Bağrımda Bir Gül Yeşeriyor, Sanırım Buna Hazır Değilim

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Geçmişin yüküyle yüzleşen bir ruhun, zamansız bir mucize karşısındaki çaresizliğini anlatan derin bir şiir.

25 Mayıs 2026 - 16:09
25 Mayıs 2026 - 16:09 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  42
Bağrımda Bir Gül Yeşeriyor, Sanırım Buna Hazır Değilim

Ben ki,
Otuz beş yaş ağırlığını omuzlarında nişan gibi taşıyan adam,
Camekanların soğuk terini alnımdan silmiş,
Asfaltın genzini yakmışım.
Bütün yaşıtlarımı uyutup, sabahın kör vaktinde dinlendiğim o meydanlarda yankılanan,
Sükûtun dibeklerinde inatla dövülmekte olan sessizliğimdir şimdi.
Şimdi her şey benim göğsümde vuruşuyor.
İnsanların kirli ağusundan, arastaların tozlu hıncından sağ çıktım.
Fakat bu ağarmakta olan nedir?
Hangi ırmaktan çark etti bu taze sızı?

Bağrımda bir gül yeşeriyor, sanırım buna hazır değilim.
Bir gül…
İsmi mi bu çiçeğin, yoksa tek bir gülün kanlı inadı mı?
Toprağın ve kanın elleriyle dövülen eski güllerin mezarı bendeydi zaten.
Fakat bu başka,
Ne acıların biteviye ürettiği o kof kahır,
Ne de poturları çamura bulanan çocukların masum çığlığına benziyor.
Bu, bu acı, kaburgalarımın arasından fırlayan,
Kargaların kanadından düşen bir tüy de değil.
Kendi ehramını kendi dokuyan, sarsılmaz bir hakikat gürzü müdür yoksa bu?

Hazır değilim.
Ben tüfeğimi paslı bir hüzünle yağlarken,
Geri dönüşün o yavaş, o salyangoz hızıyla sınanmayı bekliyordum.
Ökçeleri sevincin, göğsümün surlarını mı döver oldu şimdi?
Hırlıyım, doğru.
Boynumun öpülen yerinde bir isyan zonkluyor hâlâ.
Fakat bu yeşeren…
Bu damarlarımdaki katı kanı bile ürperten diriliş,
Beni kendimle yeniden yüzleştiriyor.
Aynada gördüğüm ben miyim,
yoksa gölge modellerin karanlık iskeleti mi?
Hurdahaş bir sancıyla geçiyorum badem çiçekleri altından,
Mırıldanıyorum toprağın mutant ve kibirli ağrısına inat.

Bağrımda bir gül yeşeriyor ve ben, bu muazzam yenilgiye hazır değilim.
Rabbim!
Coyoteler değil artık gözetleyen beni,
Salkımların serinliği de değil.
Vurulsun kösleri şu gâvur sevdanın,
Vurulsun ki bitsin bu sahte oyun.
İçimdeki bu fırtına, bu bir gülün yapraklarında durulacak mı sanıyorum?
Gökçe sancım bileklerimde,
Dudaklarım ham elmalar yemekten gövermiş,
Durup dinleniyorum bütün taframla bu mucizenin karşısında.
Hazır değilim ama 
Mademki tohum yürekten düşmüş bir kez,
Gökten yağsa bile ölüm,
Bu gülün korkusuyla öleceğim.
Bu gülün kokusuyla…

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Hüseyin Aslan 12 Eylül 1994’te Göztepe’de, babamın dadaş vakarı ile annemden miras kalan Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında, çok sesli bir kültürün içine doğdum. Çocukluk düşlerimde ağaca dokunmak, ona şekil veren bir marangoz olmak vardı ancak rasyonel yaşam beni 2018 yılında bir Endüstri Mühendisi olarak hayatın devasa pazarına bıraktı. O günden beri Proje Yöneticisi unvanıyla sistemlerin ve karmaşanın ortasında yol alıyorum. Kelimelerle olan hakiki münasebetim ise 2016 yılında başladı. 2022’de şahsi blogumda inşa etmeye çalıştığım yazın dünyası, iş ve hayat dengesinin o bitmek bilmeyen savaşına bazen yenik düşse de, yazmaktan vazgeçmedim. İş hayatının gri dünyasından her fırsatta kaçıp, hiçbir zaman tam olarak bırakmadığım o kadim limana, şimdi tekrardan, edebiyata sığınıyorum.