Hayallerimin Peşinden Koşarken Kendimi Buldum

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Bu yazı, bir yazarın kendi iç yolculuğunu, hayallerinin peşinden koşarken yaşadığı duygusal iniş çıkışları ve sonunda kendini bulma hikayesini anlatıyor. “Saklı Silüetler” ve “Ben Bir Sokak Lambasıyım” adlı kitapların doğuş süreci, matbaa heyecanından yalnızlık sancılarına kadar samimi bir dille paylaşılıyor. Yazmak burada bir meslek değil, bir varoluş biçimi olarak ele alınıyor. Her kelimenin ardında bir parça umut, her satırda biraz acı ve yeniden doğuş hissi var. Bu, yalnızlığın değil; kendini bulmanın, kendi sesini dünyaya duyurmanın hikayesi.

10 Ekim 2025 - 17:29
10 Ekim 2025 - 17:29 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  54
Hayallerimin Peşinden Koşarken Kendimi Buldum

Hayallerimin Peşinden Koşarken Kendimi Buldum

               Bazen bir hayal, insanın içinde sessizce filizlenir. Kimse fark etmez, hatta bazen sen bile fark etmezsin. Ama o büyür, ses olur, yazı olur, bir gün bir kitaba dönüşür. Benim için o kitap Saklı Silüetlerdi.

               İlk satırını yazarken ne olacağını bilmiyordum. Sadece içimde bir şey konuşmak istiyordu. Belki bir sızı, belki bir yalnızlık, belki de yıllardır susturduğum ben... Yazdıkça rahatladım, ama aynı zamanda içim daha da karıştı. Çünkü yazmak, sandığım gibi sadece kelimeleri bir araya getirmek değildi; ruhumu kâğıda sermekti.

               Matbaa sürecine gelene kadar geçen günler… tarifsizdi. Her sabah uyanıyor, “Acaba bugün ararlar mı?” diye telefona bakıyordum. Yayınevinden gelecek o aramayı beklerken kalbim, sanki bir randevuya geç kalmış gibiydi. Sonra bir gün, o telefon çaldı. Editörün sesi hâlâ kulağımda: “Kitabın baskıdan çıkmak üzere.”

 O an, elim titredi.

 Sanki yıllardır içimde taşıdığım bir şey sonunda nefes almıştı.

 Matbaadan gelen fotoğraflara baktım. Kâğıtlara dokunmak istedim. Bir yazar olarak ilk defa kendi hikâyeme dışarıdan bakıyordum. Ve sonra… o an geldi. Saklı Silüetler ilk kez ellerime ulaştı.
O kapağa dokunduğumda, içimde bir fırtına koptu. Gözlerim doldu ama ağlamadım. Çünkü o anın sessizliğini bozmak istemedim.

 Kendime fısıldadım: “Bu yalnızlık değil… Bu, kendini bulmak.”

Ama bu yol, sadece heyecanla dolu değil. Bir yazar olmak… sanıldığı kadar romantik değil. Bazı geceler başım ağrırdı, çünkü kelimeler zihnimde kavga ederdi. Yazmak istediğimle yazabildiğim arasında sıkışırdım. Bazı sabahlar “Yapamıyorum.” derdim. Sonra bir kahve alır, yine masaya otururdum. Çünkü içimdeki ses susmazdı. Yazarlık, bazen bir savaş, bazen bir dua gibidir. Her satırda biraz kan, biraz umut vardır.

Sonra Ben Bir Sokak Lambasıyım doğdu.

Bu defa daha derin, daha kendim gibiydim. Artık biliyordum: ben bu yolda sadece yazmıyor, kendimi buluyordum. Her hikâyede biraz daha kendime yaklaşmak, biraz daha kabuk kırmak… işte bu benim yürüyüşüm. Şimdi önümde uzun bir yol var. Ama korkmuyorum. Çünkü artık biliyorum; ben her sayfada yeniden doğuyorum. Kalemim elimde, hayallerim yanımda ve bu kez sadece bir yazar değilim.
Kendini yazıyla bulan bir insanım.

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Burak Şahin Ankara’da doğdum; şehrin sert rüzgârıyla, ağır bulutlarıyla ve sokaklarının gizli hikâyeleriyle büyüdüm. Kamu Yönetimi mezunuyum ve bugün uluslararası bir lojistik firmasında çalışıyorum. Fakat hayatımın gerçek rotası her zaman kelimelerden geçti. Yazmak ve okumak, yıllardır kendi içimde tuttuğum sessiz bir nöbet, kendimi yeniden bulduğum bir sığınak oldu. Bu yolculuk beni iki kitapla buluşturdu: “Ben Bir Sokak Lambasıyım” ve “Saklı Silüetler”. Şimdi köşe yazılarıma aynı arayışı, aynı sesi taşıyorum. Çünkü inanıyorum ki her cümle, insanın dünyayı yeniden görme biçimini değiştirebilir.