Kırık Oyuncak

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
18 Ocak 2026 - 18:27
18 Ocak 2026 - 18:27 ⏱ 6 dk Okuma Süresi
 1  67
Kırık Oyuncak

Evimizde yanan sobamız sadece salonumuzu değil tüm aileyi bir arada tuttuğundan içimizi de ısıtıyordu.

Yemekler salonda yeniyor, sohbetler ediliyor, üzüntülerimiz, hüzünlerimiz, kahkahalarımız hep salonda yaşanıyordu. Kardeşimle olan tüm oyunlarımızı burada oynuyorduk.

Annem, elinden bırakmadığı örgüsünü alıp örmeye başladı. Kış başlayalı kaçıncı kazak, hırka olmuştu bilmiyorum. Devamlı bir şeyler örerdi. Babam ve abilerim, televizyonun başına geçip izlemeye koyuldular.

Benden iki yaş küçük kardeşimle benim ise televizyon pek merakımızı çekmiyordu. Her akşam yaptığımız gibi küçük salonumuzun ortasında, bize yetmeyen alanda oyuncaklarımızla oynamaya başladık.

Her ikimizin oyuncaklanı kırık ve eskiydi. Hiçbir zaman yeni oyuncağımız olmadı. Başka çocukların eskitip yüz çevirdiği oyuncaklara mecburduk. Ancak bundan hiçbir zaman ne kardeşim ne de ben şikâyetçi olmadık. Bizim için önemli olan oyuncakların yeni olması değil, onlarla vakit geçirirken kurduğumuz hayal dünyasıydı.

Kardeşim, salonu boylu boyunca kaplayan halının bir ucunda, ben ise sobaya yakın diğer ucunda kendimizce kurduğumuz oyunlarımızla meşguldük. Kardeşim ayakları kırık, üzerindeki renkleri çoktan solmuş, ışıkları yanmayan robotunu diğer kırık dökük oyuncaklarıyla savaştırıyordu. Onları birbirine çarparak ağzından tuhaf sesler çıkarıyor, bir patlama sonucu havaya kaldırdığı oyuncaklarını tekrar yere koyuyordu. Her yer kan revan içindeydi. Bu kadar vahşet küçük salonumuza fazlaydı.

Benim oyuncaklarımın tümünü ise arabalar oluşturuyordu. Tekerlekleri olmayan arabalarımı sürme şansım yoktu. Kırık arabalarıma futbol oynatmak bana daha çok keyif veriyordu. Hayalimdeki futbolcuların yerine koyuyordum onlanı.

Arabalarımı modellerine göre iki takıma ayırdım. Model dediğime bakmayın. Görünüşlerinin güzelliğine göre ayırdım. Annemin bir tarafı yırtık olan terliklerinden kale yaptım. Abimin bilyelerinin içerisinden, üzerinde desen bulunmayan, her yanı beyaz bır bilyeyi de top olarak kullandım.

Maç hayli çekişmeli başladı. Birbiri ardına atılan goller beni heyecanlandırıyordu. Oyuna kendimi o kadar kaptırıyordum ki kıyamet kopsa umurumda olmazdı. Açık olan televizyonun varlığından bile haberdar değildim. Zaman, benim için durmuştu. Salonda sadece ben ve arabalarım vardı. Atılan goller sonrası tekerlekleri olmayan arabalarımı havaya kaldırıp sevinç gösterileri bile yapıyordum. Maç esnasında top yerine koyduğum beyaz renkli bilyem bazen sahanın dışına çıkıp kardeşimin oyun alanına giriyordu.

Oyunun başlarında halının desenine göre belirlediğim maç sahasının o kenarından taç atışı yapıyordum.

Oyunum o kadar heyecanlı olmuştu ki saha kenarı olarak belirlediğim alan artık bana yetmiyordu. Kenarda yedek olarak beklettiğim kırık arabalarımdan birkaç tanesini daha maçın içerisine alarak oyun alanımı genişlettim. Böylece kurduğum oyun daha bir gerçekçi daha bir heyecanlı olmuştu.

