Fıtrat Pedagojisi Üzerine İnceleme

Çocuğun seviyesine inilmez çıkılır...

Haziran 8, 2025 - 22:16
Haziran 24, 2025 - 23:08
 0  755
Fıtrat Pedagojisi Üzerine İnceleme

Eserimiz 176 sayfadan oluşmaktadır.Bendeki Hayy kitapçılığın,Yıkılmazlar basım yayın evinden 44. Baskısıdır. Eserimizin kapağını incelediğimizde ‘’adetlerle değil ayetlerle çocuk eğitimi’’ ayrıca elif harfine sarılmış bir çocuk görürüz. Bu naif sözün derinliğinin pratiği günümüzdeki gelenekselliğin aile-çocuk arasında yarattığı gerilimden bir hayli anlaşılmaktadır.Elif harfine sarılmış çocuk kanımca çocuklarının arkasında elif gibi dimdik duran aileyi simgelemektedir. 

Bir nevi ‘’el alem ne der ‘’değiminin yerini değil el alem elli alem de dese emanetlerin bir aspidistra gibi savruluşuna karşı haklı mücadele alır.

Eserinin giriş kısmında, çocuklarının bu eser üzerindeki katkısını şu sözü le dile getirmiştir;’’Kur’an-ı Kerim’e annelik gözlüğü ile bakmama vesile olan göz nurlarım’’… Buradan dahi anlaşılacağı üzere çocuklar bize bakış açısı kazandırır.Kazanımlarımızın mihenk taşı olurlar. 

Gitgide daha da derinlik kazanan eserin önsözü çocuğun seviyesine inilmez çıkılır diyerek başlamış.Günlük hayatta tiye aldığımız çocuk zihni seviyesine bizler erişmeye çalışmalı ve onları aşağı çekmemeliyiz. Burada amaç elbette ki yetişkinleri aşağılamak değildir. Aksine çocuk dünyasını hafife alan putlaşmış düşünceleri kırmaktır.Bunun bir seviye yarışı değil duygu bileşimi ve inilecek tek noktanın çocukların iç dünyası olduğu bilincidir.

Yazarımızın ilk şikayeti anlamadan okunan yüce kitabımız olmuştur.Onun bir süs eşyası olarak kullanıldığı gerçeğine değinilmiştir.Ben de bu hususta Bakara Suresi 66. Ayet-i Kerimeyi örnek vermek isterim,’’Bunu,hem çağdaşlarına hem sonra gelecek olanlara ibret verici bir ceza;takva sahipleri için de bir öğüt kıldık’’. Kuran-I Kerim’in öğüt verici olduğu bunun gibi birçok ayet ile aşikardır. Yaratan, yarattığının durumunu anne-babalarından çok daha iyi bilendir. Tam da bu nedenle ebeveynliğe ve daha birçok işe bize öğüt aracı kılınmış kitabımızı anlayarak başlamalıyız.

Ebeveynliğin bir diğer şartı ise Neml suresi 30.ayeti yani besmeleyi hayatımızın parolası edinmemizdir.Bizler çocuklar üzerinde bir sahiplik iddiasında bulunurken gerçek ve mutlak sahibimizi aynı zamanda emanetçi olduğumuzu çoğu zaman unuturuz lakin bu ayet bize haddimizi bildirir. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile hem hakimin hem de şahidin kendisi olduğunu fark ederek hayrı çağırmış oluruz.

 Yüce kitabımız insanı okumada, anlamada büyük bir yol göstericidir. Örneğin Bakara suresi 233. ayette çocuklara karşı sorumluluklarımızdan bahsetmiş ayrıca süt anne kavramını düzenleyerek yine zorluk olması durumunda çocuğun rızkını tayin etmiştir. Ebeveynler kimi zaman çocuklarına senin için saçımı süpürge ettim değimi ile sorumluluk kazandırmak isterler ve istedikleri gibi olmadığında da kendi hatalarını görmezden gelerek tekrar çocuklarını suçlarlar. Elbette kötü niyetli değillerdir fakat asıl terbiyecinin Rabb olduğunu ve ancak onun kulunu yargılayabileceğini unuturlar. Öğüt vermeden önce örnek olmayı en önemlisi de çocukların kalbine, zihnine doğru keşfe çıkmayı hafife alırlar. Oysa anlamadan nasıl anlatılabilir ki? 

Bir ebeveyn öncelikle kitap okurmuşcasına çocuğunun fıtratını okumalı sonra ona örnek halleri ile bir yaşam tarzı sunmalı daha sonra öğüt yani tebliğ aşaması ile terbiyeyi tamamlamalıdır. Fakat bu noktada en önemli husus fıtratı okumak ile fıtratı değiştirmeye çalışmayı birbirine karıştırmamaktır. Genellikle ebeveynlerde şöyle bir yanılgı vardır, çocuk fazla sakinse korkak; fazla hareketli ise şımarıklık ile suçlarlar ve hareketli çocuğu sakinleştirmeye, sakin bir çocuğu hareketlendirmeye çalışırlar. Çocuk zaten Rabbimiz tarafından en güzel fıtrat ile donatılmıştır. Bunu değiştirmeye çalışmak yaratana karşı saygısızlıktır. Eserimizde Celali ve Cemali yönü ile Rabbimizden birer parça taşıdığımız vurgulanmış ve birinin yansımasını ötekinde görmek istemeyi, elma ağacından üzüm beklemeye benzetmiştir. Olmayanı oldurtmaya çalışmak bir hırsa sokacağı gibi çocukların özünü unutmasına yol açacaktır. Çocuklar için üç önemli aşama vardır.taklit,talim ve tahkik…  İlk aşama altı yaşına kadar olan süreçtir. Çocuk bu dönemde aileden gördüğünü birebir uygular.Karakterin büyük bir kısmı bu dönemde inşa edilir. İkinci aşamada çocuk ailesinden gördüklerini yavaş yavaş sosyal hayatında uygulamaya başlar. Son aşamada ise artık taklit edip hayatında modellediği davranışları kendi eleğinden geçiren çocuk, yetişkinliğin sınırlarını çizmeye başlar. Bu dönem çatışmalarla geçtiği için ‘’ergenlik’’ olarak atfedilir. Tam da bu noktada ebeveynler hayat tecrübelerinden arta kalanlarını çocuklarına dayatarak  kendi eksikliklerini çocuklarının tamamlamasını ister. ’’Ben yapamadın sen yap’’ ya da ‘’Komşunun çocuğu.’’ İle başlayan birçok cümle duymaya başlanır. Tabiri caizse çocuk zıvanadan çıkar ve ebeveynler kontrolü altında tutamaz. Buradan şu sonuç çıkar bilmek, anlamaya Anlamak ise çözmeye yetmez. Unutulmamalıdır ki bir çocuk halk dili ile değil Rabb emri ile büyütülür.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Hazal Yağmur Keskin Siyaset Bilimi öğrencisi Yeni Yazar, Debdebe Kültür ve sanat, Temkinli hüzünler, Feveran Edebiyat, Nostalji Dergisi gibi birçok yerde yazar olarak yer aldı✨