ODA 10

Ağustos 12, 2025 - 11:32
Ağustos 13, 2025 - 13:57
 1
ODA 10

ODA 10

Satrancımı doğru oynamalıydım. Bir piyon bir de atımı feda etmiştim. Artık şah ve mat demenin zamanı geldi sanırım.

 

Tanrının cevabını bulmuştum. Benim bu durumdan kurtulmam için tekrar 20’li yaşlara gitmem gerekiyordu. Bu küçücük bedenimle benim gücüm hiçbir şeye yetmezdi. Geleceğe gidip bazı durumları değiştirebilirsem belki geçmişi de değiştirebilirdim. Şimdi diyeceksiniz ki; geçmiş değişirse gelecek değişir. Ben de diyorum ki gelecek değişirse geçmiş zaten değişmiştir. Madem geçmişte bir şey yapmaya gücüm yetmiyor. O zaman gelecekte bunu başarabilirim. Bunun için elimden geleni yapmalıyım. Şimdi tüm sorun geleceğe ben nasıl gidicem? Düşünüyorum da her şey odalarda olup bitiyor. O odalardan öyle birini bulmalıyım ki istediğim yere gidebileyim. Birden aklımda bir fikir parladı. Eğer aşağıya olayın olduğu müştemilata girersem belki bir şeyler değişebilir. Oraya girmeyi başarabilirsem diğer çocuklardan bir iz de bulabilirdim. İkinci kata kadar kimseye görünmeden inebildim. Ancak dışarda Esteban ve diğer adamın hala beklediğini biliyordum. Onlara görünmeden müştemilata gitmek için bir yol bulmalıydım. Etrafı kolaçan ederken koridorun sonundaki kırmızı kapı dikkatimi çekti. Bu kapının nereye açıldığı hakkında bir fikrim yoktu. Çünkü her zaman kilitliydi. Parmaklarımın ucuna basa basa koridorun sonuna kadar gittim. Şansımı denemeliydim. Elimi kapı koluna uzattım. Umarım kilitli değildir, diye içimden geçirirken kapı açılıverdi. Tanrının yardımının geldiğini hissettim. Usulca parmaklarımın ucuna basarak kapıdan içeriye daldım. Kapının tam karşısında kocaman bir ayna vardı. Kendimin yansımasını gördüm. Yirmili yaşlara dönmüştüm. Oda rüstik döşenmiş mavi renkli bir odaydı. Taş duvarlarla örülü kasvetli yarı karanlık yarı aydınlık bir yerdi. Kapalı siyah perdelerden zar zor içeri ışık giriyor ve onun aydınlatmasıyla etrafı görebiliyordum. Odanın ortasında büyük bir masa duruyordu. Masanın üstünde üstü açık bir maket vardı. Dikkatlice yaklaştım. Bu maket ev, benim kaldığım yurdun maketiydi. İyice eğildiğimde gördüğüm şeyler beni korkutmuştu. Bu maket canlıydı. İçinde insanları görebiliyordum. Sanki oturduğum yerden sinema seyrediyor gibiydim. Bir sürü oda vardı İlk dikkatimi çeken şey benim az önce içinden kaçtığım odaydı. İçinde rüya gördüğümü sandığım tabutlarla dolu odayı rahatlıkla görüyordum. Sanki yaşadıklarımı tekrar canlı izliyordum. 15 yaşımdaki halimle odanın ortasında oturmuştum. Sonra yan odaya geçtiğimi gördüm. Ve koridora çıktığımı. Tıpkı labirente benzeyen bir maketti. Odalar odalara açılıyordu. Biraz daha dikkatli incelediğimde maketin aşağı katında hemen kapının girişinde dışarda bahçede bir odada tüm çocukları gördüm. Burası müştemilat denilen yerdi. Demek ki düşündüklerim doğruydu. Çocukları buraya hapsetmişlerdi. Ve o yangın burada oluyordu. Dememe kalmadan müştemilatın önünde kızıl sakalın kapıdan içeri ateş attığını gördüm. Çılgınlar gibi bağırmaya başladım. Hayııııır ! Yangını söndürmek istesem de bu garip boyuta müdahale edemiyordum. Odadaki her şey yanıp kül oldu. Sonra kafamı maketin başka bir yerine çevirdiğimde en dip köşede bir odanın üstünde çıkış yazısı olduğunu farkettim. Şimdi her şeyi daha iyi anlayabiliyordum. Benim gelecekte değiştirebileceğim bir şey yoktu. Yanlış düşüncelere kapılmıştım. Ama geleceğe geldiğimde gördüğüm bu manzara bana kaçış yolunu göstermişti. Hemen geldiğim odanın kapısından hızla geri çıktığımda yine yurdun içindeydim ve yine 15 yaşındaydım. Şimdi her şeyi çok iyi planlamalı ve olacak kötü olaylara engel olmalıydım. Artık nelerin olabileceği konusunda bir fikrim vardı. Ne yapacağım konusunda da bir şeyler aklımda oluşmaya başlamıştı. Hızla koridordaki başka bir kapıyı açtım. Bu kapı dışarıya yangın merdivenine açılıyordu. Çıplak ayaklarımla demir merdivenlerden hızla yangın merdiveninden aşağıya indim. Burası binanın arka bahçesiydi. Uzamış otlar, etrafa atılmış çöpler her tarafı kaplamış, bakımsız bir arka bahçeydi. Müştemilatın arka tarafı bu bahçeye bakıyordu. Bu küçük evin ön tarafından içeriye giremeyeceğime göre arka tarafından bir giriş aramalıydım. Dikkatlice etrafa baktım. Arka tarafta küçük bir pencere vardı. Etrafıma bakındım. Üstüne çıkabileceğim bir şey aradım. Hemen köşede eski bir sandık duruyordu . Onu tüm gücümle çekip üstüne çıktım ve pencereye tırmandım. Camı hafifçe ittiğimde açıldı. İçeriye doğru baktığımda tahminim doğru çıktı. Yurttaki çocukların hepsi oradaydı. Kimi acı içinde ağlıyor, kimi kendinden geçmiş bir şekilde yatıyor, kimi de korku içinde etrafına bakınıp duruyordu. Manzara çok korkunçtu. Çocuklarla işleri bitmişti. İstediklerini almışlardı. Şimdi geriye ne varsa yakıp yıkıp adayı terk edip gideceklerdi. Tabi bu benim aklıma gelen ilk düşünceydi. Tüm gücümle pencereden içeriye girmek için tırmandım. Ve içeri atladım. Birazdan Kızıl Sakal buraya gelecek ve içerisini ateşe verecekti. Bir an önce çocukları buradan çıkarmalıydım.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow