Bir Şiir Okudum

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Kahveye kırk yıl hatır biçmişler. Çaya ise kaç yıl biçilir, bilmiyorum. Belki bir çayın hatırı, içildiği fincanda değil; karşısında oturan insanın gözlerinde saklıdır.

14 Ağustos 2026 - 07:20
 10  66
Bir Şiir Okudum

Bir şiir okudum...

      “Çay söyle, çay iki olsun. Benimki orta demli, şeker alma, kenarına da koydurma... Benim çayıma dokunma, dursun karşıda...” diyordu bir yerinde

      Bir insanın çayını nasıl istediğini anlatmasından çok daha fazlasıydı bu. Sanki bir insanın hayatına nasıl dokunulacağını anlatıyordu.

      Kahveye kırk yıl hatır biçmişler. Çaya ise kaç yıl biçilir, bilmiyorum. Belki bir çayın hatırı, içildiği fincanda değil; karşısında oturan insanın gözlerinde saklıdır.

      Bazı insanlar vardır; hayatımıza büyük cümlelerle girmezler. Bir şiirin arasından çıkar gelirler. Bir bardak çayın buğusunda yüzlerini gösterirler. Sonra fark edersin ki sen aslında bir şiir okumamışsın; bir insanın kalbine açılan kapının eşiğinde durmuşsun.

      Şair ruhlu adamları hep çok uzaklarda sanırdım. Bir kitabın sayfalarında, eski bir şiirin mısralarında, ulaşılması zor hikâyelerin içinde yaşarlar zannederdim.

      Meğer bir tanesini tanıyormuşum.

      Belki de insanın şair ruhlu olduğunu anlaması için şiir yazmasına gerek yokmuş. Bir çayın nasıl içileceğini bilmesi, bir insanın sessizliğine saygı duyması, söylenmeyen bir cümlenin anlamını anlayabilmesi yetermiş.

      Çünkü bazı adamlar kadının tenine değil, canına dokunur.

      Öyle bir dokunuştur ki bu; eli değmeden hissedersin. Yanında olmadan özlersin. Konuşmadan anlarsın. Bir kelimesi gününün bütün rengini değiştirir.

      Ve insan bazen birinin kendisine dokunduğunu, elini üzerinde hissettiğinde değil; kalbinin hiç bilmediği bir yerinde ince bir sızı bıraktığında anlar.

      Belki de sevgi tam olarak budur.

      Birinin sana “Çayını nasıl içersin?” diye sorması değil yalnızca... Sen söylemeden nasıl içtiğini bilmesidir.

      Şeker istemediğini hatırlamasıdır. Çayın orta demli olması gerektiğini bilmesidir. Ve en önemlisi...

      Senin çayına dokunmadan, kendi çayını içerken bile seni düşünmesidir.

      Bazı insanlar hayatımıza gelmez. İçimize gelir. Ve bazı şiirler okunup geçilmez. İnsanın içinde bir kapı açar.

      Ben o gün bir şiir okudum. Sonra anladım ki bazı insanlar şiir yazmaz... Kendileri şiir gibi yaşarlar.

      Ve insan, böyle birine rastladığında artık çayın hatırını değil, bir insanın kalbinde bıraktığı izi saymaya başlar.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Zeynep Kıvanç 1986 Bartın doğumluyum. İstanbul da yaşıyorum. Ben konuşamasam da kalemim konuşur; içimde sakladıklarımı kâğıda döker, yükümü hafifletir.