YERLEŞEMEDİNİZ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yıllar önce, liseli bir genç kızken Sosyal Hizmetler okumayı istemiştim. Mezun olduğumda yetimhanelerde, huzurevlerinde, kadın destek merkezlerinde; kısacası yardıma, sevgiye ve görülmeye ihtiyacı olan herkesin yanında olmak istiyordum. Çünkü benim de bir zamanlar yardıma ihtiyacım vardı. Çocukken kendi kendime bir söz vermiştim: Ben görülmeyen her kalbi göreceğim. Uzatılmayan her ele el olacağım.

20 Ağustos 2026 - 14:49
20 Ağustos 2026 - 14:49 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 0  29
YERLEŞEMEDİNİZ

Bugün üniversite yerleştirme tercih sonuçları açıklandı.

Heyecanla kurumun web sitesine girdim. Ekranda yalnızca iki kelime gördüm:

YERLEŞEMEDİNİZ.

Sanki diğer bütün yazılar bir anlığına silindi. Gözüm yalnızca o iki kelimeye takılı kaldı.

Yerleşemediniz.

Oysa kendimden emindim. Kendime inanmıştım. On yıl sonra yeniden üniversite sınavına girmiştim. Önüme çıkan onca engele rağmen bir şekilde yolumu bulmuş, sınava girmiştim.

Yıllar önce, liseli bir genç kızken Sosyal Hizmetler okumayı istemiştim. Mezun olduğumda yetimhanelerde, huzurevlerinde, kadın destek merkezlerinde; kısacası yardıma, sevgiye ve görülmeye ihtiyacı olan herkesin yanında olmak istiyordum.

Çünkü benim de bir zamanlar yardıma ihtiyacım vardı. Çocukken kendi kendime bir söz vermiştim:

Ben görülmeyen her kalbi göreceğim. Uzatılmayan her ele el olacağım.

Benim yaşadıklarımı başkaları yaşamasın istiyordum. Yaşarlarsa da yalnız olmadıklarını bilsinler, bir yerlerde onlara uzanacak bir el bulunsun istiyordum.

Liseden mezun olduğumda bu bölümü seçemedim. “Masa başı bir işin olsun. İnsanların derdiyle mi uğraşacaksın? Zaten senin yükün sana ağır.” dediler.

O yaşta kendi sesimi onların sesinden ayıramadım. Başka bir bölüm seçtim. Yıllar geçti.

Şimdi yirmi sekiz yaşındayım. Belki bir sosyal hizmet uzmanı olmadım. Fakat içimdeki o ses hiç susmadı. Hayatım boyunca, elimden geldiğince yardım etmenin, bir insanın yükünü biraz olsun hafifletmenin peşinden gittim.

Bazı şeyler insanın içinden gelir. Bu da benim içimden geliyordu.

Tanımadığım birinin bile yardıma ihtiyacı olduğunu gördüğümde, sonunu düşünmeden el uzattım. Çünkü Allah’ın bana verdiği o gönlü susturmayı hiç beceremedim.

Bu yolun içinde çeşitli psikolojik eğitimler aldım. “Artık bir danışmansın.” dediler.

Ama ben biliyordum. Aldığım hiçbir eğitim beni bütünüyle tanımlamıyordu.

Onlar sadece yolculuğumda uğradığım duraklardı. Bu yıl ise kendime, “Ben bu sınava gireceğim.” dedim. On yıl sonra.

İki küçük çocuğum varken, üzerimde bunca sorumluluk varken, ders çalışmaya neredeyse hiç zamanım yokken…

Yine de girecektim.

Çünkü ruhumun sesini bir kez daha susturmak istemiyordum.

Çocuklarımı uyuttum, geceleri ders çalıştım. Temizlik yaparken kulaklıkla ders dinledim. Okudum, tekrar ettim, öğrendim.

Üstelik bunu zorunluluk gibi değil, büyük bir keyifle yaptım.

İlginç olan şuydu: Dersler bana hiç yabancı gelmiyordu.

Sanki öğrenmiyor, hatırlıyordum. Sonra sınav bitti.

Puanımın yettiği onlarca bölüm vardı.

Tercih zamanı geldiğinde yalnızca Sosyal Hizmetler'i yazdım.

“Olmazsa başka bir bölüm okurum.” demedim.

“Bu bölüm olmazsa ne yaparım?” diye bir B planı hazırlamadım.

