KALABALIKLARIN İÇİNDE KAYBOLMAK

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

İnsan, kendisine nefes alma hakkı tanınan yerde huzur bulur.

14 Haziran 2026 - 00:22
14 Haziran 2026 - 00:22 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 6  49
KALABALIKLARIN İÇİNDE KAYBOLMAK

KALABALIKLARIN İÇİNDE KAYBOLMAK 

Ev, insanın kendini güvende hissettiği, huzur bulduğu yer olmalıdır. Dışarıdaki hayatın yorgunluğunu kapının dışında bırakıp rahatlayabildiği, kendisi olabildiği bir alan...

Ama bazen aynı evin içinde yaşarken bile insan kendine ait bir yer bulamaz.

Sabah başlayan koşturmaca geceye kadar sürer. Yapılması gereken işler, karşılanması gereken beklentiler, bitmeyen sorumluluklar derken günün nasıl geçtiği anlaşılmaz. Fakat insanı yoran yalnızca yapılan işler değildir.

Asıl yorgunluk, sürekli birilerinin fikirlerine göre yaşamak zorunda kalmaktan gelir.

Nasıl davranacağınızın, ne yapacağınızın, nereye gideceğinizin, hatta bazen ne düşüneceğinizin bile sorgulandığı bir ortamda zamanla kendi sesinizi duymakta zorlanırsınız. Gün içinde eksik olmayan ziyaretler, hiç bitmeyen konuşmalar ve herkesin bir konuda söyleyecek sözü olması, insanın kendisiyle baş başa kalmasına fırsat bırakmaz.

Oysa her insanın biraz sessizliğe ihtiyacı vardır.

Kendini dinlemeye, düşüncelerini toparlamaya, sevdiği insanlarla kaliteli zaman geçirmeye...

Sürekli kalabalıkların içinde olmak, yalnız kalamamaktan daha yorucu olabilir. Çünkü insan bazen bir odada tek başına değil, onlarca kişinin arasında da yalnız hissedebilir.

Birlikte yaşamak, birbirinin hayatına yön vermek anlamına gelmez. Gerçek saygı; kişisel alanlara, tercihlere ve sınırlara gösterilen özenle ortaya çıkar.

Çünkü insan, kendisine nefes alma hakkı tanınan yerde huzur bulur.

Ve bazen en büyük yorgunluk, yapılan işlerden değil; kendin olabilmek için verdiğin görünmez mücadeleden kaynaklanır.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.