Keraat Vaktine Sürgün Edilmiş İkindi Masumiyeti İle

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
13 Nisan 2026 - 17:49
13 Nisan 2026 - 17:49 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 0  18
Keraat Vaktine Sürgün Edilmiş İkindi Masumiyeti İle

Yorgun olduğumuzdan değil,

Biz yorulmaktan korktuğumuzdan yarın diyoruz

sevmelere, sövmelere, gitmelere, gelmelere, çaya, kahveye…

 

Biz dediğime bakmayın, aslında kendime itiraf ediyorum bunu.

Mesele yükün ağırlığı falan değil.

Bir şeylerin yerinden oynamayacağını bildiğimden erteliyorum yarına.

Kıpırdamayacaksa, bugün dokunmanın ne anlamı var diye düşünüyorum.

 

Çay soğuyor mesela, farkındayım.

Kahve acılaşıyor, ona da hemen bir bahane buluyorum.

Birazdan içerim diyorum mesela,

ama birazdan dediğim şeylere hep biraz zaman kalıyor.

 

Kendimle pazarlık yapıyorum durmadan.

Az daha dur, diyorum.

Az daha sus.

Az daha ötele.

Sanki hayat beklemeyi seviyormuş gibi.

Sanki yarına çıkacağım garantiymiş gibi.

 

Yarın dediğimiz şeyin

bugün yüzleşmeye cesaret edemediklerimizin

üstünü örtmenin en kibar yolu olduğunu biliyorum.

insan en çok da bunu bildiği halde

yarın demeye devam edince yoruluyor, bunun da farkındayım.

Ama gel gör ki ertelemek bağımlılık yapmış bünyede.

Bağımlılık demişken,

bir tek sigarayı ertelemiyorum.

O da irade felan dinlemiyor zaten.

 

Neyse…

Rabbim!

Geç kalmalarımızın pişmanlığını hafiflet

her şeyi son anda kurtarabileceğine inanan

bu kırık iyimserliği al bizden

 

Veleddalin, amin.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Hüseyin Aslan 12 Eylül 1994’te Göztepe’de, babamın dadaş vakarı ile annemden miras kalan Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında, çok sesli bir kültürün içine doğdum. Çocukluk düşlerimde ağaca dokunmak, ona şekil veren bir marangoz olmak vardı ancak rasyonel yaşam beni 2018 yılında bir Endüstri Mühendisi olarak hayatın devasa pazarına bıraktı. O günden beri Proje Yöneticisi unvanıyla sistemlerin ve karmaşanın ortasında yol alıyorum. Kelimelerle olan hakiki münasebetim ise 2016 yılında başladı. 2022’de şahsi blogumda inşa etmeye çalıştığım yazın dünyası, iş ve hayat dengesinin o bitmek bilmeyen savaşına bazen yenik düşse de, yazmaktan vazgeçmedim. İş hayatının gri dünyasından her fırsatta kaçıp, hiçbir zaman tam olarak bırakmadığım o kadim limana, şimdi tekrardan, edebiyata sığınıyorum.