ki sen de bu yolculuğun bir yerinden geçmişsin. O zaman hoş geldin.