Benim oyun alanım genişlerken kardeşimin oyun alanı aynı oranda daralmıştı. Kardeşim de bu durumdan hiç hoşnut olmadı. Zaten küçük olan salonumuzun ufak bir köşesine sıkışmak kardeşimin hoşuna gitmedi.

Önceleri benim futbol topu olarak kullandığım beyaz bilyeyi benim tarafıma fırlattı, sonrasında futbolcularım olan kırık arabalarımı. Bu duruma tepkisiz kalamazdım. Haliyle sesimi yükseltip kızdım.

Babam önceleri pek umursamadı kardeşimle aramızda geçen sürtüşmeyi. Aldırış etmeden televizyonu izlemeye devam etti. Artık inada bindirmiştim. Büyüttüğüm oyun alanımı kaybetmeye hiç niyetim yoktu.

Top yerine koyduğum beyaz renkli bilyeyi bilerek kardeşimin tarafına atıyor ve oyuncaklarımı o tarafa taşınıyordum. Aynı şekilde kardeşim de benden aşağı kalmayıp kendi kırık dökük oyuncaklarını benim olduğum tarafa atıyordu.

İkimizin de buna sabrı kalmamıştı. Beraber gülüp oynadığımız salonumuzu paylaşamaz hale geldik.Seslerimiz iyiden iyiye yükselerek televizyonun sesini bastırır hale gelince babam daha fazla dayanamadı.Oturduğu kanepeden kalkmadan, kaşlarını bir daha ayrılmayacakmışçasına çatarak ters bir bakış attı ve 'yeter' diye bağırdı. Babamın ani tepkisi karşısında ne olduğunu anlamayan kardeşim ve ben birden sus pus olduk. Kısa bir sessizliğin ardından sanki ilk konuşanın kazanacağını düşünerek hem kardeşim hem de ben itiraz edip birbirimizi suçlamaya başladık. Babam ise kimin haklı olduğuna bakmadan sorgusuz sualsiz cezayı bana kesti. Oturduğu kanepeden hışımla kalkıp benim hayalimde futbolcu yaptığım kırık arabalarımdan birazını gelişigüzel avucunun içine aldı. Diğer eline aldığı maşa yardımıyla sobanın üst kapağını açtı ve avucundaki tüm arabaları yanan sobanın içine attı.

O an benim dünyam yıkıldı. Hemen sobanın içine girip oyuncaklarımı kurtarmak istedim ancak mümkün değildi. Geri dönüşü olmayan bu yolda, yanmanın acısı kalbime kadar işledi. Yanan kırık arabalarım değil, hayallerimdi. Bu acıya daha fazla dayanamayarak oturduğum yerden ok gibi firlayarak soğuk odalardan birine kaçtım. Kendimi somyanın üzerine atıp hıçkırarak ağlamaya başladım. Odanın soğukluğu umurumda değildi. Kalbimde yanan acı, bedenimdeki soğukluğu perdelemişti. Gözyaşlarımı, bu yangını dindirmesi için özgür bıraktım.

Ertesi sabah, sobada yanıp kül olan kırık arabalarımdan arta kalanlara baktım. Çoğunluğu duruyordu. İki avucumun içine alarak sıkı sıkıya sarıldım onlara. Artık onlar benim için kaybedilmeyecek bir hazineydi. Bu hazineyi kimsenin çalmasına izin veremezdim.

Sonraki günlerde kardeşimle birlikte yine evin salonunda kendimizce oyunlar oynadık. Ama hiçbir zaman o akşam yaşadığım olayın tekrarını yaşamak istemiyordum. O yüzden kardeşimin oyun alanına hiç müdahale etmedim. Onunla en ufak bir sürtüşmeye dahi girmedim.

Şimdiki çocuklar gibi türlü türlü oyuncaklarım hiç olmadı. Tüm çocukluğum o tekerlekleri olmayan kırık arabalarımla oynatmakla geçti. Şimdi geriye dönüp baktığımda kurduğum hayal dünyası en büyük hazinem olmuş. Çekmecemi açtığımda herkesten sakladığım o kırık oyuncaklarımı görmek bana tarifi imkânsız bir mutluluk veriyordu.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow