Veda Manifestosu

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
22 Nisan 2026 - 10:55
22 Nisan 2026 - 10:55 ⏱ 2 dk Okuma Süresi
 8  48
Veda Manifestosu

İstanbul’da son yedi günüm.

Bir şehirle vedalaşmanın,

takvimi olmaz.

Bunu öğrendim.

 

Taşlar konuşuyor;

Üstüne bastıkça.

Her biri yıkılmış bir iktidarın,

İz kemiği.

Yedi tepe sırtını dayamış suskunluğa,

Ben susturulamıyorum...

Sıra bende.

 

Bu şehir çok şey öğretti.

Yürürken eğilmeyi,

Susarken suçlu sayılmayı.

Üstüne koku sinmeden,

Kalabalıklar içinden geçmeyi…

 

Tanımıyor artık beni,

Boğaz rüzgârı.

Yüzüme çarpıyor;

Haklı.

Bu şehir kimseyi tanımaz,

Herkesi kullanır.

Köprüler geçilir,

İnsanlar yıkılır.

 

Duvarlar yazıyla dolu.

Hayatın yarısı;

Öfkenin tamamı.

Kaldırımlar hükmeder insana,

Yürü!

Durursan eksilirsin.

Burada durmak,

Bir tür ihanet.

 

Son bir kez kahve içeceğim;

Sahafların tozu,

Arka sokakların cümleleri,

Üstüme sinmesin diye…

 

İstanbul terk edilmez,

İstanbul yarım bırakılır.

 

Yaptığım yükümü boşaltmaktır.

Valiz hafiflesin,

Dönüşüm kolay olsun.

Şehrin sesini kısmayacağım,

Ona sadece sırtımı döndüm,

Bu daha yüksek bir sessizliktir ya!

 

Neyse…

 

Bu bir bildiridir.

İstanbul insanı sınar.

Kazanan azdır.

 

İstanbul’da son yedi günüm,

Sırtıma yüklenen ilk göçüm.

Dolu dolu sevincim,

Az da olsa biraz hüznüm.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Hüseyin Aslan 12 Eylül 1994’te Göztepe’de, babamın dadaş vakarı ile annemden miras kalan Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında, çok sesli bir kültürün içine doğdum. Çocukluk düşlerimde ağaca dokunmak, ona şekil veren bir marangoz olmak vardı ancak rasyonel yaşam beni 2018 yılında bir Endüstri Mühendisi olarak hayatın devasa pazarına bıraktı. O günden beri Proje Yöneticisi unvanıyla sistemlerin ve karmaşanın ortasında yol alıyorum. Kelimelerle olan hakiki münasebetim ise 2016 yılında başladı. 2022’de şahsi blogumda inşa etmeye çalıştığım yazın dünyası, iş ve hayat dengesinin o bitmek bilmeyen savaşına bazen yenik düşse de, yazmaktan vazgeçmedim. İş hayatının gri dünyasından her fırsatta kaçıp, hiçbir zaman tam olarak bırakmadığım o kadim limana, şimdi tekrardan, edebiyata sığınıyorum.