ISLAK İZ - İkinci Bölüm

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
22 Nisan 2026 - 11:10
22 Nisan 2026 - 11:10 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 7  337
ISLAK İZ - İkinci Bölüm

ISLAK İZ – İkinci Bölüm

Sabah, geceyi inkâr eder gibi doğmuştu. Yağmur dinmiş, sokaklar sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi kurumuştu. Şehir, insanların acılarını görmezden gelmeyi iyi bilirdi. Güneş doğar, hayat devam ederdi. Oysa bazı geceler sabaha karışmazdı; insanın içinde kalırdı.

Mahir, masasının başında uyandı. Başını deftere yaslamış, elinde kalemle sızmıştı. Gözlerini açar açmaz ilk yaptığı şey, masanın üzerindeki ıslak izi aramak oldu.

Oradaydı.

Kuruması gereken yerde hâlâ tazeydi. Parmaklarını üzerine götürdü. Su değildi. Gözyaşı da değildi. Tarif edemediği bir serinlik taşıyordu.

Geceyi hatırladı.

Kadının sesi, gözleri, pencere önünde oturuşu… Ve ansızın yok oluşu.

Kendi kendine güldü.

“Demek delirmeye başladık…” dedi.

Ama içindeki ses, bunun delilik olmadığını söylüyordu. Bazı şeyleri akıl açıklayamazdı. Hele insan yıllarca susmuşsa, hayat ona bazen kelimelerle değil, işaretlerle konuşurdu.

Defteri açtı. Yazmaya devam etti.

“Bazı karşılaşmalar tesadüf değildir. İnsan, kendisine gönderilenleri çoğu zaman geç fark eder.”

Kalemi hızla akıyordu artık. Sanki yıllardır tıkanan nehir, önündeki taşı kırmıştı. Cümleler birbiri ardına dökülüyor, Mahir her satırda biraz daha hafifliyordu.

Öğlene doğru kapı yine çaldı.

Bu kez irkilmedi.

Yavaşça yürüdü, kapıyı açtı.

Karşısında yaşlı bir kadın vardı. Elinde eski bir zarf tutuyordu.

“Sen Mahir misin oğlum?” dedi.

“Evet.”

Kadın zarfı uzattı.

“Bunu yıllar önce bırakmıştı biri. Vermeye cesaret edemedim. Dün gece rüyamda seni gördüm. Getir dediler.”

Mahir’in elleri titredi.

Zarfın üzerinde kendi adı yazıyordu. Ama yazıyı tanıyordu.

Leyla.

Yıllar önce sevdiği, sonra sessizce kaybettiği kadın.

Kapıyı kapatıp içeri geçti. Zarfı yavaşça açtı. İçinden tek sayfalık bir mektup çıktı.

“Mahir,

Bir gün yazmayı bırakırsan bil ki beni değil, kendini kaybetmiş olacaksın. Ben gidiyorum ama senden vazgeçen ben değilim. Sen, içindeki hayatı susturuyorsun.

Eğer bir gün yeniden başlarsan, beni arama.

Kendini bul yeter.”

Mahir uzun süre kıpırdamadı.

Yıllarca terk edildiğini sanmıştı. Oysa terk edilen, sevgisi değil cesaretiymiş.

Gözleri doldu. İlk kez geçmişe kızmadı.

Masaya oturdu. Islak izin yanına mektubu bıraktı.

Ve o an anladı…

Gece gelen kadın belki bir yabancı değildi. Belki pişmanlıklarının suretiydi. Belki yıllardır konuşmayan vicdanıydı. Belki de hayat, ona son kez dokunmuştu.

Camı açtı.

İçeri temiz bir rüzgâr doldu.

Deftere yeni bir cümle yazdı:

“İnsan bazen kapısını çalanı değil, yıllarca içeri almadığını bekler.”

Sonra yazmaya devam etti.

Çünkü bazı izler silinmek için değil, yön göstermek için kalırdı.

Derya YAĞMUR 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Derya Yağmur Araştırma Yazarı ⭐ Editör ⭐ Şair ⭐ Muhabir Yazarı ⭐ Roman Yazarı ⭐ Köşe Yazarı ⭐ Çocuk Edebiyatı Yazarı ⭐ İç Dönüşüm ve Başarı Yazarı ⭐ Sosyal Medya ve İletişim Uzmanı