Öldükten Sonra...

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
17 Şubat 2025 - 16:57
17 Şubat 2025 - 16:57 ⏱ 5 dk Okuma Süresi
 0  823
Öldükten Sonra...

İnsanlar için ölümden sonrası her zaman muallak olmuştur. Doğumundan beri çevresinde ölen insanları görmüş, onları gömmüş ve bir şekilde hayatına devam etmiştir. İnsan, çevresinin yaşadığı bazı olay ve durumları kendisi de deneyimler, bazıları için de empati yapar ancak ölen biriyle ilgili empati yapmaz, yapamaz. Ölen birisi ne olduğunu bize anlatamayacağı gibi benzeri bir şey yaşamadığımız için de kendimizi o kişi yerine koyamayız. Peki bütün insanların deneyimleyeceği ancak kimsenin tam olarak ne olacağını bilmediği ölüm hakkında ne düşünüyoruz ve hayatımızı, öleceğimizi düşünerek yaşayabiliyor muyuz?

İnanç Sistemleri

İnanç sistemleri kapsamında bakarsak insanlığın başlangıcından bugüne kadar birçok farklı inanış var oldu. İnsanlar ölümden sonrasını anlayamaz demiştim hatırlarsanız: İşte buna bir örnek olarak da ölüm sonrası için bazı inançlarda tekrardan dirilmek ön plana çıkıyor. Sadece yaşamayı bilen insanlık, öldükten sonra da eninde sonunda bir şekilde dirileceğine inanıyor. Eski Mısır’da kendini mumyalatıp yanına yiyecek ve eşya koyan soylular, Kendisini atı ve eşyalarıyla beraber oda şeklinde mezarlara gömdüren Türkler vardı. Reenkarnasyon da tekrar dirilmeyi kapsıyor. Semavi dinlerde yine öldükten sonra dirilme ve cennet cehennem inancı vardır. Ölünce ne olacağını idrak edemeyen insanlık, öldükten sonra tek bildikleri şeyi, yani yaşamayı devam ettireceklerini düşünüyor haliyle. Hiçbir ölü gelip bizimle konuşamayacağı gibi hiçbir delilin olmayışı da bizi inançlara sürüklüyor.

İntihar eden kişilerin arkasından bir not bırakması

İlk olarak buradaki intiharımızı kişisel sebepler neticesinde kendi hayatına son veren insanlar temelinde değerlendiriyoruz. Altruist bir intihar söz konusu değil. İntihar; bir umutsuzluk, anlamsızlık veya kaçış temelli olabilir. Altında yüzlerce hatta binlerce sebep de olabilir, tek bir sebepde... 

Ancak şu an yalnızca insanların neden not bıraktığını sorgulayacağız. Öncelikle intihar ederken arkasında bir not bırakanların oranı %50’den bile daha az. Yani üzerine konuşacağımız kesim bir çoğunluk değil. Peki hayatına son verecek kadar kafasında bir şeyleri bitirmiş bu insanlar neden ölümden sonrası için bir not bırakıyor? Yaşadıkları esnada anlatamadıkları veya anlatmadıkları şeyleri öldükten sonra anlatmak ne kadar mantıklı? Sevdiğin birine onu sevdiğini söylemek, kızdığın biriyle kavga etmek ve daha ekstrem olarak intihar etmene sebep olacak kötülüğü sana yapan kişiyi öldürmek kendini öldürmekten daha mantıklı değil midir? İntihar genelde duygusal bir eylem olduğu için mantıksal bakmamız zaten anlamsız olur. Bırakılan notta sorumlu insanları suçlamak onlara duygusal bir yük bindirme amacı taşır. Ölen insan hayatı bittikten sonrasını düşünmeye devam eder ve asla göremeyeceği bir durum için not bırakır.  

İnsanların ölümden sonrası için hazırlıkları

Kefen parası ve cenaze sigortası gibi öldükten sonra kendisini gömecek insanlara masraf bırakmamaya özen gösteren yüksek sayıda insanlar var. O parayı yaşarken keyif almak için harcayıp kendisini şımartmak yerine kendi ölümünden sonra başkalarını mağdur etmemeyi arzu eden insanlar, erdemli hareket etmiş diyebiliriz. Yine kişinin kendisi için öldükten sonra bir anlam ifade etmeyen hareketleriyle karşı karşıyayız.

Sanatçıların “ölümsüz” olmak için ortaya koyduğu eserler

Öldükten çok sonra değeri anlaşılan sanatçıların yanında günlük hayatında değer görmemesine rağmen öldükten belki de yüzlerce yıl sonra anlaşılma pahasına eser sunmaya devam etmesi ve hayattayken kıymetini bilmeyen insanlığın kendisini ölümünden sonra “ölümsüz” hale getireceğine olan inanç sanatçıyı körüklüyor.

Liderlerin ölümünden sonrası için bıraktığı öğütler

Veda hutbesi, gençliğe hitabe gibi önemli liderlerin kendisinden sonraki nesle bıraktığı öğütler de o topluma değer verip kendileri mezardayken bile onların gelişmesi ve düzenli kalması için verdiği öğütlerdir.  

Geride kalanlar

İnsanlar hayatını kaybettiğini bilmediği için geride kalan hisler yaşayanlara kalıyor. Ölen kişi hayatındaki kötülükleri ve zorlukları anımsayacak durumdan çıktığı için asıl hüzün ve pişmanlıklar ölen kişiyle ters düşmüş yaşayanların sırtına biniyor. Kişi hayattayken, acı çekiyorken bunun bilincinde ancak öldüğünde acı çekecek durumda olmuyor. O yüzden ölenlerle yaşadığınız kötü şeylere değil, kalanlara yaşattığınız kötü şeylerden sorumlu hissedin. Çözüm, çok geç olmadan gelmeli ki yerini pişmanlığa bırakmasın.

Peki ne yapacağız?

Burada klişe haline gelmiş sözleri sarf edecek değilim. İnsanlığın sadece yaşamayı bildiği için ölmeyecekmiş gibi sahip olduğu tutumlarını ve bu tutumların sebeplerini yorumladık. Elbet bir gün vakit gelecek ve belki de farkında olmadan hayatımız son bulacak. Sevdiklerinize -cinsiyeti fark etmeksizin- çiçek vermeyi mezara bırakmayın çünkü onlar mezarda bu çiçeklerle mutlu olamayacaklar ancak çiçeği verdiğinizde gözlerindeki mutluluğu siz deneyimleyeceksiniz.  

İlk çiçeğini mezarında almış bir kişinin gözlerindeki parıltıyı asla göremeyeceksiniz.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow