3. Bölüm & 4. Bölüm (ARDA)

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
28 Nisan 2026 - 02:59
28 Nisan 2026 - 02:59 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 12  88
3. Bölüm & 4. Bölüm (ARDA)

#3  GERÇEK

Aradan dokuz ay geçmiş Fesmani beklenen bebeği doğurmuştu. Hayyam ile düşünüp adını Arda koymaya karar verdiler ama Arda’nın erkek olduğunu ablalarından başka kimseye söylememeye karar vererek kızlara altı sene boyunca kimseye bir şey dememelerini tembihleyerek kızlara olanları anlattılar. Aile bu sır ile altı yıl susacaktı.

Bu arada Fesmani kara kara düşünüyordu. Hayyam’ın gözleri görmediği için işte çalışmıyordu. Fesmani köyün mahallesindeki çeşmeden zengin ailelere bidonlarla su taşıyarak evin harçlığını çıkarıyordu. Çocuklarını köylünün verdiği kıyafetlerle büyüttü.

Bir gün mahalleden bir komşu gelerek “Okula hademe alınacak, sen çalışır mısın. ”diye sordu.

Fesmani “Bilmem, beyime sorayım “ dedi. O zamanlar oralarda kadının çalışması ayıptı.

Okul müdürüne komşu durumu anlattı. Bunun üzerine okul müdürü Hayyam ile konuşup onu ikna etti. Zaten Hayyam izin vermese ne olacaktı ki, çocuklar, evin geçimi hepsi Fesmani’nin sorumluluğunda idi artık.

Fesmani işe girmiş aradan dört sene geçmişti. Hayyam’ın gözleri görmediği için hayırsever vatandaşların da yardımı ile belediyeden arsa hibe ettiler ve evi dayayıp döşediler.

Çocuklar çok sevinmiş, hayatları yavaş yavaş düzene girmişti.

Arda artık altı yaşına gelmek üzereydi , annesi saçlarını uzatmış, üzerine elbise giydiriyordu daha. Onu tek başına bir yere göndermiyorlardı. Annesi işteyken ablaları bakıyordu. Bu durumdan sıkılan Arda ablalarından habersiz sokağa çıktı. Erkek çocuklarla oynamak istedi ama onlar “Sen kızsın git kızlarla oyna” diyerek oyuna almadılar.

Buna sinirlenen Arda annesine “Benim bu elbisemi çıkaracaksın, pantolon alacaksın, ayakkabı alacaksın. Bu elbiseyi de çıkaracağım. Ben erkek gibi giyinmek istiyorum” diye bağırdı.

Annesi çarşıya gidip kumaş aldı,bir taraftan Arda’ya pantolon ile gömlek dikiyor bir taraftan da Hayyam ile konuşuyordu.

“Hayyam, Arda altı yaşına giriyor artık. Sünnetini yapalım mı” diye sordu.

Hayyam “Ben de onu düşünüyordum. Saçlarını kestirip, güzel bir sünnet düğünü yapalım oğluma” dedi.

Bunun üzerine komşuları çağırarak hazırlıklara başladılar.

Kocaman bir koç alıp, kurdelesini bağladılar. Sabah kasap gelip, kurbanı kesti ve parmağına batırdığı bir miktar kanı Arda’nın alnına sürdü.

İmam geldi dua okudu. Arda bembeyaz sünnet elbisesinin içinde çok güzel olmuştu.

Kazanlarda çeşit çeşit yemekler pişerken, aşçılar ateşi körükleyerek, ellerinde çopçalarla yemek katıyorlardı.

Arda’nın sünnetini duyan komşulardan biri: “Fesmani, kusura bakma ama merak ettiğim için geldim. Senin kızların var. Kimi sünnet ettireceksiniz” deyince:

 Fesmani “Komşum, ben hamile kalıyordum ama benim erkek çocuklarım düşüyordu. Hayyam ile ben oğlumuz olsun çok istiyorduk. Bir gece rüyamda Ak Sakallı Dede gördüm. Oğlun olacak, yalnız altı yaşına kadar saçlarını kestirmeyecek ve üzerine elbise giydireceksin. Kimseye de söyleme dedi. Rüyayı gördükten bir ay sonra hamile kaldım. O yüzden altı yaşına kadar saçlarını kestirmeyip elbise giydirdim”

Komşusu çok şaşırdı, olanlara inanamadı.

