TAHTADAKİ SON İZ

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
29 Nisan 2026 - 22:30
29 Nisan 2026 - 22:30 ⏱ 4 dk Okuma Süresi
 9  87
TAHTADAKİ SON İZ

Pencereden giren güneş, yeni bir günün habercisiydi. Sıraların üzerine vuran umudun ışığıydı. Benden önce kaç nesil geçti bu sıralardan bilmem ama şimdi sıra bendeydi. Farkında değillerdi belki ama bugünlere  bir gün özlem duyacaklardı. O gün gelene kadar görevimi eksiksiz yapmalıyım.

Yoğun bir gün daha başlıyor. Çok değil, biraz sonra okulun içi çocuk cıvıltılarıyla dolup sınıflar yine o neşeli haline bürünecek. Benim varlığımdan haberdar olmasalar da ben hep onları izliyor olacağım. Sessiz ama görünmez değilim. Biliyorum, hiçbirisi beni hatırlamayacak. Öğrendikleri her yeni bilgide benim katkımın olduğunu bilmeyecekler belki ama hayata atıldıkları bu dönemde en büyük yardımcıları ben olacağım. Benim sayemde bir şeyler öğrenecek, yeni bilgilere kavuşacaklar. Bitip tükenene kadar hep onların yanında olacağım.

İşte, sınıfın kapısı açıldı. İlk giren, kırmızı kurdelesiyle Ayşe oldu. Hemen ardından Funda ve Yasemin tüm sevecenlikleriyle onu takip ettiler. Onların arkasından sınıfın haylaz delikanlıları Mert, Asaf ve Enes büyük bir gürültüyle girdiler içeri. Bundan birkaç yıl sonra akıllarının ucuna bile gelmeyecek hararetli bir tartışma içerisindelerdi. Yine her zaman olduğu gibi bir sonuca varamayıp konudan konuya atlayacaklardı.

Tüm çocuklar içeriye girdiğinde artık sınıfın sessizliği yerini çoşkuya bıraktı. Sıralara yerleştirilen çantaların ardından kimi yerinde otururken kimileri sınıf içerisinde koşturmaca halindeydi. Bitmek bilmeyen enerjileri sayesinde bir o tarafa bir bu tarafa her yere yetişme telaşı içindeler. Onları izlemekse bana büyük bir mutluluk veriyor. Az sonra bu hallerine öğretmenleri son verecek. O an gelene kadar yaramazlığın tadını çıkarmaya kararlıydılar. Hayatlarının en masum oldukları bu dönemde kendilerine verilen bu hakkı sonuna kadar kullanıyorlardı.

Kapıda beliren öğretmenlerini görünce sınıftaki gürültü bir anda azaldı. Sıraların arasında koşuşturanlar hemen yerlerine geçtiler. Tahtanın önünde duran uzun boylu öğretmenleri, yuvarlak çerçeveli gözlüklerin ardından gülümseyerek ''Günaydın çocuklar,'' dedi tüm çoşkusuyla. Hep bir ağızdan çıkan ''Günaydın öğretmenim'' çığlığı tüm sınıfı inletmeye yetti. Yerine geçen öğretmenleri, çantasından çıkardığı notlarını masasına bırakırken çocuklar da kendi çantalarından çıkardığı defterlerini sıraya koydular. Tüm hazırlıklar tamamlandı. Sırada yeni bilgilerin öğrenilmesi vardı. Öncesinde yoklama zamanıydı. Eline aldığı sınıf listesindeki isimleri sırayla okumaya başladı öğretmenleri. İsmini duyan her bir çocuğun kimi yüksek sesle kimisi ise utangaçlığın verdiği duyguyla sessizce ''Buradayım,'' dedi. Tüm sınıf eksiksiz buradaydı.

Kiminin gözünde öğrenme hırsı varken kiminde yapamama telaşı vardı. Her biri ayrı bir cevher olduğunu bilmeden minik yüreklerine yükledikleri heyecanları bir gün gösterecekti. Belki bugün belki başka bir zaman. Elbette sıra kendilerine gelecekti. Cesaretlerini toplayıp tahtaya çıktıklarında en büyük destekçileri ben olacağım. Belki beni hatırlamayacaklar ama olsun. Onlara bir nebze yardımcı olursam, ne mutlu bana.

Nihayet öğretmenleri yerinden kalkıp tahtanın önüne geldi. Herkes gibi ben de bugünün konusunu merak ediyordum. Bakalım minik dahilere bugün neler öğretecektim. Öğretmenleri, tahtanın kenarına uzanıp beni eline aldı. En yukarı, tahtanın sol üst köşesine ders yazıp üst üste iki nokta koyduktan sonra büyük harflerle ''HAYAT BİLGİSİ'' yazdı. Artık sıra bendeydi. Benimle yazılan her bir harf her bir kelime umutlara açılan yeni bir kapı demekti. Yazdıkça tükenirken, öğrettikçe çoğalacaktım. Kendimle ne kadar iftihar etsem azdır. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow