Bastırılan Duyguların Sessiz Çığlığı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
26 Ağustos 2025 - 12:18
 1  171
Bastırılan Duyguların Sessiz Çığlığı

Bastırılan Duyguların Sessiz Çığlığı

Birçoğumuz gün içinde aynı oyunu oynarız: Yüzümüze kocaman bir gülümseme yerleştiririz, içimizde kopan fırtınaları susturur, kimsenin fark etmeyeceği şekilde hayatımıza devam ederiz. Çünkü duygularımızı açık etmek, çoğu zaman zayıflık olarak algılanır. Öfkeyi bastırırız, hüznü yutarız, kırgınlıklarımızı yastığın altına saklarız. Ama psikoloji bize şunu söyler: Bastırılan her duygu, kaybolmaz. Bir yerde, bir şekilde kendini gösterir.

Duygular, tıpkı suya atılan taşın yarattığı halkalar gibidir. Üzerini kapatmaya çalışsak da dalgalar bir süre sonra sahile ulaşır. İnsan da böyledir. Çocukken ağlamasına izin verilmeyen, “sus” denilerek büyüyen bir birey, yetişkin olduğunda öfkesini ifade etmekte zorlanır. İşyerinde birikmiş stres, eve taşınır; evdeki kırgınlık, başka ilişkilerin gölgesine düşer. Gün gelir beden de bu yükü taşımakta zorlanır: Migren, mide ağrısı, uykusuzluk… Bastırılan duygular bir noktadan sonra bedende konuşmaya başlar.

Psikolojide bu durumun adı “bastırma savunma mekanizmasıdır.” Kişi, kendisine acı veren duyguları bilinçten uzaklaştırır. Oysa bu uzaklaştırma, çözüm değil ertelenmiş bir çöküştür. Çünkü duygu, yok edilemez; yalnızca ertelenebilir. Ve her ertelenişinde biraz daha büyür, biraz daha derine kök salar.

Çoğu insan, bastırdığı duygular yüzünden kimliğinin önemli parçalarını da gölgede bırakır. “Ben güçlü olmalıyım” diye düşünen biri aslında kırılganlığını, şefkate duyduğu ihtiyacı reddeder. Sonunda da kendisine yabancılaşır. Mutluymuş gibi görünen, ama içten içe tükenen pek çok insanın hikâyesi buradan başlar.

Oysa çıkış yolu, duygularımızı tanımaktan geçer. Öfkelendiğimizde bunun nedenini sorgulamak, üzüldüğümüzde kendimize “bu acıyı yaşamak hakkımdır” diyebilmek, bastırmak yerine kabullenmek… Bazen bir deftere yazmak, bazen güvenilir bir dostla paylaşmak, bazen de bir uzmandan destek almak, bu duyguların yükünü hafifletir. Çünkü duygu ifade edildiğinde iyileşmeye başlar.

Sonuçta, insan olmak demek sadece neşeyi değil, hüznü de yaşayabilmek demektir. Bastırılan her şey bir gün geri döner; ya bir gözyaşı olarak, ya bir çığlık, ya da bir sessizlik içinde. Belki de en büyük cesaret, içimizdeki bu sessiz çığlığı duymak ve ona alan açmaktır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Yağmur Deryahan Edebiyat & Müzik ✨