O sırada Arda içeri girdi.

Kadın merakına yenilerek Arda’yı kucaklayarak Arda’nın üzerindeki sünnet elbisesinin eteğini kaldırdı.

Gözlerini kocaman açarak “Ayy, bu gerçekten erkekmiş” diye bağırdı.

Fesmani dışarı çıkıp sünnet yatağını hazırladı. Yatak kar gibi bembeyazdı.

Sünnetten önce yapılacak son bir iş vardı. Davetliler toplanırken, davul zurna eşliğinde berber getirilerek Arda’nın beline kadar uzanan saçlarını kestiler. Daha sonra sünnetçi gelip sünnetini yaptı.

Arda çocuklarla oynamaya gitti

Çocuklar “Aaaaa, kız erkek olmuş” diye onu işaret ediyorlardı ama zamanla onu aralarına alıp oynamaya başladılar.

 

 

#4  OKUL

 

Arda yedi yaşına gelmiş okula başlayacaktı. Komşusu Fesmani’ye oğlunun küçülen önlüğü ve pantolonunu vermişti. İlk gün Arda onları giyip okula gitmişti.

 

Öğretmenler Arda’nın kıyafetini görünce okul müdürüne durumu anlattılar. Müdür Arda’yı yanına alıp terziye götürdü. Ölçüleri verip, önlüğün ücretini ödedikten sonra bir mağazaya gidip ayakkabı, pantolon ve çorap aldılar.

 

Öğretmeni Arda’nın omzuna hafifçe dokunarak “Artık okula rahat gidebilirsin.”dedi. Müdür de gülümseyerek “Bak senin için en iyisini seçtik”diye ekledi. Arda başını salladı. Yüzünde hem şaşkın hem de mutlu bir ifade belirdi.Bir çocuğun dünyasında bu küçük yardım büyük bir güven ve sıcaklık hissi uyandırmıştı.

 

Arda zeki bir çocuk olsa da okulu sevmiyordu. Öğretmen ders anlatırken o uyuyordu.Bunun üzerine öğretmenler Fesmani’yi çağırarak “Fesmani kızım bak oğlun uyuyor.”dediler.Fesmani Arda’yı kucaklayarak öğretmenler odasına götürüp yatırdı.

 

Arda ilkokulu bitirip orta okula başladığında sabahları erkenden kalkıyor, kahvaltısını hızlıca yaptıktan sonra fırından taze simit aldıktan sonra mahallenin dar sokaklarında tezgahını kurup öğlene kadar bir yandan simit satıp bir yandan da mahalledeki insanları selamlıyordu.

 

“Simiiit, Simiiit.

 

Taze simit”diye bağırıyor. Yanından geçen komşularına gülümsüyordu. Çocuk yaşına rağmen işini ciddiyetle yapıyor, satıştan kazandığı parayı biriktiriyordu. Bazen aceleyle topunu alıyor, bazen defterini çantasına sıkıştırıyor, öğlene doğru simit tezgahını toplayıp okula yetişiyordu.

 

Bu sabah yine aynı telaş içinde idi. Sıcacık simitlerin kokusu sokağa yayılıyor Arda’nın yüzünde hafif bir yorgunluk ama aynı zamanda küçük bir gurur ifadesi beliriyordu. İnsanlar ona gülümsüyor, bazıları bir kaç simit alıyor ve her satışta Arda mutluluğunu gizleyemiyordu.

 

Bir gün okuldan gelince evin ilerisinde boş alanda arkadaşları ile istop oyunu oynuyorlardı.

 

Ebe olan çocuk o anda “Arda”diye bağırdı ve topu havaya attı. Arda hızla topa uzandı. Parmaklarının ucuyla yakalamaya çalıştı. Arkadaşları geriye çekildi kimisi ellerini havaya kaldırdı, kimisi biraz ileriye zıpladı ama topu tam tutacakken ayaklarının altındaki toprak hafifçe titredi. Bir an için şaşkınlıkla etrafa baktı, çevresindeki arkadaşlarının da gözleri büyümüş, nefesleri tutulmuştu.

 

Topun ağırlığını hissettiği elleri bir anda havada donakaldı.

 

Hafif bir sarsıntı…

 

Ve o an, oyun birden durakladı.

