Alper Ve Kıvırcık Dostu; Akbaş

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Alper, paylaştıkça mutluluğun çoğaldığını öğrendi ve Akbaş’ı her zaman sevgiyle, gururla hatırladı.

20 Mayıs 2026 - 14:44
20 Mayıs 2026 - 14:44 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 2  44
Alper Ve Kıvırcık Dostu; Akbaş

Güneş o sabah Alper’in odasına sıcacık doğmuştu. Çünkü o gün çok özel bir gündü. Babası Alper’in elinden tuttu ve onu bahçeye götürdü. Bahçede bembeyaz, kıvırcık tüylü, minicik bir kuzu duruyordu.

Alper sevinçten havalara uçtu. Koşup kuzuya sarıldı. Tüyleri pamuk gibi yumuşacıktı. Ona "Akbaş" adını verdi.

O günden sonra Alper ve Akbaş en yakın arkadaş oldular. Alper her sabah uyanır uyanmaz Akbaş’ın yanına koşuyordu. Ona taze otlar veriyor, suyunu tazeliyordu. Akbaş da Alper’i görünce neşeyle "mee" diye sesleniyor, kuyruğunu sallıyordu. Alper’in sevgisiyle Akbaş büyüdü, büyüdü ve çok güzel, güçlü bir koç oldu.

Günler geçti ve Kurban Bayramı geldi. Alper, Akbaş’ın bayramda kurban olacağını biliyordu. İçinde biraz buruk bir hüzün vardı. Akşam dedesinin yanına oturdu. "Dedeciğim, Akbaş’ı çok seviyorum. Keşke hep bizimle kalsa," dedi.

Dedesi Alper’in saçlarını şefkatle okşadı. "Güzel kalpli oğlum," dedi. "Dünyadaki her canlının çok güzel bir görevi vardır. Ağaçlar bize elma vermek için büyür. Bulutlar yağmur olur, susayan çiçekleri sular. Akbaş da çok özel bir görev için büyüdü."

Dedesi gülümseyerek anlatmaya devam etti: "Akbaş senin sayende sevgiyle büyüdü. Şimdi onun sayesinde evinde et pişmeyen, bayram yapamayan küçük çocuklar sevinecek. Akbaş, o çocuklara mutluluk götüren bir iyilik elçisi olacak. Yani o hiçbir yere kaybolmuyor, sadece bir sürü insanın yüzünde kocaman bir gülümsemeye dönüşüyor."

Alper dedesinin sözlerini duyunca çok rahatladı. Akbaş’ın ne kadar asil ve güzel bir görevi olduğunu anladı.

Bayram sabahı Alper, Akbaş’ın yanına gitti. Yumuşak tüylerini son kez sevgiyle okşadı. "Teşekkür ederim güzel arkadaşım," dedi.

O gün Alper ve babası, hazırlanan paketleri mahalledeki çocuklara ve ailelere dağıttılar. Alper, paketi alan küçük bir çocuğun gözlerindeki mutluluğu görünce içi sıcacık oldu. Akbaş, bir sürü çocuğa bayram neşesi getirmişti. Alper, paylaştıkça mutluluğun çoğaldığını öğrendi ve Akbaş’ı her zaman sevgiyle, gururla hatırladı.

Tuğba Akın

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Tuğba Akın Yazarlık benim için bir hevesle başlamadı. Daha küçük yaşlarda sevgiyi, öfkeyi, nefreti, merakı günlüğüme dökerdim. Yağmur yağdığında cama vuran su yansımaları en güzel yağmur şiirlerini yazdırırdı, bana. Bu arada yazarlık atölyesi falanda bilmem, hiç gitmedim ya da gerek duymadım. Kendimi yazar olmak için belki de hiç yarım hissetmedim. Bilmiyorum. Bugüne kadar yazamayacağım bir konu olmadı, bir yazı beni asla eksik hissettirmedi. Tabi ki zaman zaman bende yoruldum. Birçok siteye yıllarca makale, söz, deneme ve şiir yazdım. Katkıda bulunduğum sitelerden geri dönüşleri büyük bir heyecanla bekledim. Onların övgüleri, herhangi olumsuz bir geri dönüşün olmaması belki de beni kitap yazmaya kadar sürükledi. Yazma azmime azim kattı. Yazmayan bilemez bu bir heves değil büyük bir tutku. Eğer duyguları kaleme dökmeye başlamışsan bir daha asla yazmadan duramazsın. Biliyorum kolay değil "YAZAR" olmak. Uzun ve makaşetli bir yol ve ben bu yolda yürümeyi hiçbir şeye değişmem...