BEKLEMEK

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
17 Nisan 2026 - 18:40
 0  20
BEKLEMEK

   En son da söylenmesi gereken şeyi en başta söyleyelim, beklemek çetin bir sınavdır. Herkesin acelesinin olduğu günümüz dünyasında beklemek büyük bir iradedir. Beklemek; hayatımızın her alanını kapsayan bir duraklar yığını olmasına rağmen insanın en çok zorlandığı eylemdir. Bugün her şeyin bize bu kadar yakın olması, her şeyin bu kadar ulaşılabilir olması beklemenin önemini daha da artırıyor. Bilgi bir tık, sevgili bir alo kadar uzağımız da. Dünya bizi her zaman koşmaya iter, bir yere yetişmek, bir an önce sonuca varmak, bir yere yetişmek... ama hayat koşmaktan ibaret değildir ! Bu yazıyı yazarken dahi durup düşünüp sabırla doğru sayılabilecek kelimeyi bekleriz. Bir çocuğun yürümeye başlamasını, için de olduğumuz bir imtihanın bitmesini, yazdığımız bir yazının yayımlanmasını, hastane koridorun da bir hastayı bekleriz. Hep bekleriz aslında ve hep bekleyenler aktif bir olgunlaşma sürecindedirler. Bunu kemale erdiğimiz de anlarız. 

     Anlayanlar ne ala anlamayanlar ne bela! 

    Beklemeyi vuslata ermek olarak görmemek lazım. Beklemek bir süreçtir. Bir yoldur, ulaşacağın bir menzil değildir. Bazen de menzildir. Ancak bekleyen; o yol da o cam kenarında oturdukça aslında kendini keşfeder. Sınırlarını görür, iradesinin ne denli sağlam yahut ne denli zayıf olduğunu anlar, fark eder. Beklenen şey anlamlıdır. Anlamlı olan şeyin değeri onu ne kadar istemekle, sabırla anlaşılır. Sen ne kadar çok beklersen gelecek olan kişi-şey o kadar değerli olur. Gelmese de sen o iç huzuru yakalamış olursun. Yani her şekilde beklemek seni iyileştirir, insan olduğunu hatırlatır. Hissettirir. His insancadır. Hissetmek güzeldir. 

    Beklemek sabır ise o zaman en çok sınandığımız yerden yani öznesi sevda olan yerden vuruluruz devamlı. Bir kalp başka bir kalp için tutuştuysa, sol yanında hasret biriktirdiyse belki bugün olur hayat. Bir bekleyiş olur. Sevdiğinin yüzünü unutmamak için verilen savaşın kendisidir beklemek. Yahut kokusunu üstüne döktüğü birine erişmek için çabalamaktır. Ama dingin, sessiz bir çabalamak... Bazen bir şeye ulaşmak için yürümemek lazım, beklemek lazım. Beklenen gelir senin olduğun durağa ya da sen erişirsin iç huzura. O, bir kapı arasından hayatına sızdığında anlarsın aslında en çok beklediğin o olacak. Zaman senden parça parça intikamını alırken, saçlarına beyazları savururken sen sevdiğinin gözlerinin değdiği yer de nöbet tutarsın. Aslında kalbin elinde, gözlerin kapıda demlendiğini anlarsın. Beklemek bir demlenmedir. Bir sessizliktir ama kalabalık – uğultulu bir sessizlik. Beklemek aslında beklediğine ne kadar değer verdiğin ile alakalıdır. Ona ulaşma arzusunun ne denli ateşten bir kor olduğunu fark edersin. Beklemek aslında şunu söylemektir ; biliyorum ben senin olmadığın bir yer de öleceğim. Biliyorum sen başka yer de -şiir- olurken benim sana okutamadığım çok şiirim olacak. Biliyorum beraber yaşayacağımız onlarca yılımız olmayacak, biliyorum sen başkasının yüreğini ısıtırken ben hep kışı bekliyor olacağım. 

   Aslında sevgili senden uzak kaldıkça sen bir gece vakti yenildiğini hissedeceksin. Ancak bu yenilme yeniden doğmaktır. Sen beklerken aslında bir teslimiyet yaşayacaksın. Teslim olacaksın gelmeyene. Fıtrat ve teslimiyet bir aradadır. Biz teslim olması gereken kişileriz, yaratana... olması gereken de budur. Sen beklerken fıtratını – yaradılış gayeni anlayacaksın. Bu yüzden beklemek bir durağanlık değil hareketli bir eylemdir. Hayat varmak değil o yolda heybene doldurduklarındır. 

    Beklemek öğretir, beklemek; sevdaya ve her şeye dairdir.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Erdal Burak Okur dinler yazar... 1989 Ağrı'da doğdum, eğitim hayatını Ağrı ve Kayseri illerinde tamamladım. Erciyes Üniversitesi lisans mezuniyetinin ardından, şu an Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam etmekteyim. 2012-2019 yılları arasında öğretmenlik mesleğini icra ettim, halihazırda kamu görevini sürdürmekteyim. Edebiyata olan tutkumu dijital mecralara da taşıyarak farklı platformlar da blog yazarlığı yapmaktayım, dijital ve basılı dergilerde yazılarım sıklıkla yayımlanmaktadır. Gölge, On İki Sırrın Muhafızı, Kayıp Ferman ve Liman isimli dört kitabım bulunmaktadır.