Arı'dan Bir Ders: Beklenmeyen Öğretmenler

Tefekkür

Aralık 5, 2025 - 18:48
Aralık 5, 2025 - 18:48
 1  25
Arı'dan Bir Ders: Beklenmeyen Öğretmenler

Arı'dan Aldığım Ders-İçimizde Geçen Hikâyeler 

30 Kasım 2025 Pazar, mevsimlerden Sonbahar. Balkanlar'da soğuk hava dalgası hâkim.Lapa lapa yağan kar yerini sağanak yağmura bırakır.

Isınma'nın zor olduğu kış aylarında birkaç odun parçası veya çılı çırpı'yla ateş yakıp ısınmayı çok sever inşaat işçileri,zira çalıştıkları yer ne bir kamu dairesidir ne de konteynır.Ne elektrikli soba kullanma imkânları vardır ne de klima!

İşte böyle bir günde etrafta çılı çırpı,kalıpçıların söktüğü kalasların kullanılamaz hâle gelmiş parçaları bir araya getirilip çakmakla yakılır,yakması bir dert ısınması başka bir dert!Burası Balkanlar'da arabayla 30 dk.gidildikten sonra ancak ulaşılabilen ve dağların,sıra sıra uzayıp giden ağaçlarla kaplı bir yerleşim yeri ve köprü inşaat sahası.

Yoğun çabalar sonunda odunlar alev aldı ve:"Hava güzel ne odunu ne ateşi,söndürün şunu!"diye bağıran usta'ya rağmen işçiler donma derecesine gelen ellerini ısıtmak için sırayla gidip gelmeye başladı.Ateş başı sohbetleri memleketleri'nden ve sevdiklerinden kilometrelerce uzakta yaşayan gurbetçiler için adeta bir teselli kaynağıdır.Bazen siyaset konuşulur,kendinizi ateşin etrafında değil de yuvarlak masanın etrafında onlarca politikacı'yla birlikte oturuyor hissine kapılırsınız.Bazen de din konuşulur o zaman da camii'de fetva veya vaaz veren bir imamı ve ona muhalif kişilerin lâf kalabalığı etmelerine şahitlik eder,bazen de din iman gibi hassas meselelere dair yalan yanlış bir şeyler ortaya atılınca aslan gibi kükrer,karşı koyarsınız.Bazen de isteseniz de istemeseniz de beraber çalıştığınız içki veya kumar müptelası birilerinin:"Dün orda yedik,içtik,şu haltı yedik,bu haltı yedik "diye eğlendiklerine şahit olursunuz.İşte böyle sıradan birgün yine soğuktan titreyen ellerimizi ısıtmak için ateşin etrafında birkaç kişi toplandık.Herkes konuşmaz,birileri o ateşi seyrederken tefekkür eder,sıcaklığını,yakıcılığını...O ateşi izleyenler bazen kabir azabını bazen de cehennem nârını düşünüp ibret almaya çalışır:"Elini bir dakika şu ateşin üstünde tutamayacak kadar aciz bir insan cehennem ateşine nasıl dayanır,hiç düşündünüz mü arkadaşlar!"Ali'nin niyeti abuk subuk konuşan insanları biraz olsun tefekküre davet etmek,eğer azabın şiddetini hissedebilirlerse onların içinden bir kişi dahi olsa yanlışlarından dönmelerine vesile olmaktır.Koca inşaat'ta namaz kılan, ALLAH'tan bahseden sadece iki kişiden biridir Ali.Ezelden beri ilme, âlime aşık bir üniversite mezunu olmasına rağmen kader onu inşaat işçisi olarak sınamaktadır.Ali kendini bildi bileli bir tebliğci olarak görmekte ve bunun gereğini yapmak için elinden gelen gayreti göstermektedir.Tabi anlatmak kadar anlaşılmanın da gayet derecede zor olduğu bir zamanda bunu yaparken hakaret edenler de olmuyor değildi,daha nice zorluklara göğüs germek zorundadır.Elinden geldiğince eline diline hâkim olarak ibadet,tebliğ ve mücadelesine devam ediyordu.Birgün yine ateş yaktılar.Ali yine tefekkür hâlindeydi.Toprağa dalmıştır gözleri.Kim bilir nasıl imtihanların süzgecinden geçmiş,hangi çarkların dişlerinde öğütülmüştü.Gözleri sürünerek ateşe doğru gelmeye çalışan bir arı'ya ilişti.Önce kar,akabinde de yağmur yağmıştı.İçinden şöyle geçirdi Ali:"Allah Allah!Bu mevsimde bu arının ne işi olur burda?Bu soğukta karda çoktan ölmesi gerekirdi,taktir-i ilâhi işte,yaşatan da öldüren de Allah'tır.Arı da Allah'ın bir mucizesidir.Hem de vahye konu olmuş bir hayvandır.

Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: “Dağlarda, ağaçlarda ve insanların kurdukları çardaklarda kendine göz göz kovan edin.” 

(Nahl / 68 )

“Sonra her türlü meyve'den ye de bal yapmak üzere Rabbinin sana takip etmen için belirlediği yolları tam bir inkıyatla tut(uymak,itaat etmek)!” Onların karınlarından çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki onda insanlara şifa vardır. Şüphesiz bunda, sistemli bir şekilde düşünen kimseler için kesin bir delil ve ibret vardır."

 (Nahl / 69 )

İğnesi zehir balı da şifadır.Ali üzeri çamurla kaplı arı'yı elindeki odun parçası'yla ateşe yaklaştırırken,bir diğeri ayağıyla uzaklaştırmaya çalışıyordu,Ali sinirlenip karşı hamle yaptı ve bu girişimi engellemeye çalıştı:"Sen ne istiyorsun hayvandan,sana ne zararı var,baksana kanadı kırılmış bir kuş gibi çırpınıyor,onu ısıtıp iyileştirmeliyiz."

Ve bu üçlünün arasında şöyle bir konuşma geçiyordu:"Bak ustam,bu arı adamı soktu mu canını yakar, bunun için ölmesi lâzım."

:"Baksanıza arkadaşlar,can çekişiyor,acı çekiyor,bir daha uçamaz,ayaklar altında ezilip gideceğine biz ona bir iyilik yapalım,acısına son verelim."

:"Yok hiçbirinize katılmıyorum,bırakalım gideceği yere kadar gitsin,en azından ölümü bizim elimizden olmaz, değil mi arkadaşlar?"

Ali bu konuşmalardan yorulmuş olacak ki;"Yeter artık! diye haykırdı ve ekledi:"Kimse dokunmasın bu hayvana!O, Allah'ın emri ile hareket eder."

Elindeki odun parçalarını oturak yapıp arıyı ısınması için ateşe yaklaştırdı ve içinden:"Korkma,seni iyileştirip yeniden uçmanı sağlayacam."dedi.Biraz ısındıktan sonra canlanmaya başladı arı ve adeta:"Benim ölümüm sizin elinizden olmasın, dercesine ateşin içine attı kendini.Ali hayretle izliyordu bu tablo'yu ve adeta arı'nın verdiği mesajı anlamışcasına arkadaşlarına dönüp hüzünlü ve kızgın bir ses tonuyla konuşmaya başladı:"Arı bize bu hareketiyle ne dedi biliyor musunuz?

Arı dedi ki:"Hiç birinizin benim yüzümden ateşte yanmasını istemiyorum.Siz de kendi kendinizi yakmayın!"

Arı bile bizim yanmamamız için kendini feda etti,peki bunu ona vahyeden ALLAH (celle celalluhu) kulunu yakmak ister mi hiç!?"

"Gelin hep beraber tövbe edelim hata ve günahlarımıza ve ALLAH'a dönelim.Allaha dönelim ki ateş azabına düçâr olmayalım!"

Ali o gün bir arı'dan çok büyük bir ders almıştı.Zaten kâinata ibret nazarıyla bakmayı bilenler için nice nice ibretler,dersler,nasihâtler yok muydu!?

Her sabah doğan güneşten, yağan yağmurdan,yerdeki karınca'dan,semâdaki kuşa varıncaya kadar alacağımız çok dersler vardır.Bize düşen ise bu ders kitabını açıp okumak,iyice anlamak ve anladıklarımızla amel etmektir.

Unutmayın:

Allah için bir saatlik tefekkür bin yıllık nâfile ibadet'ten üstündür.Zira herşey akletmek,derk etmek ile başlar.

Yazar Abdulaziz ADAKAN ✍? 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN '85 VAN Güzel çalışmalarla güzel iz'ler bırakmak için yazma'ya devam ediyoruz. Yazmak hissiyatım'ın ötesinde bir ihtiyaç. Sözler bittiğinde kalemler konuşur. Bazen anlatmak için yazmak gerekir. Sevgi,iyilik ve umut dâima yoldaşınız olsun. ~Şiir Yürekli Roman Yazarı