Nefsimize ve Neslimize Karşı Sorumluyuz!

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...

Nesil

22 Mayıs 2025 - 05:31
22 Mayıs 2025 - 05:31 ⏱ 7 dk Okuma Süresi
 1  753
Nefsimize ve Neslimize Karşı Sorumluyuz!
Geleceğimiz

Nefsimize ve neslimize karşı sorumluyuz.

Bizler müslüman'ız Elhamdülillah ve biliyoruz ki ins u cin Allahü Teâlâ'ya kulluk etmek için yaratılmıştır.Biz müslüman olarak diğer inançlara sahip toplumlar'dan daha uyanık daha akıllı daha çalışkan ve bilinçli olmalıyız.Bizler nefsini Allah için Allah'ın kullarına feda eden;nefsi nefsi nefsi değil " ümmeti ümmeti ümmeti"diyen bir peygamber'in (aleyhissalâtü vesselam)ümmetiyiz.Nefsimiz'den fedakârlık etmeden ne kendimize ne de diğer kardeşlerimize faydalı olabiliriz.Kendisine faydalı ol(a)mayan bireyler'in nesillerini de ihyâ ve irşâd etmeleri mümkün değildir.Nefislerimiz bilhassâ şu içinden geçtiğimiz zaman dilimleri'nde birer azgın canavara dönüşmüştür: uyku'ya eğlence ve oyuna doymayan bir robot gibi hayatını sadece yeme içme gezme tozma gibi faaliyetler'le dar bir kalıb'a sıkıştırma'ya çalışan insanlar'ın bir ferdi bir aile'yi veya toplumu inşâ ve ihyâ etmeleri imkansızdır.Nefislerine ve nesillerine söz geçiremeyen insanlar'ın varlıklarını sürdürmesi beklenemez,böyle bir ortam'da refah'tan ,huzur'dan, adaletten vesaire söz edilemez.Her şey iyi birer rol model olmak'la bağlantılıdır:Sigara içen bir ana baba'nın:" oğlum kızım sigara kötü bir şey onu sakın içme "demesi'nin ne etkisi olabilir ?Alkol tüketen ana baba'nın evladına :"Alkol haramdır ,içme demesi'nin ne gibi bir faydası olabilir ki!?Ev ortamı'nda, iş ortamı'nda, mahalle'de vesaire yerler'de bel'den aşağı sözler kullanan bireyler'in küfürlerine maruz kalan çocuklar'ın ,gençlerimiz'in ruhen ,kalben, zihnen sağlıklı olmalarını ,kendisine ailesine ve topluma faydalı bir nesil olmasını nasıl bekleyebiliriz ki !? Allahü Teâlâ Zariyat suresi'nin 55 .ayeti'nde:" Sen öğüt verip hatırlat çünkü hatırlatmak müminlere fayda verir" buyurmaktadır.Bizler de bu ayeti duyan tebriğçiler olarak üzerimize aldığımız bu vazife'den dolayı Allah rızası için ve O'nun emrine ittiba etmek maksadı'yla hepinize ulaştırma'yı gaye edindik. Rabbimiz bu nokta'da bizi daha bilinçli hâle getirsin ve ümmeti muhammed'in birer ferdi olan sizlere ve hizmetlerinize amâde eylesin inşAllah.Geleceğimiz, yarınlarımız ,umutlarımız olan çocuklarımıza maddi manevi tüm güzellikleri anlatmak ,aktarmak ve onları Kur'an ve Sünnet gibi manevi ilaçlar'la aşılamamız gerekir.Bu doğrultu'da her şeyden önce onları anne karnı'ndan tutun çocukluk evresini yaşadığı döneme kadar ve dahi sonrası'nda helal ve temiz olan gıdalar'la yedirmeli içirmeliyiz . Sonra 7 yaşına geldiği'nde kız ya da erkek evlatlarımıza namazı öğretmeliyiz, 10 yaşı'nda ise bunu artık emretmeliyiz fennî ilimler'in yanında Kur'an ilmi'yle de tanıştırmak ,kaynaştırmak zorundayız. Çocuklarımıza iyi birer örnek olmak için gayret göstermeliyiz, özellikle Elif Bâ'dan itibaren namaz'da okunan kısa sureleri gerekirse defalarca okumak sureti'yle öğretmeli onlara ezberletmeliyiz, abdest alırken namaz kılarken onlar'ın da bizi seyretmesini sağlamalıyız .Abdest'ten namaza, namaz'dan dua'nın nasıl yapıldığına kadar Rabbimiz'in öğret ve hatırlat buyurduğu her şeyi çocuklarımıza öğretmek bizim en önemli ,en aslî görevimizdir .Çocuğun eline 3 beş kuruş sıkıştırıp başı'ndan salmak değildir ana baba olmak :her odaya birer tablet telefon ve bilgisayar koyarak onları savaş oyunlarına, chat programlarına mahkum etmek ,sanal alem'in sahte dostluklarına ,çirkinliklerine teslim etmek hiç değildir.Toplum'un çekirdeği aile ;aile'nin çekirdeği de çocuklardır. Günümüz toplumu'nda bir tablo çizecek olursak esrarı'ndan tutun kumarına kadar içki kullanan çocuklar'ın yaş ortalamaları 9'a kadar inmiştir. Hırsızlık ,yalan talan ,adam öldürme ya da yaralama gibi suçlar'ın yaş ortalamaları da maalesef bu şekildedir. Şunları sormamız gerekiyor kendimize: Bu çocuklar'ın derdi neydi? Bu çocuklar'ın dermanı kimdeydi ?Bu çocuklar şimdi nerede?

