Bir Uzlaşı Destanı

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Yıllarca süren kavgaların ardından; bilge birinin rehberliğinde vadide kurulan, kinin toprağa gömülüp sevgi ve emeğin yeşerdiği huzurlu bir ticaret kasabasının hikayesidir. Doğayla uyum içinde yaşayan insanların, kurt ile kuzunun aynı pınardan su içtiği bu bereketli topraklarda nasıl bir uzlaşı destanı yazdığını anlatır.

6 Temmuz 2026 - 13:05
6 Temmuz 2026 - 13:05 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 2  32
Bir Uzlaşı Destanı
Güneşin nazikçe aydınlattığı, ortasında berrak bir su kuyusunun bulunduğu yeşil bir vadi; tepesinde huzurlu evlerin yükseldiği, doğa ile iç içe geçmiş bereketli bir ticaret kasabası manzarası.

Bir Uzlaşı Destanı

Yıllarca süren kavgalar yüzünden toprak küsmüş, nehirler kurumuş, ağaçlar meyve vermez olmuştu. İnsanların kalpleri taşlaşmış, yüzlerindeki gülümseme silinmişti.

Tam bu günlerde, saçları kar beyazı, gözleri bahar ışıltılı bir bilge çıkageldi. Bilge, herkesi vadinin geniş ve ıssız düzlüğüne çağırdı. Ortada eski bir kuyu, arkasında ise nazlı bir tepe vardı. "Burada yeni bir yaşam kuralım," dedi. "Elinizdeki kini toprağa gömün, yerine sevgi ve emek ekin. Burada ne nefretin gölgesi kalsın ne de tek bir gözyaşı."

İnsanlar önce çekindiler ama bilgenin huzur veren sözüyle işe koyuldular. Önce kuyuyu temizlediler, yıllardır saklanan sular, kristal gibi parlayarak yeryüzüne çıktı. Bu suyu vadinin her yanına taşıdılar. Kinlerini toprağa gömüp yerine fidanlar diktiler. Tepenin yamaçları yeşerdi, vadinin köşeleri altın başaklı tarlalarla doldu. Bilge, "Ektiğin her ağaç, içindeki nefretin toprağa gömülüşüdür," diye fısıldıyordu.

Kasaba, doğayla kucaklaşan evlerle yükseldi. Pencerelerden çiçek kokuları, sokaklardan neşe sesleri yükseldi. Kazanlarda pişirilen el emeği ürünler, bu ticaret kasabasını bereketli kıldı. Artık burada kavga yoktu; herkes birbirinin eksiğini tamamlayan birer yoldaştı.

Hayvanlar bile bu huzurdan payını aldı. Kurt ile kuzu aynı pınardan su içer, kuşlar insanların omuzlarına konardı. Gökyüzü daha mavi, bulutlar daha ak, yağmur daha şifalıydı. İnsanlar içlerindeki karanlığı yendikçe, dünya da aydınlanmıştı. Bilge, tepeden kasabayı izlerken gülümsedi. "Yeryüzü, insanın attığı her iyi adıma bereketle karşılık verir," derdi.

Kasaba, dünyanın tüm gürültüsünden uzak, güvenli bir liman oldu. Sevgi ve emeğin olduğu yerde husumet barınamazdı. Herkes birbirinin gözüne artık korkuyla değil, kardeşlik şuuruyla bakıyordu.

O günden sonra bu kasaba, zamanın ötesinde bir huzur sembolü olarak anıldı. İnsanlar bu arınmışlığı görmek için uzaklardan geldi. Hayat, küçük bir kuyu başında verilen bir kararla, bir avuç insanın el birliğiyle bir destana dönüşmüştü. Her şey tabiatın şarkısı gibi huzurlu, sade ve sonsuz bir sükûnet içindeydi.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Umran Tezcan Ümran Tezcan:Yazar ve öğretmen .2015 yılında Uşak Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi-Matematik bölümünü bitirdi.Şuan öğretmenlik yapıyor. Çocukluğundan beri yazmayı seviyor.Cocuk kitapları öyküler romanlar her yaş grubundan yazmaya çalışıyor.Çocuk romani ,roman ,öykü ,hikaye yazmaya devam ediyor.