 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

AYŞE KÜÇÜKIŞIK Ayşe Küçükışık Yazar • Şair • Editör “Her yazarın kaleminin ardında bir yaşam hikâyesi vardır. Ayşe Küçükışık’ın yazarlık yolculuğu da çocukluk yıllarında başlayan bir hayalin, engellere rağmen vazgeçmeyen bir azmin ve yıllar boyunca süren üretme tutkusunun hikâyesidir.” Ayşe Küçükışık, 05 Mayıs 1972 tarihinde Berlin’de çalışmak üzere Almanya’ya giden bir Türk işçi ailesinin çocuğu olarak doğdu. Altı yaşına kadar Berlin’de yaşadı. Daha sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye dönerek ilk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. İşitme güçlüğü nedeniyle eğitim hayatında çeşitli zorluklar yaşadı ve lise ikinci sınıfta örgün eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Ancak bu engeller, yazmaya olan ilgisini ve üretme azmini azaltmadı. Yazarlık yolculuğuna, ortaokul yıllarında katıldığı bir hikâye yarışmasıyla ilk adımını attı. Kaleme aldığı hikâye önce okul birincisi, ardından il birincisi seçildi. Öğretmenleri tarafından iller arası yarışmada temsil edilmesi için girişimlerde bulunulsa da ailesinin izin vermemesi nedeniyle bu önemli fırsata katılamadı. Yaşadığı hayal kırıklığı, onda vazgeçmek yerine yazmaya daha sıkı sarılma isteği uyandırdı. Bu süreçten sonra ailesinden gizli şiirler yazmaya başladı. Şiirleri 90’lı yıllarda “Eda Alaş” mahlasıyla Mersin’deki çeşitli radyolarda yayımlandı ve dinleyicilerden ilgi gördü. Bir radyo kanalından çalışma teklifi almasına rağmen ailesinin izin vermeyeceğini düşündüğü için bu teklifi değerlendiremedi. Buna rağmen yazmaktan hiç vazgeçmedi; yaşadığı her deneyimi kalemine taşıdı. Şiir, öykü, deneme ve roman türlerinde eserler veren Ayşe Küçükışık, insanın iç dünyasını, yaşamın izlerini ve toplumsal konuları içten bir anlatımla ele almaktadır. Yazdığı 100’e yakın şiirin bir kısmı Fikir İzleri Platformu’nda ve diğer dijital platformlarda yayımlanmıştır. Ayşe Küçükışık'ın kaleme aldığı "Almanya Treni" adlı roman, 2010'lu yılların başında TRT tarafından düzenlenen bir senaryo yarışmasına gönderildi. Eserin konusu ilgi görmesine rağmen, senaryo teknik formatına uygun hazırlanmadığı için değerlendirme sürecini tamamlayamadı. Daha sonra Wattpad'de yayımlanan roman, zamanla hesabına erişim sağlanamaması nedeniyle uzun süre okurlardan uzak kaldı. Ancak yazarın yıllar önce sakladığı çıktılar ve notları, bu hikâyenin yeniden hayat bulmasını sağladı. Aradan geçen yıllarda ilk Türk işçilerinin Almanya yolculuğuna ilişkin araştırmalarını derinleştiren Ayşe Küçükışık, tanıklıklardan, tarihî kaynaklardan ve aile anlatılarından yararlanarak romanını yeniden ele aldı. Bugün “Almanya Treni”, ilk hâlinden çok daha kapsamlı, belgesel yönü güçlendirilmiş yeni versiyonuyla Fikir İzleri Platformu’nda bölüm bölüm yayımlanmaktadır. Tamamladığı ARDA adlı romanı da gerçek hayattan esinlenerek yazılmış olup Fikir İzleri Platformu’nda okurlarla buluşmuştur. Hâlen Fikir İzleri Platformu’nda editör olarak görev yapmakta, eserleri kişisel blogunda ve çeşitli dijital platformlarda okurlarla buluşmaktadır. Yazıları; kişisel blogu, Wattpad, Pinterest ve sosyal medya hesapları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmaktadır. Roman, şiir ve öykü çalışmalarını sürdürmekte; yaşanmış hayatları edebiyatın gücüyle geleceğe taşımayı amaçlayan eserler üretmeye devam etmektedir.