Çocukluklarını yaşama'dan bu dünya'dan göçenler'in yanında ;organ mafyaları'nın ,kapkaç çeteleri'nin, kumarbazlar'ın ,mafya babaları'nın, eline düşenler ,-af buyurun- pavyon ,gazino,meyhane köşelerine düşenler , sokaklar'da bir lokma ekmek için dilenenler ve başlarını sokacak bir damı olmayanlar, terör'ün onun ,bunun eline düşüp dağa kaçanlar, hapishane, akıl hastanesi veya mezar'da olanlar ,eğitim hayatları yarı'da kalan çocuk ya da gençleri kimler neden ve nasıl bu hale getirdi!?Suçlu kim :Kanunlar mı insanlar mı zaman mı kader mi ?Kendimizi kandırmayalım kıymetli kardeşlerim ,değerli büyüklerim ,tedbirini almadığımız bir şeyin sorumlusu olarak kaderi tenkit edemeyiz, bu kader'in sahibine saygısızlık ve iftira olur. Kader mefhumu nasıldır bilir misiniz ?

Siz hayallerini kurduğunuz gayenize Allah'ın size bahşettiği akıl ve cüzî irade ile ulaşmak için çalışır çabalar tedbirlerinizi alır ve ondan sonra tevekkül edersiniz ,tüm çabalarınıza rağmen o ideallerinize vâsıl olamazsanız ,işte o zaman "bu benim kaderim de yoktu "dersiniz, kenara çekilirsiniz ve emr'in başım,gözüm üstüne dersiniz ,ancak biz herşey'de olduğu gibi deve'yi bağlama'dan tevekkül etme'nin kolaylığına kaçtık: çocuklarımız gençlerimiz konusu'nda da suy'un akışına bırakmayı tercih ettik. Şunu da özellikle ifade etmem gerekir:Tabii ki elleri öpülesi anne babalar da var, kendi zamanları'nda da öldük'ten sonra da arkaları'ndan rahmet okutan anne babaları tenzih ediyorum ,fakat toplum'un genel portresi bu şekildedir. İnsan eli'yle yapılan kanunlar'ın yaptırım gücü olmadığını artık çok daha iyi görmekteyiz. Bu yüzden Allah'ın kanunlarına: 114 sure ve 6666 küsür ayetine teslim olma'dan ,nefs'in ve nesl'in terbiyesi'nden söz edemeyiz.Kardeşlerim ,kıymetli dostlarım büyüklerim!

