YOL HİKAYESİ-1

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
10 Şubat 2025 - 14:49
10 Şubat 2025 - 14:49 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
 1  759
YOL HİKAYESİ-1

         Spil dağının dondurucu soğuğunu iliklerime kadar hissettiğim sırada otobüs yolcularını almış yeniden yola devam ediyordu. Gündüz yolculuğu yapmanın en güzel yanı belki de yol boyunca dağları ovaları izleme olanağı sunmasıydı. Uçak seyahatinde bulutların üzerinde yol alırken bu çok da mümkün olmuyordu.

        Yorgun değildim ama aracın beşik gibi sallanmasından mı bilmem ne ara olduğunu anlamadan uykuya dalmıştım. Gözlerimi yeniden açtığımda fırtınalı bir kış havasıyla karşı karşıyaydım. Otobüs rüzgarın şiddetinden yol almakta zorlanıyordu sanki. Karlı dağları izlediğim sırada yolculardan bir kadın mola yerine ne kadar kaldığını soruyordu. Hostes hanım yarım saat sonra duracağımızı belirtti. Güzel yüz hatlarına sahip hostesin verdiği cevabı dinlerken kirpiklerindeki rimelin yoğunluğuna takıldı gözlerim. Araçta mı oturmalıyım yoksa inip biraz soğuk havayı ciğerlerime mi çekmeliyim henüz karar vermemiştim. Ben bunu düşünürken hemen arkamda bulunan koltukta oturan genç adamın telefon konuşması çekti dikkatimi .Eşi ile ayrı yaşadığını küçük çocuklarını eşinin ona göstermediğini anladım bu kısa sürede. Bir çocuğu baba sevgisinden mahrum etmenin mutlaka önemli bir nedeni vardır diye düşündüm. İstemeyerek de olsa tanık olduğum bu konuşma beni yine aynı konuya getirdi. Ne kadar çok mutsuz evlilik vardı etrafımızda. Öylesine devam ettirilmeye çalışılan birliktelikler. Ebeveynleri arasında pinpon topuna dönen çocuklar.

        Hostes hanımın ne içeceğimi soran sesiyle kendime gelip seçeneklere baktım. Şu an sıcacık bir içecek beni o kadar çok mutlu ederdi ki.Ama ne yazık ki yaşanan bir kaç olumsuz olaydan sonra firmalar sıcak içecek yerine soğuk meşrubat ikram etmeye başlamışlardı. Binlerce fit yükseklikteki uçakta bu tehlike yokmuydu.Orada bir sürü para ödeyip içebiliyorduk .Buz gibi havaya rağmen mola yerine yaklaştığımızda inip hava almaya karar vermiştim.

        Gözüme çok kasvetli görünen dinlenme tesisinde içimi bir huzursuzluk kapladı. Karton bardakta içmeyi sevmesemde içimi ısıtması için sıcacık bir çay alıp tesisin önünde park etmiş yolcu otobüsüne geri döndüm. Soğuktan üşümüş avuçlarım çayın yaydığı sıcaklıkla bir nebze de olsa ısındı. Siyah renk yakası kürklü kalın şişme montumu araç hareket edene kadar çıkarmamaya karar verdim.

        Hava kararmaya başlamıştı yolculuğun devamında. Geçtiğimiz yol üzerinde bulunan evlerdeki hayatları düşündüm. Sevginin yaydığı sıcaklık mı hakimdi bu evlerde yoksa yokluğun şiddetin verdiği soğukluk mu. İçinde yaşayan insanlar olmasa dört duvardan ibaret olan o yapılar bir anda sıcak bir yuvaya dönebiliyordu. Ya da tam bir hapishaneye...

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Özgür URTEKİN 1974 yılinda doğdum.Yazmak benim için bir yaşam biçimi.Bu güne kadar yayınlanmış "Yıllar Sonra ""Tesadüf Diye Bir Şey Yok "ve"Şehrin Karşı Kıyısı "adlı üç kitabım var.Romantik tarzda kitaplar ve şiir yazmayı çok seviyorum.Küçük yaşlardan beri okumaya olan tutkum zamanla beni yazmaya yönlendirdi.Otuz yıl maliye teşkilatına hizmet verdikten sonra geçen yıl emekli oldum.Gezmeyi ve yeni yerler görmeyi çok seviyorum.Eşim ve kızlarımla dünyanın en güzel şehirlerinden biri olduğunu düşündüğüm İstanbulda yaşıyorum.