ÇANAKKALE

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
17 Nisan 2026 - 18:31
 0  20
ÇANAKKALE

​Vatanın en doğusundan, güneşin ilk selamladığı topraklardan Ağrı'dan yazıyorum sizlere... Tam 101 yıl oldu. Sizler, bu cennet vatan için canını bir gül bahçesine girercesine feda eden o aziz ruhlar, aramızdan bedenen ayrılalı asır geçti. Lakin nefesiniz hâlen Gelibolu’nun rüzgârında, sesiniz boğazın serin sularında yankılanıyor. Biliyoruz...

​O gün cihanın tüm renkleri, tüm öfkesiyle üzerimize çökmüştü. Çoğu ne için orada olduğunu, hangi meçhul emellere hizmet ettiğini bile bilmiyordu. Bunlardan sadece bir kısmı olan Avustralyalı kişiler "bizi oraya savaşa getirdiler" diyeceklerdi hatıratlarında. Sömürülmüş ve sadece kullanılmışlardı. Ama karşılarında sadece bir ordu değil; imanını zırh, vatan sevgisini siper etmiş koca yürekli bir millet buldular. 

Sizler; yokluğun ortasında varlık savaşı verirken, yamalı hırkalarınızla tarihin en şık destanını yazdınız. Düşmanın küçümseyerek bıraktığı silahlar, sizin ellerinizde özgürlüğün meşalesine dönüştü. 

Savaş sırasında paylaştığınız sadece bir kap sıcak çorba değildi; insanlıktı. Akşam şehadet şerbetini içeceğini hisseden bir yiğidin, rızkını silah arkadaşına devretmesi hangi askeri stratejiyle açıklanabilirdi? Sizi bir araya getiren ne sadece coğrafyaydı ne de sadece mecburiyet. Sizi bir araya getiren; Maraş’ın tozlu yollarından, Samsun’un hırçın dalgalarından, Ağrı’nın mağrur zirvelerinden ve Urfa’nın bereketli topraklarından kopup gelen o mukaddes aşktı. 

​Her adımınız bir efsaneye, her nefesiniz bir mirasa dönüştü. Seyit Onbaşı’nın sırtladığı sadece bir mermi değil, koca bir milletin kaderiydi. İbrahim Hakkı’nın yorgun kalbi, bir devletin can damarı olup attı siperlerde. Öyle bir asaletti ki sizinki, size kurşun sıkan düşman bile ardından methiyeler düzmekten kendini alamadı.

​Bugün bizler, yeryüzünde bıraktığınız o büyük mirası devralırken, başımızı gökyüzüne, ruhlarınızın olduğu o yüce makama çeviriyoruz. Sizden öğrenilecek çok şey var: Bir lokma ekmeğin nasıl bölüşüleceği, bir karış toprağın nasıl kutsal sayılacağı ve "Çanakkale Ruhu"nun bir milleti nasıl ebedi kılacağı...

​Şuuru rehberimiz, şehadeti onurumuz olan aziz hatıranız önünde saygıyla eğiliyoruz. İslam’ın son kalesi olan o ruh, kıyamete dek sönmeyecek bir meşale olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek. 

Anlattık anlatmaya devam ediyoruz. Öyle güzel insanlardınız ki düşmanlarınız bile size methiyeler düzdü. "Çanakkale ruhu" ile destanlaştınız. 

Sizden çok şeyler öğrenebilmeliyiz, bedenleriniz yeryüzünde, ruhunuz gökyüzünde biliyorum. O şuur bize de yansımalı. Yüzyıllardır beraber durduk durmayı bildik ve öyle devam edebilmeliyiz.

Bir çorba nasıl paylaşılır, bir mevzi nasıl savunulur sizden öğrenebilmeliyiz. 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Erdal Burak Okur dinler yazar... 1989 Ağrı'da doğdum, eğitim hayatını Ağrı ve Kayseri illerinde tamamladım. Erciyes Üniversitesi lisans mezuniyetinin ardından, şu an Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde lisansüstü eğitimine devam etmekteyim. 2012-2019 yılları arasında öğretmenlik mesleğini icra ettim, halihazırda kamu görevini sürdürmekteyim. Edebiyata olan tutkumu dijital mecralara da taşıyarak farklı platformlar da blog yazarlığı yapmaktayım, dijital ve basılı dergilerde yazılarım sıklıkla yayımlanmaktadır. Gölge, On İki Sırrın Muhafızı, Kayıp Ferman ve Liman isimli dört kitabım bulunmaktadır.