Ben Bu Gri Şehri Yakmaya Karar Verdiğimde

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
13 Nisan 2026 - 17:38
13 Nisan 2026 - 17:38 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 0  21
Ben Bu Gri Şehri Yakmaya Karar Verdiğimde
ankara

Ben bu gri şehri yakmaya karar verdiğimde

 

Fırçayı kaptığım gibi daldım isli puslu bulutlara

Dedim ulan neyin yası bu, neyin makam soğukluğu

Sanki her sokağa memur emeklisi çökmüşte

Binaları hüzün kurşununa dizmişler

Susturdum içimdeki uğultuyu

Savurdum öfkemi bir tuval gibi kentin orta yerine

Çektim zifiri karanlığın üstüne erguvanî bir hayda

Sıvadım gökyüzünü en hasından bir turkuazla

 

Çaktım kibriti binaların tam kalbine

Öyle bir yansın istedim ki

Yansın asfaltının kömür karası kibri

Yansın suratı asık kurşunî kravatlı hırsları

Alevler yükselsin gömleklerinden

Duman bile utansın kendi isinden

Erisin yolları işgal eden demir yığınları

Sökülsün meydanlardaki başıboş tunçlar

Yıkılsın ruhsuz binaların renksiz zindanları

Kül olsun kaskatı dilsiz duvarlar

 

Bak, nasıl da tutuşuyor şampanya köpüğü davetleri

Füme suratlı yalnızlıkları

Gri karelere sığmayacak vizon rengi yalanları

Dökülüyor birer birer alevlerin orta yerine, gördün mü?

Ne güzel fışkırıyor yıkılmış anılar altından toprak

Şöyle sağanak yağmurdan sonraki has toprak rengi var ya

Kokusunu çekiyorsun içine sanki ilk kez nefes alır gibi

Sanki dünya yeniden cennet yeşiliyle yaratılmış gibi

Sarıyor her yanını, siliyor kül rengi hatıralarını

Keder bile turuncu bir gün batımı kadar yakışıklı duruyor şimdi değil mi?

 

Ben bu gri şehri yakmaya karar verdiğimde

Her yeri canlı kanlı bir kırmızıya boyamak istedim

Bu muydu canım çünkü hayat

Hayat çünkü bu muydu canım

 

Gel oturup kırmızının karşısında bir tek atalım

Yanına da iki dal umut bir parça peynir biraz da rüzgar

Biz yandıkça dünya ısınacak be canım

Biz boyadıkça bahar gelecek

Hem de öyle resmi törenle falan değil

Güle oynaya küfrede küfrede en hasından bir mavilikle

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Hüseyin Aslan 12 Eylül 1994’te Göztepe’de, babamın dadaş vakarı ile annemden miras kalan Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında, çok sesli bir kültürün içine doğdum. Çocukluk düşlerimde ağaca dokunmak, ona şekil veren bir marangoz olmak vardı ancak rasyonel yaşam beni 2018 yılında bir Endüstri Mühendisi olarak hayatın devasa pazarına bıraktı. O günden beri Proje Yöneticisi unvanıyla sistemlerin ve karmaşanın ortasında yol alıyorum. Kelimelerle olan hakiki münasebetim ise 2016 yılında başladı. 2022’de şahsi blogumda inşa etmeye çalıştığım yazın dünyası, iş ve hayat dengesinin o bitmek bilmeyen savaşına bazen yenik düşse de, yazmaktan vazgeçmedim. İş hayatının gri dünyasından her fırsatta kaçıp, hiçbir zaman tam olarak bırakmadığım o kadim limana, şimdi tekrardan, edebiyata sığınıyorum.