 Evlatlar'ın anne baba üzeri'ndeki hakları'ndan birisi de ona güzel isim vermesidir: Ali ,Ömer ,Ahmet ,Mehmet;Ayşe, Fatma ...Maşallah ne güzel isimler. Çok güzel isimler'le hitap ettiğimiz ve edilmesini istediğimiz çocuklarımıza sahip çıkmak ,onlara isimleri kadar güzel bir gelecek, ortam hazırlamalıyız.Bunun için fabrikatör olmak gerekmiyor. Tabii ki müslüma'nın zengin olması'nda hiçbir sakınca yoktur ,yeter ki bu zenginlik Allah'ı unutturmasın ! Bizim burada bahsettiğimiz asıl zenginlik ahlâk-ı hasenedir ,yani güzel ahlâktır . Güzel ahlâk insanı takva sahibi yapar ,muttaki olan bir birey Allah emrettiği için çocuklarına da Allah'ın birer emaneti olarak bakar ve bu emanete gerektiği gibi sahip çıkmaya çalışır. Bu yüzden ;her şey'de olduğu gibi çocuklarımızı terbiye ederken de yetiştirir'ken de güzel ahlâk ve takva'ya ulaştıran kaynağa yani , Kur-an'a başvurmalıyız.Yazımı Al-i imran suresi 104'üncü ayeti'yle bitirmek istiyorum.Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:" Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülük'ten men eden bir topluluk bulunsun."

Yazar Abdulaziz ADAKAN 

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Abdulaziz ADAKAN Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrasında Yeşeren Ümitler adlı eserlerin müellifi. Abdulaziz Adakan, 1985 yılında Van’ın Gevaş ilçesinde, sert bir Şubat soğuğunda dünyaya geldi. Eğitim hayatına Gevaş’ta başlayan Adakan, lise öğrenimini Van Mehmet Akif Ersoy Lisesi Yabancı Dil (İngilizce) bölümünden mezun olarak tamamladı. İlk ÖSS sınavında iki yıllık İlahiyat Fakültesini kazanmasına rağmen, maddi ve manevi imkânsızlıklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi. Çocukluğundan beri yakasını bırakmayan sağlık sorunları nedeniyle eğitimine uzun bir ara vermek zorunda kalan Adakan, içinde ukde kalan üniversite hayalini yıllar sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm Rehberlik bölümünü okuyarak gerçekleştirdi. Birden fazla ajanstan farklı diziler için oyunculuk teklifi almasına rağmen manevî sebeplerden ve bu sektörün ahlâkî değerlerden gün be gün uzaklaşması nedeniyle bu teklifleri reddedip sektörden uzak durmayı tercih etti. Şu anda memleketinden uzakta, inşaat sektöründe çalışmakta olan Adakan, zorlu çocukluk, gençlik ve evlilik dönemlerine rağmen sevgi, umut ve mücadeleyle dolu yaşamından ilham alarak kalemini edebiyat dünyasına adadı. Hem yaşadığı feci bir kaza nedeniyle ulaşamadığı çocukluk ve gençlik hayallerini hem de gerçek yaşam öyküsünü eserlerine yansıtan Adakan, yazın dünyasına güçlü bir giriş yaptı. 2025 yılında yayımladığı ilk romanı Uzun Bir Hikâye ve ilk hikâye kitabı Hayallerinin Peşinden Koş ile edebiyat dünyasına adım atan yazar, kalemiyle ilham vermeye devam etmektedir. Ayrıca, yazmakta olduğu yeni eserleriyle de edebiyat yolculuğunu sürdürmektedir. Yazdığı eserler'le gönül'den gönüle köprüler kurmayı hedefleyen Adakan,Uzun Bir Hikâye, Hayalleri'nin Peşi'nden Koş ve Erenlerin Sofrası'nda Yeşeren Ümitler adlı kitaplarla Manevî Edebiyat'a Katkı ödülüne layık görülmüştür. Hâlâ yazmaya devam ettiği eserlerle edebiyat yolculuğuna kararlılıkla devam etmektedir. Abdulaziz Adakan, 2025 yılı itibarıyla Fikirizleri.com platformunda köşe yazarı olarak yer almakta ve yazılarıyla okurlarına dokunmaktadır. Son olarak Adakan, hayatını özetlerken şu sözleri dile getirmektedir: "Hâlâ nefes alıp verebiliyorsam, bunu sevgiye ve inanca borçluyum."