Ben sadece onu istiyordum. Olacaksa o olacaktı. Öyle de inandım.

Sonra bugün o ekranın karşısında durdum.

YERLEŞEMEDİNİZ.

İnsan bazen ne hissedeceğini bilemiyor.

Bir şey kırılıyor içinde. Ağlamak istiyorsun. Kızmak istiyorsun. Hiçbir şey olmamış gibi davranmak istiyorsun. Sonra bütün bunların hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini biliyorsun.

Çünkü her şey insanın elinde değil. Belki ilahi bir plan var. Belki ben denedim, yolun buraya kadarmış. Belki de hiç bilmediğim başka bir kapı açılacak. Bilmiyorum.

İnsan bazen sadece ağlamak istiyor. Hıçkıra hıçkıra.

Ben de kendime sordum: “Ne hissediyorsun?”

İçimden bir ses sakince cevap verdi:

“Her şey senin elinde değil. İlahi bir plan var. Kabul et.”

Sonra başka bir ses çıktı.

Daha kırgın, daha çocukça…

“Hayır. Ben bunu çok istiyordum. Kendimi yeni bulmuştum. Hazır hissediyordum. İçimde bunu sevgiyle, bütün kalbimle yapmak vardı.”

Bir başka ses daha geldi.

Bu kez egom konuşuyordu:

“Nasıl olmaz? Sen bu işi diploman olmadan bile gönülden yaparken, sırf öğrenci kartı almak için bölüme girecek insanlar var. Sen nasıl giremezsin?”

“Yeter,” dedim. Gerçekten yeter. Ağlayacaksan ağla. Susacaksan sus. Fakat artık sustur şu sesleri. Senin hayatında ne kolay oldu ki?

Hiçbir şeyi hazır bulmadın. Hep kazıya kazıya aldın. Hep mücadele ettin. Hep bir yerlerden geçerek geldin.

Sonra kendime başka bir soru sordum:

“Senin zoruna giden ne?” Üniversiteye girememek mi? Yoksa o iki kelime mi?

Yerleşemediniz. Biliyorum. Asıl orası dokundu sana.

Çünkü sen beş yaşındayken de hiçbir yere sığamıyordun. Şimdi de yerleşemiyorsun.

Hayatın boyunca bir yerlere gidiyor, bir yerlerden geliyor, duruyor, yeniden başlıyorsun. Seviyorsun, seviliyorsun. Yine de bir türlü tam olarak yerleşemiyorsun.

Belki de mesele bu. Sen kendini hiçbir unvanla tanımlamıyorsun.

Başarıya, statüye, etikete tutunmuyorsun. Hiçliğin içinde çoğalmayı öğreniyorsun.

Bu dünyayı sorguluyorsun. İçinde bulunduğun bedeni bile zaman zaman sorguluyorsun.

Öyleyse neden şimdi bir kelimeye takıldın?

Yerleşemediniz.

Üzülmek bu kadar zor mu? “Kırıldım.” demek neden bu kadar zor?

“Kabul et.” dedim kendime. Olmadı. Yerleşemedin.

Üniversitede Sosyal Hizmetler'e giremedin. Ne olmuş?

Belki sen zaten yıllardır başka bir şey öğreniyorsun:

İnsanın bazen bir yere yerleşememesi, kendine yer açmasının başka bir biçimidir.

Belki bu kez de olmadı. Varsın olmasın.

Belki bu defa kendini bir yere yerleştirmek yerine kendini rahat bırak. Dünyayı sen kurtaramazsın.

Herkese yetişemezsin. Her yaraya merhem olamazsın.

Biraz kör, biraz sağır, biraz dilsiz ol. Kendine de el uzat.

Çünkü sen yıllardır herkese uzanırken, belki de en çok kendine uzanmayı unuttun.

Bugün üniversiteye yerleşemedin. Yine de seni çok seviyorum sevgili kendim.

Yerleşemeyen hâlini de, kırılan hâlini de, ağlamak isteyen hâlini de…

Bütün o seslerin arasında hâlâ kendini arayan hâlini de seviyorum.

Varsın bu sefer de yerleşme. Belki de artık biraz yerleşememeye hakkın var. Çünkü bazen…

Yerleşememek de bir yerleşimdir.

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Burçak Sorhun Kaldırımda Açan Çiçek ve Sevgiyle Değişen Dünya adlı kitapların Yazarı...